Please download to get full document.

View again

of 13
All materials on our website are shared by users. If you have any questions about copyright issues, please report us to resolve them. We are always happy to assist you.

Oyunun gelişim ve öğrenmedeki rolü. The role of play on development and learning. Hülya Pehlivan 1

Category:

Word Search

Publish on:

Views: 0 | Pages: 13

Extension: PDF | Download: 0

Share
Related documents
Description
Volume: 13 Issue: 2 Year: 2016 The role of play on development and learning Oyunun gelişim ve öğrenmedeki rolü Hülya Pehlivan 1 Abstract Games, which are as old as the history of the world, were played
Transcript
Volume: 13 Issue: 2 Year: 2016 The role of play on development and learning Oyunun gelişim ve öğrenmedeki rolü Hülya Pehlivan 1 Abstract Games, which are as old as the history of the world, were played all over the world in all periods of history and in all cultures; and will be played in the future. A game which can be rule governed or free of rules, but in which children always participate voluntarily is a part of real life; and is the basis for physical, cognitive, social, linguistic, emotional and social development. Games are the mirrors reflecting the inner world of children, and they are the imaginary environments re-created by children so as to understand their emotions and enthusiasm, distress and relations. A game, which is defined as a field of experimenting in which children test and reinforce what they see, sets up ties with the past and forms a source for the future. Games are regarded as children s most important pursuit, and they mean discovering, learning, creating and expressing oneself for children. All materials for playing which introduce regulation into children s movements, which help them in their physical and psycho-social development, which develop their imagination are described as toys, and toys have important functions in children s development and in the development of their learning and creativity. Designing playgrounds, which are the locations for effective learning for children, bring about significant responsibility. Therefore, this fact should be taken into consideration while choosing toys for chidren and while desgning playgrounds, and games should be employed in pre-school education in the light of scientific data. Keywords: Game; Games and Development, Playgrounds; Toys. (Extended English abstract is at the end of this document) Özet İnsanlık tarihi kadar eski olan oyun, dünyanın her yerinde, her çağda ve her kültürde oynanmıştır ve oynanmaya da devam edecektir. Oyun, belli bir amaca yönelik olan veya olmayan, kurallı ya da kuralsız gerçekleştirilen fakat her durumda çocuğun isteyerek yer aldığı fiziksel, bilişsel, sosyal, dil, duygusal ve sosyal gelişiminin temeli olan gerçek hayatın bir parçasıdır. Oyun çocuğun iç dünyasının bir aynasıdır ve çocuğun duygu ve coşkularını, üzüntülerini, ilişkilerini anlamak için onların yeniden yarattıkları bir düş ortamıdır. Çocuğun gördüklerini sınadığı ve pekiştirdiği bir deney alanı olarak tanımlanan oyun geçmiş ile bağ kurmakta, gelecek için kaynak oluşturmaktadır. Çocuğun en önemli uğraşı olarak kabul gören oyun, çocuklar için keşfetme, öğrenme, yaratma, kendini ifade etme anlamına gelmektedir. Gelişim basamakları boyunca çocuğun hareketlerine düzen getiren zihinsel, bedensel ve psiko-sosyal gelişimlerinde yardımcı olan, hayal gücünü geliştiren tüm oyun malzemeleri de oyuncak olarak tanımlanır ve oyuncakların çocukların gelişim, öğrenme ve yaratıcılığın gelişmesinde önemli bir işlevi vardır. Çocuk için etkili bir öğrenme mekânı olan oyun alanlarının tasarımlanması önemli bir sorumluluğu beraberinde getirir. Bu nedenle, çocuklara oyuncak seçerken ve oyun alanları dizayn ederken bu durum göz önünde bulundurulmalı ve özellikle okul öncesi eğitimde de bilimsel veriler ışığında oyundan faydalanmalıdır. Anahtar Kelimeler: Oyun; Oyun ve Gelişim; Oyun Alanları; Oyuncaklar. 1 Expert Dr., Hacettepe University, Faculty of Education, Education Sciences Department, 3281 Giriş Oyun, belli bir amaca yönelik olan veya olmayan, kurallı ya da kuralsız gerçekleştirilen fakat her durumda çocuğun isteyerek yer aldığı fiziksel, bilişsel, dil, duygusal ve sosyal gelişiminin temeli olan gerçek hayatın bir parçası ve çocuk için en etkin öğrenme süreci şeklinde ifade edilmektedir (Coşkun, 1997:5). Eric Erikson un (1963) da belirttiği gibi, çocukluk oyunu gerçek hayatın bir benzeridir ve çocuğun geleceği ile arkadaş olmasını sağlamaktadır (Bruce, 1993:237). Oyun yapısı itibarıyla yaratıcı, orijinal, yenilikçi ve imgeseldir. Çocuğun hayatı boyunca edindiği teknik cesaret, yenilik ve ustalık becerilerini kullanır (Bruce, 1993:237). Çocuk oynarken imgelem gücünü kullanmakta, imgelem gücünü kullanarak yeni bir nesne, düşünce ya da bilgi üretmektedir. Zaman içinde, bu bitimsiz uğraşlar pek çok beceriyi içine alan ustalaşmış bir ürüne dönüşmektedir. Davranışın doğru yer ve zamanda, hızlı ve doğru bir biçimde sergilenmesi oyun etkinliklerinin nihai amacını oluşturmaktadır. Oyun çocuğun iç dünyasının bir aynasıdır (Boydaş, 1999:4). Çocuk oyun yoluyla birçok duygusunun (mutluluk, sevinç, acı, korku, dostluk, kin, nefret gibi ) farkına vararak kendini özgürce ifade edebilmekte ve duygusal olarak rahatlamaktadır (Erden, 2001:1). Bu anlamda oyun, çocuğun duygu durumunu ortaya koymada etkili bir araçtır. Bu ipuçlarını zamanında tespit edip, doğru değerlendirirsek, çocuğun içinde bulunduğu durumu ve yapılabilecek yardım ile katkıları uygun bir şekilde belirleyebiliriz. Oyun çocuğun duygu ve coşkularını, üzüntülerini, ilişkilerini anlamak için onların yeniden yarattıkları bir düş ortamıdır (Kılbaş, 2000: 29). Oyun çocuğun hayal dünyası ile gerçekler arasında kurduğu bir köprüdür (Özgür, 2000:3) ve çocuğun yaşı ilerledikçe, oyun katıksız bir sembolizm şeklinde içselleştiği için gerçek ve hayal arasındaki mesafe artmaktadır. (Social Development Psychology, 2002). Bu doğrultuda, çocuk işlemlerini yetişkinler gibi, gerçek dünya ve gerçek dünyaya ilişkin nesneler, duygular, düşünceler ve sorunlar üzerinde gerçekleştirir. Çocuğun mantıksal düşünüşe geçişi bu tür bir dönüşüm sürecini gerekli ve zorunlu kılar. Çocuğun gördüklerini sınadığı ve pekiştirdiği bir deney alanı olarak tanımlanan oyun geçmiş ile bağ kurmakta, gelecek için kaynak oluşturmaktadır. Bütün bunların yanı sıra, oyun yaratma, deneyim kazanma, iletişim kurma ve yetişkinliğe hazırlanma aracı, yorgunluk ve sıkıntıdan kurtuluş, özgürce ve kendiliğinden yapılan, haz veren, mutluluk kaynağı olan, çocuğu geliştiren ve eğlendiren etkinlik biçimi olarak algılanmaktadır (Doğanay, 1998:3). Bu etkinliklerin bilinçli eller tarafından yönlendirilmesi çocuğun önünü ve bilincini açacaktır. Çocuğun en önemli uğraşı olarak kabul gören oyun, çocuklar için keşfetme, öğrenme, yaratma, kendini ifade etme anlamına gelmektedir. Oyun, çocukların çevreleri ile ilişki kurmalarına, duygu ve düşüncelerini yansıtmalarına, kendi ilgi ve eğilimlerini tanımalarına yardımcı olan bir araçtır (Aral, 2000). Oyun aracılığı ile çocukları tanıma ve ileriye dönük gereken profesyonel yardımı yapma imkanı ortaya çıkabilir. Oyun yoluyla çocuğun iç dünyasını, değerlerini, hayata bakış açısını ve ileriye dönük planlarını betimleyebiliriz. Oyun belirsiz ve değişken bir yapıdır. Bu nedenle, farklı sonuçlara götürebilir (Pellegrini ve Galda, 1993:169). Bu, çocuğun oyun bağlamında yeni deneyimler kazandığı, hayata ve yaşama dair yeni şeyler öğrendiği ve kendini şekillendirdiği bir süreci ifade eder. Bu süreç, çocuğun o günkü ruh hali, geçmişteki bilgileri, oyun ortamı ve oyun materyallerinin özelliklerinden etkilenir. Açık uçlu bir öğrenme sürecini gerektiren oyun aktiviteleri, çocuğun bildiklerinin üzerine yeni bilgiler eklemesi, yanlış bildiğini düzeltmesi, hiç bilmediği bir bilgiyi edinmesi biçiminde olabileceği gibi, kıyaslama yapma, problem çözme ve hatta yeni bir bilgi ya da araç üretme gibi üst düzey beceriler sergilemesine sebep olabilir. Çocuk oyunlarının dört temel fonksiyonu vardır. Bunlar; 1) oyun gerilimi azaltır ve duygusal bir dışa vurum sağlar, 2) Oyun çocukların sosyalleşmesinde önemli bir rol oynar, 3) oyun öğrenme 3282 sürecinin önemli bir parçasıdır ve 4) oyun, başka bir şekilde, hayal kırıklığına düşülecek durumlardan başarıyla ve kendini gerçekleştirmeye olanak tanıyacak biçimde çıkmasına neden olur (Thoughts on Play Theory and Creative Drama, 2002) biçiminde sıralanabilir. Oyunun bu fonksiyonlarını başarı ile yerine getirmesi hem bedensel hem de ruhsal açıdan sağlıklı, başkaları ile uyumlu olan bireylerin topluma kazandırılması bakımından önemlidir. Çocuğun gelişiminde yaşamsal bir önem taşımakta olan oyun, onun gelişimini yansıtmaktadır. Çocuğun oyun esnasında sergilediği davranışlar normal bir gelişim içinde olup olmadığı hakkında önemli bir ipucu oluşturur ve çocuk hakkında fikir verir. Dikkatli gözlemciler oyundan elde ettikleri verileri çocuğu şekillendirmek maksadı ile kullanabilirler. Bu nedenle, gelişim alanları ile oyun arasındaki etkileşim çözümlenmesi gereken bir sorundur. Gelişim alanları ve oyun Çocukların psiko-motor, bilişsel, sosyal, duygusal, dil ve kişilik gelişiminin vazgeçilmez bir aracı olan oyun aktiviteleri hakkında sadece kuramsal anlamda değil, denel anlamda da sağlam kanıtlar elde ederek ailelere, eğitimcilere ve bilim adamlarına yönelik bilgilendirmede bulunulmalıdır. Bu temel düşünceden hareketle, yukarıda belirtilen gelişim alanları ile oyun aktiviteleri arasındaki ilişkinin irdelenmesi düşünülmüş ve önemli noktalara kısaca dikkat çekilmeye çalışılmıştır. a) Devinsel (psiko-motor) gelişim ve oyun ilişkisi Devinsel gelişim, çocuğun kol ve bacakları ile tüm organlarını kullanmada güç ve hız kazanmasına, beden organları arasında eşgüdüm sağlanmasına ve onları denetim altına almada becerikli duruma gelmesine denir (Bilgin, 2003, 55). Devinsel gelişim özellikle çocukluğun ilk yıllarında hızla gelişen önemli bir uğraş alanıdır. Bu aşamada, kasların gelişimini ve çocuğun belli becerilerde ustalaşmasını sağlayan hareket ve etkinlikler mütemadiyen tekrarlanır. Atma, tutma, hoplama, sıçrama, atlama türü etkinliklerle çocuk bir yandan birikmiş enerjisini atarken, bir yandan da bedenini belli davranışları doğru ve hızlı bir şekilde yapabilecek hale getirme denemelerini sürdürmektedir. Oyun aktiviteleri bu çabaların denendiği yerdir. Oyun aktiviteleri akıcı ve doğru motor becerilerin gelişmesini sağlamakta ve çocuk kendisinin dünya üzerindeki etkisini ve kontrolünü fark etmektedir. Böylece, kendi beden imajı ve yeteneklerine ilişkin olumlu bir özgüven geliştirmektedir. Çocuk oyun yoluyla organlar arasında eşgüdüm ve denge sağlarken, motor becerilerde esneklik ve çeviklik kazanmaktadır (Erden, 2001). Oyun esnasında ince motor beceriler ile kaba motor beceriler üzerinde çalışılmakta ya da beceri kazanılmaktadır. İnce motor beceriler ve el-göz koordinasyonu küçük objelerle oynanmasını gerektirirken, kaba motor beceriler daha büyük ve hareketli beceriler ile oynanmasını gerektirmektedir (Doğanay, 1998, 19). Çocuklar fiziksel beceri gelişimi aracılığı ile kendi kapasitelerini, kendilerini ve çevrelerini keşfederler (Bunker, 1991:467). Psiko-motor etkinlikler çocuğa toplumsal ilişkilerde ve işbirliğinde, öğrenmede bir araç işlevi gördüğü için oyun alanları ve malzemeleri çocukların bu gelişimsel özelliklerine de hitap edecek şekilde dizayn edilmelidir. Böylece, mutlu, sağlıklı ve toplumla barışık bir genç nesil elde edilebilir. b) Bilişsel gelişim ve oyun ilişkisi Oyunun bilişsel gelişimin en önemli kaynağı olduğu görüşü gittikçe artan bir şekilde kabul görmektedir (Saracho, 1985:1). Biliş kavramı bilme eylemi ile bağlantılıdır ve algılama, anımsama, imgelem oluşturma, kavramlar kurma, değerlendirme ve karar verme gibi süreçleri kapsamaktadır (Tolan, İsen ve Batmaz, 1985: 28). Çocuk bilişsel bir aktivite olan oyun ile çevresindekileri anlamlandırmayı öğrenir. Oyun, zihinsel işlevlerle ilgili etkinlikleri kolaylaştırarak çocuğa öğreten bir yöntemdir. Çocuk oyun yolu ile onun için zorlayıcı olanı tanıma, tanımlama, anımsama, sıralama, serileme, problem çözme, ağırlık, derinlik, renk, şekil ve büyüklük gibi kavramları kolayca ve zevkle öğrenir (Coşkun, 1997: 11). Oyun bilginin belleğe depolanması ve kişinin kendi öğrenme hızına uygun bir şekilde alınmasına olanak sağlamaktadır. 3283 c) Sosyal gelişim ve oyun ilişkisi Toplumsallaşma, toplumda geçerli olan kültürel değerleri öğrenerek, yetişkinlerin dünyasına hazırlanma ve yetişkinlerin davranış biçimlerini yaşantısına uygulayabilir duruma gelme anlamına gelmektedir (Üstündağ, 2000: 54). Başka bir deyişle, toplumsallaşmayı kişinin üyesi olduğu toplumun ya da grupların beklentilerine uyum sağlayan davranışları öğrendiği, oluşturduğu ve değiştirdiği bir etkileşim süreci olarak tanımlayabiliriz (Tolan ve Ark., 1985:5). Oyun ise çocukların toplumsallaşmasına olanak tanıyan oldukça sosyal oluşumlardır. Toplumsal değerler ve normlar oyun esnasında öğrenilir ve test edilir. Çocuğun yaşama ilişkin becerileri denediği ve öğrendiği oyun etkinlikleri yoluyla çocuk paylaşmayı, yardımlaşmayı, birlikte çalışmayı ve böylece toplumsallaşmayı öğrenmektedir. Bu sosyal beceriler çocuklara sosyal çalışmalara tepkide bulunmada, olaylara başkasının bakış açısından bakmada, vicdanını oluşturmada, vicdansal değerlendirmeler yapmada, sosyal beceriler edinmede ve arkadaşlık kavramı oluşturmada yardım eder (Saracho, 1996:864). Ayrıca, çocuk oyun oynarken arkadaşları ile yardımlaşma, karar verme, kendine güven ve hoşgörülü olma gibi gelecekte kişiliğini etkileyecek özellikler de kazanır. Oyun kendilerini gizlilikle çevreleyip diğerlerinden farklı olduklarını vurgulayan sosyal grupların oluşumunu sağlar (Thoughts on Play Theory and Creative Drama, 2002) ve oyun sayesinde çocuklar arasında ortak bir dil gelişir. Oyunun disiplini gereği oyun kurallarına uyan çocuk giderek toplumun kurallarına da uyma alışkanlığı edinir. Bununla birlikte çocuk giderek yenilgileri kabullenme, yenilgiler karşısında kızmama davranışı geliştirir. d) Duygusal gelişim ve oyun ilişkisi Sevilmek ve oynamak çocuk ruh sağlığının en önemli belirtileridir. Çocuk oyun yoluyla en derin duygu ve gereksinimlerini ifade etme olanağı bulmakta ve sorunlarını kendi kendine çözebilmektedir. Çocuk oyun aracılığıyla üzüntülerini, kaygılarını, korkularını dile getirmektedir. Çocuk oyun aracılığı ile sıkıntılarını dışa vurarak rahatlamakta ve kendisine uygulanan cezaları hayali olarak da olsa başkalarına uygulayarak saldırganlık dürtüsünü boşaltmaktadır. Bu çerçevede, çocuk saldırganlık dürtüsünden kurtulmak üzere doktor olup iğne yapabilir, polis olup suçluları yakalayabilir, kıskandığı kardeşini cezalandırabilir veya dönmemek üzere seyahate gönderebilir (Özgür, 2000:6; Doğanay, 1988:5). Bütün bu oyun aktiviteleri çocuğun ruh haline ilişkin önemli ipuçlarını göz önüne sermektedir. e) Dil gelişimi ve oyun ilişkisi Dil, düşünce, duygu ve isteklerin, bir toplumda ses ve anlam yönünden ortak olan ögeler ve kurallardan yararlanarak başkalarına aktarılmasını sağlayan, çok yönlü, çok gelişmiş simgesel bir dizgedir (Küçükkaragöz, 2003: 95 ). Başka bir deyişle dil, insan tasarımlarını anlatabilme yeteneğidir. Dil kendini konuşma yoluyla belli eder. Konuşma ise toplumun belirli seslere yüklediği anlamları bellekte tutabilmeyi ve dizgesel bir biçimde kullanabilmeyi öğrenmektir (Tolan ve Ark., 1985:175). Oyun, çocuğun dili öğrenmesi ile kullanması bakımından etkin bir ortam sağlamakta ve sözcük dağarcığını geliştirmektedir. Oyun esnasında başkaları ile etkileşime giren çocuk dinleme, başkalarını anlama, düşüncelerini söyleme, onaylama veya karşı çıkma gibi sözel etkileşime girer. Bu etkileşim sonucu, çocuk düzgün cümle kurma, rahat konuşma ve düşüncelerini açıklama alışkanlığı kazanmaktadır (Erden, 2001: 42). Çocukların dil üzerinde hakimiyet kazanması ve etkili iletişimde ustalaşması çocuğun bu becerileri kazanacağı nitelikte oyun ortamlarında bulunmasını gerektirir. Çocukların oyun etkinlikleri çerçevesinde bir yetişkinle konuşma uygulamaları yapmasının dil gelişimini hızlandırdığı ve daha akıcı bir hale getirdiği savlanmaktadır (Pellegrini ve Galda, 1993:168). Sürekli pratik yapmayı gerektiren dil öğrenme aktif katılımın olduğu ortamlarda amacına ulaşır. Çocukların eğitim ortamı olarak algıladığımız oyun aktiviteleri çocukların ses ve sözcüklerle oynamalarına ve bunların kombinasyonlarının yapılmasına olanak sağlamaktadır. 3284 f) Kişilik Gelişimi ve Oyun İlişkisi Kişilik, bireyin çevresine özgün ve farklı şekilde uyumunu belirleyen psiko-fizik sistemlerin dinamik örgütlenişidir (Tolan ve Diğer., 1985:120). 0-5 yaş çocuğun kişiliğinin temelinin atıldığı bir zaman dilimi olarak görülmektedir. Aynı zamanda bu zaman dilimi etkin bir oyun dönemi olarak algılanmaktadır. Bu çerçevede, oyun, kişiliğin belirlenmesinde, oluşumunda ve gelişiminde önemli bir etkinlik alanıdır denebilir. Çocukların kişilik yapısı ile oyun etkinlikleri arasında önemli bir ilişki gözlenmektedir. Çocukların oyun etkinlikleri ile oyun tarzları, onların sinirli ya da uysal, sosyal ya da a-sosyal, demokratik ya da otoriter, dominant ya da edilgen olma gibi kişilik özelliklerinden önemli ölçüde etkilenmektedirler. Bu ilişkinin bilinmesi ve çocuğun kişilik gelişiminde önemli bir farklılık yaratabilmemiz açısından yararlıdır. Oyunda yetişkinin rolü Oyunda yetişkinin müdahalesinin etkililiği veya gereksizliği konusunda uzmanlar çelişkili bilgiler vermektedir. Örneğin, Piaget ve Vygotsky nin kuramları sosyal etkileşimin, çocukların gelişimine hangi yollardan bağlı olduğu konusunda farklı varsayımlarda bulunurlar ve çocuğun gelişiminde yetişkin ve akranların etkisi konusunda daha büyük farklılıklar gösterirler (Pellegrini ve Galda, 1993:166). Ancak, Anne babaların çocuklarının oyunlarına katkı getirebileceğini düşünen yazarlar da bulunmaktadır. Anne ve babalar çocuklarının oyunlarına; 1) oyun yapıları oluşturarak, 2) bir nesnenin çocuğun onu tanımladığı gibi olduğuna inandığını söyleyerek ve 3) bütün oyun materyallerinin güvenli olup olmadıklarını belirleyerek destek verebilirler (Christie ve Enz, 1993:292). Buna ek olarak, yetişkinin oyundaki rolü çocuğu oyun ile barışık kılmaktır denebilir. Oyuncaklar ve özellikleri Gelişim basamakları boyunca çocuğun hareketlerine düzen getiren zihinsel, bedensel ve psiko-sosyal gelişimlerinde yardımcı olan, hayal gücünü geliştiren tüm oyun malzemesi oyuncak olarak tanımlanabilir. Su, kil, kum gibi doğal oyun malzemeleri ile boş kibrit kutusu, makara gibi artık ürünler de oyuncak kapsamına girer (Özgür, 2000:16). Oyuncaklar çocuğun arkadaşlarıdır ve onları hayata hazırlar. Çocuk sıkıldığında, üzüldüğünde, yalnız kaldığında, oyuncağı ile dertleşerek kendini ifade etmektedir (Erden, 2001:1). Çocuklar her bir nesneyi oyun içerisinde saatlerce etkili bir oyuncak olarak kullanılabilir. Örneğin, ufak bir askeri araç parçası bir uçağa veya nehirde yol alan bir tekneye veya kötü adamların peşinden giden bir taşıta dönüşebilir (Christie ve Enz, 1993:292 ). Oyun materyalleri anne-babaların çocuklarına sağlayabilecekleri en önemli kaynaklardır. Amerikan Oyuncak Üreticileri nin son yıllarda yayınlamış oldukları rapora göre, anne-babaların seçenekleri arasında farklı oyuncak bulunmaktadır (Christie ve Enz, 1993:291). Ancak, gerek bizim ülkemizde, gerekse başka ülkelerde çocukların bazıları -büyük bir ölçüde ekonomik nedenlerden kaynaklanan sebeplerle- oyun materyallerinden mahrum kalmaktadırlar. Bu sorunu çözmek üzere Amerika da, birçok eyalet kamu kütüphane sistemleri içinde oyuncak kütüphaneleri açmıştır. Yalnızca Los Angeles ta 30 dan fazla oyuncak kütüphanesi den fazla çocuğa ulaşmaktadır. Wisconsin Kamu Kütüphaneleri ne oyuncak koleksiyonunun dolaşımını sağlamak için dolar hibe edilmiştir. Maryland de Horward County Kütüphanesi, Çocuk Bölümü nde her ay oyuncak dolaşım halindedir. Bu kütüphanelerde uzmanlar, ailelere oyuncakları nasıl etkili olarak kullanacaklarına ilişkin önerilerde bulunmaktadır (Jackson ve Diğer, 1991: 30). Bu sistemin bizim ülkemizde de uygulanır hale gelmesi küçük çocukların eğitimi ve sağlıklı gelişimi bakımından yararlı görülmektedir. Oyuncakların yapı ve gerçekliği Yapı kavramı, oyuncağın yapısının ve görünüşünün, kullanımını ne ölçüde sınırladığı ile ilgilidir. Oyuncaklar yüksek-yapılı ve düşük-yapılı olmak üzere ikiye ayrılır. Barbi bebekleri ve polis arabalarının detaylı örnekleri sadece tek bir kullanım için oluşturulduğundan yüksek yapılı oyuncaklara örnek olarak verilebilir. Diğer bir deyişle, sadece güzel bir genç kız ya da polis arabası 3285 işlevi görürler. Kuklalar ve yaratıcı oyun araçları (tekerlekli tahta gibi görünen) birçok değişik insan veya
Similar documents
View more...
Search Related
We Need Your Support
Thank you for visiting our website and your interest in our free products and services. We are nonprofit website to share and download documents. To the running of this website, we need your help to support us.

Thanks to everyone for your continued support.

No, Thanks