Please download to get full document.

View again

of 6
All materials on our website are shared by users. If you have any questions about copyright issues, please report us to resolve them. We are always happy to assist you.

Ög den Anne ye: Türkçe Söz Varlığı Anne

Category:

Instruction manuals

Publish on:

Views: 0 | Pages: 6

Extension: PDF | Download: 0

Share
Related documents
Description
Yıl: 12 Cilt: 7 Sayı: 26 Temmuz-Ağustos-Eylül 2011 Ög den Anne ye: Türkçe Söz Varlığı Anne Ög to Anne : Mother in Turkish Vocabulary Dr. Dursun AYAN* Öz Türkçenin uzun tarihi içinde aile ile ilgili söz
Transcript
Yıl: 12 Cilt: 7 Sayı: 26 Temmuz-Ağustos-Eylül 2011 Ög den Anne ye: Türkçe Söz Varlığı Anne Ög to Anne : Mother in Turkish Vocabulary Dr. Dursun AYAN* Öz Türkçenin uzun tarihi içinde aile ile ilgili söz varlığı önemli bir yer işgal etmektedir. Anne de ailenin asli üyesi olarak söz varlığında Türkçenin erken dönemlerinden beri farklı sözcüklerle ifade edilmektedir. İslam dinin kabulüyle Arapça Türklerin İran coğrafyasındaki egemenlikleri ile Farsça Türkçe söz dağarcığını ödünçleme sözcüklerle etkilemiştir. Ayrıca, Eski Anadolu dillerinin de Türkçeye etkisini göz önünde bulundurmak gerekir. Bu çalışmada Türkçede anne anlamına gelen sözcüklerin etimolojik kanıtları ele alınmıştır. Abstract The family related vocabulary is a vast extended subject in the long history of Turkish language. Mother, in Turkish anne, as being the main part of family has been conyed via different sayings throughout the long history of Turkish language as well. With the avowal of the Islam by Turks; the Arabic vocabulary, the long soreignty of Turk on the Persian and Anatolia land; the Persian and ancient Anatolian vocabulary had affected the Turkish vocabulary on eryday language. In this article the words, implying mother, are studied through their etymological genealogies. Anahtar kelimeler: aile, sözvarlığı, etimoloji, Türkçe, sosyo-lenguistik. Keywords: family, vocabulary, etymology, Turkish, socio-linguistic * Uzman, Sosyal Politikalar Bakanlığı 111 Yıl: 12 Cilt: 7 Sayı: 26 Temmuz-Ağustos-Eylül 2011 Giriş ile ilgili söz varlığında Türkçenin erken dönemlerinden bugüne kadar dikkate değer bir değişmenin olduğu kendini göstermektedir. Sözcüklerin kökenlerini açıklayan etimoloji (kökenbilim) sözlüklerinde bunun kanıtlarını görmek mümkün olduğu gibi toplumun farklı kesimlerinde kullanılan edebiyat eserlerinde geçen sözcükler de bunun desteklemektedir. Türk dili üzerinde çalışma yapanlar Türkçeyi farklı dönemler halinde ele alarak belirli dil özellikleri söz dağarcığı açısından değerlendirirler. Bu konunun ayrıntısına burada girilmeyecektir. Ancak dildeki değişmenin önemli ölçütlerinden birisi olan söz dağarcığındaki değişme bunu etkileyen kültürel unsurlar konumuz bakımından önemlidir. Bugünkü anlamıyla Türkiye Türkçesinde anne sözcüğünün karşılığı olan belli başlı sözcüklerin bir dökümünü yaparak tarihten bugüne bir sosyo-lenguistik bir izlek sağlamaya çalışacağız. Amaç aile nin kurucu en temel üyesi olan anne için kültürümüzün kullandığı söz varlığı ile Türk dili toplumundaki değişmeye coğrafya din çerçesinde değinmektir. Anne-Kadın İkileminin Bazı Görünümleri kadın çalışmaları son yıllarda önemli bir ivme kazanarak farklı disiplinlerin katkıları ile Türk bilim dünyasında önemli bir yere gelmiştir. Ancak bu çalışmalar içinde anne annelik diğer konular yanında göreli olarak geri koşunda kalmıştır. Muhafazakâr feminist eğilimler konuya hemen hemen aynı uzaklıktadır. Anne konusuna bilimsel araştırmalar dışında dinî tasavvufî söylemlerde önemli bir yer rilirken amacın olumlu bir romantizme yönelik olduğu kendini hissettirmektedir. Edebiyat dünyasında da annelik olgusu/kavramı pek çok eserde tema ile doğrudan ya da dolaylı olarak yer almaktadır. Ancak, kadın edebiyatta daha çok sevgili, karı, kuma, metres, flört, gayrı-meşru ilişkisi /ya yasak aşkı (aşk-ı memnu) olan birisi olarak yer alabilmektedir. Kadının kadınlık kimliği annelikten daha çok sıyrılarak edebiyat sanatın zıtlıklar, abartılar içindeki yapısında sürdürülmektedir. Edebiyatın geleneksel olması gereken bu üslubu tüm dünyada aynı özelliği göstermektedir. Tarihin edebî metinlere /ya sinema senaryolarına yansıyan cephesinde ise anne (valide sultan, haseki sultan, kraliçe, prenses) siyasî hanedanla ilgili bir kimlikle anıldığı için çok da secen bir etki yaratmamaktadır. Güç kadın annelik üzerinden ifade edilmektedir ki bu da bir ölçüye kadar kadın rollerinin gündelik hayattan tarih sahnesine akılcı aktarımıdır. Annelik Türk kültüründe hâlâ önemli bir olgu durum olarak canlılığını sürdürürken, yani ontolojik niteliği devam ederken edebiyat beşerî bilimler buna nispeten uzak durmaktadır. Denebilir ki disiplinler içinde tıp bilimleri annelik ile ilgili en temel somut ilgi öbeğini oluşturmaktadır. Ancak, son yıllarda, Ana-Çocuk Sağlığı Kadın-Doğum gibi hastane birimlerinin tıp alt dallarının adı annelik doğum olgularından uzaklaştırılarak daha soğuk bir ifade olan Üreme Sağlığı şeklinde kullanılmaya başlamıştır. Anneliğin en önemli olduğu anneler günü ise edebî metinlerde okul çocuklarının şiirlerinde geçse de asıl etkisini gittikçe artan bir ilgi ile gösterimlik tüketim de göstermektedir. Sosyolojik açıdan iyimser bir bakışla şunu da söylemek gerekir: üyeleri insanların en yakını oldukları için (referans grup) en çok onları ihmal etmekteyiz. Çünkü en yakındaki her zaman bir telafi şansına sahiptir. ile İlgili Söz Dağarcığı İçin Kısa Bir Not Burada ayrıntısına girilmese de aile sözcüğünün kendisi başta olmak üzere, aile söz dağarcığı Türklerin İran (Fars) kültür çevresine girmesiyle İslamiyet i kabulüyle büyük bir değişikliğe uğramıştır. Arapça Farsçadan ödünçlenen (loanword) sözcükler bugün artık, uzun yıllar kullanıldığı için, Türkçeleşmiştir. Türkçenin, bugün de tartışılan yabancı sözcükler istilası o 112 Yıl: 12 Cilt: 7 Sayı: 26 Temmuz-Ağustos-Eylül 2011 zamanlardan beri kendini gösterdiği için Kaşarlı Mahmut Ali Şîr Nevaî buna karşı duruşlarını Türk dünya sözlükçülüğünün önemli eserlerini ortaya koyarak göstermişlerdir. Kaşgarlı nın Divan-ı Lûgat it Türk (DLT) Nevaî nin Muhakemet ül Lûgateyn (ML) adlı eserleri tarihteki yerlerini almıştır. Bu eserlerde bunlara dayanılarak son yüzyılda Türk yabancı Türkologların yaptıkları çalışmalar dikkati değer bir zenginliğe ulaşmıştır. Baba, kardeş, kız kardeş, bekâr, evli, kayın, elti, görümce, çocuk gibi sözcüklerin kökenleri bunların yerine kullanılan sözcükler bu anlamda dikkate değerdir. Yinelemek gerekir ki Türk dilinin aile ile ilgili söz dağarcığı İslamiyet Öncesi Türkçe dönemi ile bu gün arasında değişiklikler göstermiştir. Türklerin, Anadolu yu yurt tutmaları ile birlikte, yerel uygarlıklardan kalan söz varlığından etkilendiklerini hesaba katmak gerekir. Genellikle Türkçede yaşayan bir sözcüğün anlamının bilinmemesi bunun genellikle doğuda Ermenice, batıda Rumca (?) Yunanca kökenli olduğunu akla getirmektedir. Oysa Hitit (Eti) buna etki eden diğer dillere bakmadan yargıda bulunmak zordur. Eski Anadolu dillerine ilişkin çalışmaların zamanla artması bu tür sorunların çözümünde kolaylık sağlayacaktır. Anne sözcüğü için de böyle bir tartışma kapısı açıktır. Bu yazıda anne için kullanılan sözcükleri unutulmuş ög ile başlayarak şöyle sıralamak mümkündür: Ög Duygusal bir ifade ile söylemek gerekirse ög dilbilim aile açısından boynu bükük bir sözcüktür. Eski Türkçede anne karşılığı kullanılan ög bugün sadece annesini kaybetmiş çocuklar için kullanılan öksüz/ögsüz sözcüğünde yaşamaktadır. g/k ses değişimi ile ög sonuna yokluk eki alarak öksüz olmuştur. 13. yüzyıl öncesi Türkçesinin kökenbilim sözlüğünü (bkz. EDPT) hazırlayan İngiliz oryantalist Türkolog Sir Gerard Clauson ög (ö:g/ö sesinin yarım ses uzun okunduğunu göstermektedir) sözcüğünü şöyle açıklamaktadır: (EDPT) Ö:g, anne : Bu anlamdaki eski Türkçe sözcük. Sadece (?) güney batı Türkçesinde XX yüzyıl Anadolu da yaşamaktadır deyip Söz Derleme Dergisi ndeki ögsüz sözcüğünü örnek rmektedir. Ana sözcüğünün bunun yerini aldığını belirtir. Ö:g sözcüğünün bir diğer anlamının doğum ile ilgili olması dikkat çekmektedir. Ayrıca Eski Türkçe baba anlamına gelen kaη:ı sözcüğüne de gönderme yapar. Clauson Ögüm Elbilge xatunıg şeklindeki Erken Türkçe cümleyi de Annem Elbilge Hatun olarak çevirmektedir. Ögüm xatun, ulayu: öglerim, ekelerim cümlesine Hatun annem, üy annelerim, ablalarım diye anlam rmektedir. Onun annesi babası anlamındaki Eski Türkçe bir cümle olarak da şunu örnek rir Ögi:, kaη:. Ög teηri ise ana tanrıça karşılığı kullanılmaktadır. İnsanoğlu anasına geri gelmez anlamındaki Turfan Türkçesi cümle şöyledir: Kişi oglı ög(k)e kelmez (EDPT). Ög ün Clauson tarafından rilen diğer anlamlarına burada girilmemiştir. Sovyet döneminde Sovyet Bilimler Akademisince Rusça hazırlanan En Eski Türkçenin Sözlüğü anlamına gelen Drevnetyurkskii Slovar (DTS) adlı sözlükte de ög sözcüğü anne karşılığı olarak kullanılmakta örnekler rilmektedir. Kaşgarlı Mahmut un sözlüğünde (DLT) ög sözcüğü geçmemekte ancak ana, aba apa yer almaktadır. Bunlardan aba bugün de Anadolu nun farklı bölgelerinde anne karşılığı kullanıldığı, ailenin yaşlı kadınları için de kullanılmaktadır. Diğer Türk dillerine (lehçeleri) de bakılırsa apa buna yakın söylenişlerin olduğu görülmektedir. Örneğin Tatarlar kendinden yaşlı kadınlara hitap ederken apa demektedir. Türkiye nin çeşitli bölgelerinde kullanılan sözcükleri içeren Derleme Sözlüğü anne karşılında olan ög/ök onlardan türetilen sözcükleri şöyle rmektedir: Anne anlamındaki ök sözcüğü Kütahya da, Sinop Boyabat ta, Ardahan (Kars) Göle de, Şanlı Urfa Harran da, Niğde Bor da Mersin Ayvaçiçeği yerleşimlerinde kullanılmaktadır. (DS) Ardahan Göle de ök anne babayı 113 Yıl: 12 Cilt: 7 Sayı: 26 Temmuz-Ağustos-Eylül 2011 birlikte karşılayan bir sözcük olarak belirtilmektedir. Öksüzdoyuran sözcüğü ise büyük su bardağı anlamında kullanıldığı gibi (Antalya) ekmek yapılırken teknede en son kalan hamurdan yapılan kalın ekmek için de kullanılmaktadır (Denizli-Acıpayam) (DS). Öksüzoğlan ise çiğdeme benzer beyaz ya da mor açan bir kır çiçeği, kardelen anlamında kullanılmaktadır (Sivas-Şarkışla). Lapa lapa yağan kar anlamında öksüztakk(e)ası (Ankara-Ayaş) öksüzyamalığı (Çorum-Osmancık) da kullanılmaktadır. Ana Anne sözcüğü bugün kent yaşamıyla okuryazar- ) ١ ن ١ ) Ana lığın artmasıyla daha çok kullanılmaktadır. ise daha çok kırsal kesimde kullanılmaktadır. Ancak edebiyat dilinde kırsallık, samimiyet sol eğilim çağrıştırdığı için kullanımı daha çok kendini hissettirmektedir. Atasözlerinde diğer folklorik malzemede ise ana hemen hemen anne kullanımının tamamen önüne geçmiştir. Ana gibi yâr, Bağdat gibi diyar bulunmaz, Oğul babadan öğrenir sofra düzmeyi, kız anasından öğrenir sokak gezmeyi, Anacuğuz dert yesin yarımşardan dört yesin şeklindeki ifadeler ana kullanımının ne kadar yerleşik olduğunu göstermektedir. Ana sözcüğü kendisinden çeşitli eklerle anlam türetilen sözcükler içinde en önde gelenlerden biridir. Clauson Türkçe olan ana sözcüğün ilk kez Uygur Türkçesinde görüldüğünü o zamanlar ög sözcüğünün de hâlâ kullanıldığını belirtmektedir. Kısmen Moğolca ece/ice sözcüklerinin onun yerini aldığını söyleyen Clauson anne sözcüğünün ise ana ın bir bozulmuş hali olduğunu vurgular. Maniheist Turfan metinlerinde anasın [ ] oğlanı serçe çocuk annesini [ ] sevdikçe örneğini rir. Bu örneklerini farklı Türk dillerinde 13. yüzyıla kadar kullanılan evrelerde göstermektedir. Şöyle ki; Analar kuvrağı/analar birliği, Öz elgin anasın ölürmüş/annesini kendi eliyle öldürmüş, ögey anamız/ üy annemiz, kadın ana/kaynana, ata bir ana bir/ aynı anne babadan. (EDPT). Drevnetyurkskii Slovar (DTS) da Kaşgarlı Mahmut tan, F. W. K. Müller in derlediği Uygurca metinlerden, Kutadgu Bilig den, Turfan metinlerinden örnekler rilerek bu sözcüğün kullanımındaki yaygınlığını belirtmektedir. Kaşgarlı Mahmut un rdiği örnekler de şunlar: Kenč anasïn emdi/çocuk annesini emdi, Ata bir, ana bir ujalar bu χalq/ Baba bir anne bir kardeş bu halk ((DLT) (DLT-kb). Anne Şehirli okumuş insanların kullandığı ama zamanla kırsalda da kullanımı yaygınlaşan anne sözcüğü ana sözcüğünün bir söyleniş şeklidir. Bu yönüyle bir ses değişimine işaret etmektedir. Clauson a göre Eski Türkçede (Uygurcada) ana sözcüğünün sık karşılaşılmayan bozulmuş bir şeklidir (EDPT). Çocuk dilinden geldiği üzerinde durulmaktadır. İlk bakışta da anlaşılacağı gibi anne de ana gibi büyük ünlü uyumu yoktur. Ancak büyük ünlü uyumunun olmayışına rağmen tekrarlanan n sesinin inceltici özelliğinin sondaki e ile uyumu sağladığı düşünülmektedir. İsmet Zeki Eyuboğlu ise anne sözcüğünü Hitit (Eti) dilinden annas sözcüğü ile ilişkilendirir. Ona göre anne Türk diline doğrudan doğruya Hitit toplumundan geçti denemez. Ancak sözcüğün içerdiği doğurucu kök, eylem Türk dilinde yoktur, bu nedenle Türkçe ana, anne sözcüğünün kökeni yabancıdır. Türk dilinde an kökü erkek niteliği gösterir yapıdadır: Anuk, angış, anbazuk, angay tüm bu sözcükler Asya Türkçesinde birer erkek adıdır, an ile başlayıp ana, anne ile benzerlik göstermelerine karşılık doğurgan bir özden yoksundur (Eyuboğlu TDES). Bu nedenle Eyuboğlu anne nin kökenini Anadolu dillerinde arar şöyle yazar: Hitit dilinde an ile başlayan sözcüklerde doğurucu bir özellik vardı: annitalvatar=çocuk doğurma gücü, anniyatar=analık, (arha anniyatar=kadınların aybaşı olma durumu, annavalanas=üy anne, sal annatar (gebe kalma, h-annas=büyük anne,huh h annas=ana 114 Yıl: 12 Cilt: 7 Sayı: 26 Temmuz-Ağustos-Eylül 2011 baba, anniyamis=kız yeğen anlamındadır. Anadolu dillerinde an kökünün doğurma, dişilik, üreticilik gibi nitelik taşıyan eylemleri yarattığı biliniyor. Annasa=hanım, kraliçe (Eyuboğlu TDES). Ayrıca Bkz.(Sturtevant). Bu satırlarda amaç doğrudan bir etimoloji çalışması olmadığı için sadece iki farklı görüşü okuyucuya sunmakla yetinilecektir. Ancak anne sözcüğüne Clauson un yaptığı vurgunun zayıflığı, ses uyumu, yerel diller ile o coğrafyaya gelen kültürlerin etkileşimi Eyuboğlu nun görüşüne biraz şans tanıyabilir. Nedir ki Hitit dilinin Anadolu da daha yaygın izler oluşturmasını beklememize rağmen anne nin şehir hayatında daha çok kullanılıyor olması Hititçe annas ile Türkçe anne arasındaki bağı sos-lenguistik anlamda zayıflatmaktadır. Vâlide Arapça doğuran anlamındaki vâlide (هدل ١ و) sözcük doğum ile ilgili bir kökten gelmektedir. Özel olarak doğuran kadın, anne için kullanılmaktadır. Bu kökten gelen, yani doğumla ilgili olan mevlid, milâd, lud, led(t), evlat sözcükleri gündelik Türkçede daha fazla kullanılmaktadır. Çok kullanılmasa da vâlidiyyet/annelik-babalık da bazı metinlerde geçmektedir. Valide sultan ise padişahların annesi için kullanılan bir özel tarih kavramı olmakla beraber anne karşılığı olarak, övgü tonlaması içerdiği için, gündelik Türkçede en çok ifade edilen sözcüklerden biridir. Kayın valide nin kaynana karşılığı kullanımı yaygın bir örnek olduğu gibi anneye övgü olarak biraz da kentli okumuş insanlar tarafından kullanılmaktadır. Valide hanım da anne için kullanılan sözcüklerdendir. Osmanlı hanedan onomastiğinde valide sultan dışında bir de haseki sultan sözcüğü kullanılmaktadır. Padişahın erkek çocuk doğuran karılarına bu ad rilir ki haseki sultanın çocuğu padişah olursa onun statüsü artık valide sultanlık olmaktadır. Mâder Türkçedeki kullanımı daha çok Farsçadan etkilenmeye dayanın mâder رد ١ م) ) sözcüğü (Dellioğlu) anne karşılığı olarak en bilinen kullanımlarını edebiyatta rmiştir. Namık Kemal in şiirindeki bahtı kara mâder bahtı kara anne anlamındadır. Bu sözcük ile aynı Hint-Avrupa dil öbeğinden gelen İngilizce mother, Almanca mutter benzerlikleri ortadadır. Türkçede mâder Farsçaya dayanmakla beraber Farsçanın da dahil olduğu bu dil öbeğinde Eski İngilizcede môdor Eski Yüksek Almancada muotar, Eski İrlanda dilinde mâthir şeklindedir. (Oxford Eng. Etym.) Annelik karşılığı olarak mâderiyet sözü kullanılırken mâderşahî ise anne soylu, anaerkil anlamındadır. Yine Farsça lisan-ı mâderzat ana dil karşılığı olarak sözlüklerde rilse de bunların bugünün dünün gündelik hayatında pek yeri olduğunu söylemek yanlış olur. Mâderane sözcüğü ise anneye yakışır şekilde karşılık bulurken bunun da Türkiye Türkçesinde bugün gündelik konuşmalarda kullanımı hemen hemen yoktur. (Dellioğlu) Hint-Avrupa dillerinde (Sanskrit) ma kökünün doğurganlık annelik anlamında eylemlere işaret ettiğini de unutmamak gerekir. Ümm Arapça ümm (م ١ ) sözcüğünün çok yaygın gündelik Türkçede kullanımı söz konusu değildir. Bugün için bazı dinî metinlerde sohbetlerde ümm ül müslimin ümmehât-ı müslimin şeklinde Hz Muhammed in eşleri için kullanılan sözcükler ise müminlerin annesi anlamında saygı belirtmektedir. Ümmi ile ilgili Türkçede en çok kullanılan sözcük ümmî sözcüğüdür ki annesinden nasıl doğmuş ise öyle anlamına gelmektedir. Ayrıca okuma yazma bilmez anlamında da kullanılmaktadır (Dellioğlu). Örneğin Siirt te konuşan kuzey yerel Arapçada ise anne için immi denilmektedir. 115 Yıl: 12 Cilt: 7 Sayı: 26 Temmuz-Ağustos-Eylül 2011 Bitirirken Türkçenin geniş bir coğrafyada yaşamasından dolayı etkileştiği dil din öbeklerinden yeni sözcükleri aldığı bazı sözcükleri kullanmaktan var geçtiği bilinmektedir. Anne anlamında kullanılan ög sözcüğü bugün ses değişikliği ile öksüz de yaşamaktayken, İslam dininin kabulü İran coğrafyasında geçen dönem Türkçeye yeni sözcükler kazandırmıştır. Türklerin Anadolu ya yerleşmesi ile de yerel dillerle ya da Eski Anadolu dilleriyle bir etkileşimi de hesaba katmak gerekir. Bugün anne için kullanılan söz dağarcığı bunun küçük anlamlı bir örneğidir. KAYNAKLAR (Dellioğlu) = Ferit Dellioğlu, (2009), Osmanlıca Türkçe Ansiklopedik Lûgat, (yay. haz. Aydın Sami Güneyçal), Aydın Kitabevi, 29. Baskı, Ankara. (DLT) = Kaşgarlı Mahmut, (1986) Divânü Lûgat it Türk, (yayına haz. Besim Atalay), Türk Dil Kurumu yay., Kabalcı yay, (birinci baskı), Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara. (DLT-kb) = Kaşgarlı Mahmut, Divânü Lûgati t Türk, Kabalcı yay, (birinci baskı), 2005, İstanbul. (DS) =Türk Dil Kurumu (1977), Derleme Sözlüğü, Türk Dil Kurumu yay, Ankara. (DTS) = Drevnetyurkskii Slovar (1968), (ed. Nadelyev, Nasılov, Tenişev, Şçarbek), CCCR Akademia Nauk, Leningrad. (EDPT) = Gerard Clauson, (1972), An Etymological Dictionary of Pre-Thirteenth-Century Turkish, Oxford at The Clarendon Pres, London. (ML Nevaî) = Ali Şîr Nevai (1966), Muhakemet ül Lûgateyn, (yay. haz. F. Sema Barutçu Özönder), Türk Dil Kurumu Yay., Ankara. (Oxford Eng. Etym.) = Onions, C. T., (1967), The Oxford Dictionary of English Etymology, Oxford At Clarendon Press, Oxford Unirsity Press, İngiltere. (Eyüboğlu TDES). İsmet Zeki Eyüboğlu (1991), Türk Dilinin Etimoloji Sözlüğü, (genişletilmiş gözden geçirilmiş ikinci basım), sosyal yay., İstanbul. Godward, Alan, (1999), A Dictionary of Turkish Etymology, Derby, İngiltere. Meninski, Franciscus à Mesgnien, (2000), Tesaurus Linguarum Orientalium Turcicae-Arabicae-Persicae, Simury yay., İstanbul. Sturtevant, Edgar H., (1946), Eti Dili Sözlüğü, Türk Dil Kurumu yay., İstanbul. Tietze, Andreas (2002), Tarihi Etimolojik Türkiye Türkçesi Lugatı/Sphachgeschichtliches und Etymologisches Wörterbuch, cilt. 1, Simurg-Österreichische Akademie der Wissenschaften, İstanbul-Wien. 116
Similar documents
View more...
Search Related
We Need Your Support
Thank you for visiting our website and your interest in our free products and services. We are nonprofit website to share and download documents. To the running of this website, we need your help to support us.

Thanks to everyone for your continued support.

No, Thanks