Please download to get full document.

View again

of 13
All materials on our website are shared by users. If you have any questions about copyright issues, please report us to resolve them. We are always happy to assist you.

Katılımcılık ve Demokrasi Perspektifinden Türkiye de Yerel Yönetimler

Category:

Word Search

Publish on:

Views: 3 | Pages: 13

Extension: PDF | Download: 0

Share
Related documents
Description
SDÜ Fen Edebiyat Fakültesi Sosyal Bilimler Dergisi Mayıs 2010, Sayı:21, ss Katılımcılık ve Demokrasi Perspektifinden Türkiye de Yerel Yönetimler Süleyman Yaman KOÇAK * Ali EKŞİ ** ÖZET Yerel yönetimler,
Transcript
SDÜ Fen Edebiyat Fakültesi Sosyal Bilimler Dergisi Mayıs 2010, Sayı:21, ss Katılımcılık ve Demokrasi Perspektifinden Türkiye de Yerel Yönetimler Süleyman Yaman KOÇAK * Ali EKŞİ ** ÖZET Yerel yönetimler, güçlenmeye başladıkları 19. yüzyıldan beri özgürlüğün, eşitliğin, katılımcı yönetimin örnekleri olmuşlardır li yıllara gelindiğinde ise, yerel yönetimlerle demokrasi birlikte anılmakta, demokratikleşmenin yolu yerelleşmekten geçmektedir. Demokratikleşmenin anahtarı da halkın yönetime etkin ve etkili bir şekilde katılmasıyla sağlanabilmektedir. Bu açıdan Türkiye de yerel yönetimlerin Tanzimattan bu yana Türk demokrasisine katkıları oldukça önemlidir. Bu çalışmada, Türkiye de yerel yönetimlerin tarihsel gelişimleri sırasında karşı karşıya geldikleri bazı olaylara değinilerek, bunların katılımcılık ve demokrasi açısından Türkiye de yerel yönetimlerin bugünkü durumuna etkileri açıklanmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Yerel Yönetimler, Katılım, Demokrasi, Yerelleşme From the Perspective of Participation and Democracy Local Governments in Turkey ABSTRACT Local governments which have begun to strengthen since the 19th century, have become the examples of freedom, equality and participatory administration. Coming up to the 2000s, local governments are called together with the democracy and democratisation is a path through the localisation. The key of the democratization is the efficient and effective participation of the society to the administration. From this point since the Tanzimat, local governments contributions to the democracy are very important in Turkey. In this study, the historical development of local governments in Turkey which have faced many events during their process will be mentioned in terms of participation and democracy and the effects of some of these events to the today's current situation of local governments in Turkey are tried to be explained. Key Words: Local Government, Participation, Democracy, Localisation Giriş Batı demokrasilerinde yerel yönetimler 12.yüzyıldan başlayarak günümüze kadar uzanan tarihi gelişmenin bir ürünüdür. Merkezi hükümet karşısında, bir bölgenin ya da kentin, mali-idari alanda özerklik elde edip güçlenmesiyle Batı da yerel yönetimler ortaya çıkmıştır. Yani Batı da yerel yönetimler merkezi hükümete karşı çıkışın ve tarihi * Yrd.Doç.Dr., Pamukkale Üniversitesi İİBF Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü, ** Ege Üniversitesi Atatürk Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu, 296 Katılımcılık ve Demokrasi Perspektifinden Türkiye de Yerel Yönetimler perspektif olarak muhalefet kavramıyla yakından ilişkili kurumlardır. Oysa, Tanzimat a kadar yerel yönetim kavramı bizim idari-siyasi tarihimizde görülemez çünkü Padişahın koruduğu değerler ve yönetim anlayışı, toplumun inanç ve kültür yapısı ile bir bütünlük arz etmekteydi 1. Bu nedenle muhalefete yani yerel yönetimlere bir başka deyişle Batı daki gibi idari ve mali özerkliğe sahip bir başka kuruma ne toplum ne de merkezi hükümet olumlu bakmamıştır. Böyle bir ortamda mahalli halkın ya da tebaanın padişah karşısında özerk bir statü istemesinin meşru bir gerekçesi de yoktu. Çünkü padişah yönetimi altındakileri ilahi emanet olarak koruyor, kendi dışında oluşabilecek bir hareketi dinen ve siyaseten gayrimeşru görüyordu. Merkezi yönetime karşı tutumlar ve davranışlar asilik ya da hainlik ile suçlanıyordu. Osmanlı siyasi kültürü, bu bakımdan Batı da muhalefet le özdeşleştirilen yerel yönetimleri kabul etmedi ve Tanzimat a kadar Batı tipi yerel yönetimlere gerek duyulmadı 2. Tanzimattan önceki Osmanlı döneminde, 19. yüzyılın sonlarına gelinceye kadar yerel yönetim hizmetleri, loncalar başta olmak üzere vakıflar ve kadılar tarafından yerine getirilmekteydi 3. Bu dönemde belediye idaresi İslami esaslara dayanmakta ve kadı tarafından yönetilmekte ve atama yoluyla göreve gelen kadı, belediye yetkilerinin hemen hemen tamamını elinde bulundurmaktaydı. Kadı, hâkimlik ve mülki amirliğin yanı sıra bugünkü manasıyla belediye başkanlığı görevini de yürütmekteydi yılında, ilk defa İstanbul da güvenliği sağlamaları amacıyla muhtarlık örgütü kuruldu. İlk muhtarlar, kentlerde mahallelerde ve köyde, imamın görevlerini üstlenmeleri ve imamdan daha yetkili olmalarıyla dikkat çekiciydi 5. Halkın oy çokluğu ile birinci ve ikinci muhtar adıyla anılan iki kişi belirleniyor, merkezin onayı ile seçim kesinleşiyordu. Seçilen bu kişilere yerel bir yönetici olarak bakılıp bakılamayacağı şüpheliydi, çünkü bu kişiler seçildikten sonra hükümetin birer temsilcisi konumuna giriyorlardı yüzyıl içerisinde, Osmanlı toplumunda oluşan önemli sınıfsal yapı değişiklikleri, bir ticaret burjuvazisinin oluşmaya başlaması ve Tanzimat ın getirdiği batılı haklarla birlikte, başta liman kentleri olmak üzere kentlerin girdiği gelişim süreci, Kadı nın şehirlerdeki işlevlerini büyük ölçüde yitirmesine neden oldu 7. Bununla birlikte, başta su hizmetleri, mezarlık, temizlik, yol yapımı ve halk sağlığını koruma gibi önemli belediye hizmetlerini gören vakıfların, toprak sisteminin bozulması ve Osmanlı mali yapısında yaşanan çöküntüler, vakıfların büyük miktarlarda gelir kaybetmesini beraberinde getirdi. 19. yüzyıla kadar halktan vergi ve ücret almadan sunduğu hizmetler nedeniyle, hep olumlu yönleriyle anılan vakıflar, bu dönemden sonra 1 Bilal Eryılmaz, Kamu Yönetimi, Okutman Yayıncılık, 2.Baskı Ankara Eryılmaz, a.g.e., s Ruşen Keleş, Demokratik Gelişimimizde Yerel Yönetimler, Bahri Savcıya Armağan, Mülkiyeliler Birliği Vakfı, Ankara 1991, s Rıdvan Aras, Türkiye de Belediyeciliğin Gelişimi, Birlik Dergisi, S. 10, Nisan 2008, s Seyit Koçberber, Yeni Belediye Yasası ile Mahalle Yönetimi, Sayıştay Dergisi, Sayı 56, Ocak-Mart 2005, s Musa Çadırcı, Tazminattan Sonra Merkez-Yerel Yönetim İlişkileri, TODAİE, Yerel Yönetimler Sempozyumu, 1-2 Kasım 2000, Ankara, s İlhan Tekeli, Yerel Yönetimlerde Demokrasi ve Türkiye de Belediyelerin Gelişimi, Amme İdaresi Dergisi, C 16, S 2, 1983, s.6. Süleyman Yaman KOÇAK & Ali EKŞİ 297 hizmetlerin sağlıklı bir şekilde sunulamaması ve yetersizliklerle anılmaya başlandı 8. Osmanlıda yerel yönetimlerin oluşturulmasında, yönetim anlayışında mali merkeziyetçilik sisteminin kurulmak istenmesi ve farklı dini etnik cemaat ve unsurların siyasal katılım haklarını elde etmeleri için yapılan dış baskılarında katkısı olmuştur. Tanzimat tan Cumhuriyete Kadar Yerel Yönetimler Tanzimat, Osmanlı sisteminin resmen Batı kurumlarına göre yeniden yapılandırılmasının miladıydı. Osmanlı yönetimi iç ve dış baskılara karşı ayakta durabilmeyi, Avrupa nın öngördüğü bir modernleşmeye bağlamıştı. İşte yerel yönetimlerle ilgili yapılan reformlar da bu modernleşme sürecinin bir parçasıydı. Öncelikle, Tanzimat ın ilanından sonra, taşrada mali işlerin yürütülmesi, yolsuzlukların ve kötü uygulamaların önüne geçilmesi amacıyla, muhassıl adında maliye memurları atandı 9. Muhassıl a yardımcı olması amacıyla, merkezden atanan iki kâtip, yörenin bazı kamu memurları 10, gayrimüslim halkın bulunduğu yerlerdeki dini temsilciler 11 ve yörenin ileri gelenlerinden seçimle belirlenen dört kişiden oluşan muhassıllık meclisleri oluşturuldu. Temel görevleri verginin tespiti ve tahsili olan bu meclis, merkezi idarenin bir uzantısı olması ve hiçbir özerkliklerinin olmamasına rağmen, bazı üyelerinin seçimle işbaşına gelmeleri nedeniyle, yerel yönetim kurumlarının ilk örneği olarak sayılmaktadır 12. Memleket Meclisleri diye de anılan Muhassıllık Meclisleri, beklenen idari ve mali amaçları gerçekleştiremediği için, 1841 yılında yetkileri valilere devredilerek kaldırılmıştır 13. Bütün bu değişim sürecine rağmen bu dönemdeki devletin kentsel politikasını belirleyen temel dinamikler batıda olduğu gibi burjuvanın kent yönetimleri üzerine olan talepleri ile değil, devletin toplumsal yaşamı kontrol etme yaklaşımıyla oluştu 14.Tekeli nin değişiyle, ülkemizde belediyeler sivil toplum kuruluşları olarak kurulmamış, devletçe tepeden inme kurumlar olarak oluşturulmuştur yılında, İstanbul da ilk defa belediyecilik deneyimi yaşandı. İstanbul Şehremanetinin başında merkez tarafından atanan Şehremini bulunmaktaydı. Meclis ise, Bab-ı Ali nin seçimi ve Padişah ın onayı ile atanmaktaydı. Atanan Şehreminiler, ne görüşleri ne de yetenekleri bakımından, kentlerin o dönemdeki yoğun değişim dinamiklerine ayak uyduramadılar ve uygulama başarısızlıkla sonuçlandı. Bunun üzerine 1856 yılında intizam-ı Şehir Komisyonu kurulmuş, yabancı dil bilen Müslim ve Gayrimüslimler ve bazı yabancılar bu komisyona üye yapılmıştır. Bu komisyon 8 Hakkı Uyar, Türkiye de ve Dünya da Yerel Yönetimler: Kısa Bir Tarihçe, Aydınlanma 1923, S 51, Kış 2004, s.3. 9 Bilal Eryılmaz, Belediyelerde Demokrasi Geleneği ve Değişim İhtiyacı, Çağdaş Yerel Yönetimler, C.11, S.3, Temmuz 2002, s Kadı, Müftü, Asker Zabiti, Mal Katibi, Nüfus Katibi, Emlak Katibi. 11 Metropolid, Hahambaşı, Kocabaşı. 12 Mustafa Ökmen ve Abdullah Yılmaz, Klasik Dönemden Tanzimat a Osmanlı Kenti ve Yerel Yönetimler, Dumlupınar Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, Sayı:23, Nisan 2009, s Adalet Alada, Dünden Bugüne Türkiye de Yerel Yönetimler ve Seçimleri Üzerine Notlar, Kent Gündemi, Ocak 2004, s Ömer Süvari, Merkezi Yönetim, Yerel Yönetim ve Kamu Hizmetleri-2, Eğitim ve Toplum, Bahar 1994, s Tekeli a.g.e., s.8 298 Katılımcılık ve Demokrasi Perspektifinden Türkiye de Yerel Yönetimler tarafından hazırlanan ve 1858 yılında padişah tarafından onaylanan bir Nizamname-i Umumi ile İstanbul 14 belediye dairesine bölünmüştür 16. Bunun üzerine 1858 yılı içerisinde, gayrimüslimlerin yoğun yaşadığı Beyoğlu ve Galata Semtlerinde Altıncı Daire-i Belediye kurulmuştur. Paris Belediyesi örnek alınarak kurulan belediyenin kısmi olarak, mali özerkliği bulunmakta, dairenin başkanı ve meclis üyeleri merkez tarafından atanmaktaydı. Bu uygulamanın tüm İstanbul a yaygınlaştırılması için 1869 yılında Dersaadet İdare-i Belediye Nizamnamesi yayımlandı. Nizamnameye göre 14 alt dairenin halk tarafından seçilmiş üyeleri ve merkez tarafından atanmış başkanları bulunmaktaydı. Halk tarafından seçilen bu meclislerin seçtikleri üçer kişi ile bu günkü büyükşehir belediye yapılarını andıran ve bir üst meclis olan Cemiyet-i Umumiye oluşturulmuştur. Bu meclise Şehremini ise yine merkezi hükümet tarafından atanmıştır ve 1871 tarihli nizamnamelerde, muhassıl meclislerinin devamı sayılabilecek vilayet, liva, kaza, nahiye, idare meclisleri kurulmuştur. Bu meclisler yerel yönetim birimi olarak değil, yereldeki devlet kurumlarına yardımcı olmaları amacıyla oluşturulmuştur yılında Birinci Meşrutiyet in ilanı ile Ayan Meclisi ile birlikte parlamentonun iki kanadından birini oluşturan Mebusan Meclisi nin üyeleri, taşrada idare meclisi üyeleri tarafından seçilmiştir 18. Buraya kadar geçen süreç belediyeciliğin başlangıcı olarak sayılabilecekken, belediyelerin tüzel kişilik kazanmaları 1877 de çıkarılan Dersaadet Belediye Kanunu ve Vilayet Belediye Kanunu ile mümkün olmuştur. Vilayet Belediye Kanunu na göre, her kent ve kasabada bir belediye meclisi kurulacak, meclis üyeleri kentin büyüklüğüne göre altı ile oniki arasında değişecekti. Dört yıllığına seçilen meclis, bugün hala bazı demokrasilerde 1920 meclislerin devamlılığını sağlamak amacıyla kullanılan sistemlerdeki gibi, her iki yılda yapılacak seçimlerle meclisin yarısı yenilenecekti22. Dersaadet Belediye Kanunu nun önemi ise, ilk defa gizli oy, açık sayımla tek dereceli seçimleri getirmesiydi. Yine seçmenleri belirleyen kurulun kararlarına karşı yargı yolu açık bırakılmıştı. Dersaadet Belediye Kanunu, Osmanlı-Rus Savaşı ( ) döneminde yürürlüğe girdi. Bu savaşta çok sayıda vilayetin kaybedilmesiyle ortaya çıkan yoğun göçler ve ekonomik durumun kötüleşmesi gibi nedenlerden dolayı uygulanamadı 21. Keleş e göre, İngiltere de bile, seçilmiş yerel meclislerin oluşmasını sağlayan ilk yasanın 1835 yılında çıkarıldığı anımsanırsa, Osmanlı İmparatorluğu nun yerel yönetim arayışlarında toplumsal bilinç açısından değil ama yasal düzenleme olarak 16 Cenk Reyhan, Osmanlı Devletinde Merkez-Taşra İlişkilerine Dair Tarihsel-Kavramsal Bir Değerlendirme TODAİE, Yerel Yönetimler Sempozyumu, 1-2 Kasım 2000, Ankara, s Muhammet Kösecik, ve Hüseyin Özgür, Transformation of the Turkish Local Government to Governance From Historical Perspective, Contemporary Issues in Public Policy and Administrative Organizations in South East Europe, Mikro Vintar and Primoz Pevcin (eds), Univerza v Ljubljani, Ljubljani, s H.Aliyar Demirci, Osmanlı Meşrutiyet Dönemi ( ) Süleyman İnan, Ercan Haytoğlu (Editörler), Yakın Dönem Türk Politik Tarihi, Ankara, s Arjantin Milli Meclisi nde, milletvekilleri 4 yıllığına seçilmektedir. Yasamada devamlılığın sağlanması adına her iki yılda bir yapılan genel seçimlerle milletvekili sayısının yarısı yenilenmektedir. M. Necati Kutlu, Arjantin, Kamu Yönetimi Ülke İncelemeleri, Ankara 2004, s Kösecik ve Özgür, a.g.e., s Bilal Eryılmaz, Belediyelerde Demokrasi Geleneği ve Değişim İhtiyacı, Çağdaş Yerel Yönetimler, C.11, S.3, Temmuz 2002, s.8. Süleyman Yaman KOÇAK & Ali EKŞİ 299 çok da geç kalmadığı anlaşılır 22. Bununla birlikte 19. yüzyıl içerisinde, bu kadar önemli düzenlemelere rağmen, seçimle iş başına gelen belediye başkanının olmaması, Türkiye deki yerel yönetimlere katılımın baştan beri merkezi hükümet tarafından belirlendiğini ortaya koymaktadır. İlk belediye seçimleri ise, II. Meşrutiyetin ilanından sonra 1908 yılında yapıldı. İktidardaki İttihat ve Terakki Fırkası nın merkeziyetçi yapısı, özerk bir belediye yapısının oluşmasına izin vermedi yılında Dersaadet Belediye Kanunu nda yapılan değişiklik ile belediye dairelerinin meclisleri ortadan kaldırıldı. Belediye dairelerinin başına merkez tarafından birer müdür atandı. Bu dönemde yeni oluşmakta olan belediye yönetimlerinde, dairelerin tüzel kişiliklerinin ortadan kaldırılması merkeziyetçi bir vesayet anlayışı oluşturdu 23. Bu vesayet günümüzde halen devam etmekte hatta Anayasamızın 127. maddesi gereği meşru olmakta ve idari vesayet anayasal güvence altına alınmaktadır. Bu vesayet anlayışı da demokrasi perspektifinden yerel yönetimleri tehdit etmektedir. Cumhuriyetin İlanından 1982 Anayasası na Kadar Yerel Yönetimler Osmanlı Devleti Dönemindeki yerel yönetim anlayışı, Cumhuriyet in ilan edilmesiyle beraber hiçbir değişikliğe uğramadan aynen devam etmiştir. Demokrasi kavramının temel gerekleri olan halk katılımı, çoğunluk ilkesi ve seçmenlere karşı hesap verme sorumluluğu gibi değerlerin yerel yönetimlerde hayata geçirilmesi daha kolaydır. Çünkü katılma yerel yönetimlerde ulusal düzeydekinden daha yoğun ve doğrudandır 24. Ancak, Cumhuriyet merkezi yönetimleri de yerel yönetimleri demokrasinin ülkede yerleşmesini sağlayacak halka en yakın kurumlar olarak görme yerine, merkezi yönetimin politikalarına yardımcı ve destek verici kuruluşlar olarak görmüştür. Cumhuriyetin ilanından beri devletin birliği ve bölünmez bütünlüğü tehlikeye girer düşüncesi ile yerel yönetimlere idari ve mali özerklik vermekte hep temkinli davranılmıştır. Cumhuriyet döneminde, belediyeciliğin öncülüğünü ise devletin yeni başkenti olan Ankara yapmıştır. Belediyecilik anlayışı çağdaş, modern bir kent yaratmakla birlikte, rejimi gerçekleştirme ve koruma doğrultusunda oluşturuldu. 16 Şubat 1924 tarihinde, Ankara Şehremaneti Kanunu çıkarıldı. Kanuna göre belediye, hükümet tarafından atanacak bir başkan ve seçimle oluşacak bir meclis tarafından yönetilecekti yılında, Temmuz 2005 e kadar yürürlükte kalan 1580 Sayılı Belediye Kanunu kabul edildi. Kanun, belediyeler için geniş bir görev alanı çizmekteydi. Bunda 1929 Dünya Ekonomik Krizi ile birlikte devletin ekonomi üzerindeki rolünün artması etkili oldu Sayılı Kanun, İstanbul ve Ankara için ayrı ayrı kanunların uygulanmasına son verdi ve belediyeler arasında bir eşitlik oluşturmayı amaçladı. Bununla birlikte, İstanbul Valisi nin aynı zamanda belediye başkanı olması ve Ankara Belediye Başkanı seçiminin, İçişleri Bakanlığına bırakılması gibi istisnalar bulunmaktaydı. 22 Keleş, a.g.e., s Eryılmaz 2002, a.g.e.,s Yusuf Pustu, Yerel Yönetimler ve Demokrasi, Sayıştay Dergisi, Sayı 57, Nisan-Haziran, s Adalet Alada, Dünden Bugüne Türkiye de Yerel Yönetimler ve Seçimleri Üzerine Notlar, Kent Gündemi, Ocak 2004, s.22. 300 Katılımcılık ve Demokrasi Perspektifinden Türkiye de Yerel Yönetimler 1580 Sayılı Kanun un demokrasimize en önemli katkısı ise, kadınların ilk defa siyasal haklarını kullanmaya başlaması, kadın-erkek ayrımı olmaksızın 18 yaşını dolduran vatandaşların seçme, 25 yaşını dolduranların ise seçilme hakkını kullanabilmesiydi. Yine kanun yukarıda belirtilen bazı istisnalar hariç, belediye başkanının doğrudan hükümet tarafından atanması yerine, belediye meclislerine kendi üyeleri arasından veya seçilme şartlarını taşıyan dışarıdan bir kişiyi başkan olarak seçme hakkı vermesiydi. Seçilen bu kişilerin başkanlığı illerde, İçişleri Bakanı nın imzası ve Cumhurbaşkanı nın onayı ile diğer belediyelerde ise valinin onayı ile kesinleşmekteydi 26. Cumhuriyet tarihimizin ikinci çok partili deneme sürecinde yapılan Ekim 1930 belediye seçimlerine Cumhuriyet Halk Fırkası (CHF) 27 ile birlikte Serbest Cumhuriyet Fırkası (SCF) da katıldı. SCF bu seçimde, 502 belediyenin 22 sini kazandı. Seçimden sonra SCF nin kapatılması üzerine, Danıştay SCF nin kazandığı yerlerdeki belediye seçimlerini iptal etti ve yerlerine CHF li başkan ve meclis üyeleri atadı Koçak a göre, Serbest Cumhuriyet Fırkası nın kapatılmasında, yapılan belediye seçimlerinde başarılı sonuç almasının da etkisi vardır. 28 Yürürlüğe girdiği tarihte, Avrupa daki birçok örneğinden daha demokratik olan 1580 sayılı kanunla gidilen belediye seçimleri sonrası, halkın oyu ile seçilmiş belediye başkanlarının görevden alınması katılımcılık ve demokrasimiz sürecimizin bir diğer hayal kırıklığı olmuştur Dünya Buhranı ile birlikte, para arzındaki darlık, özel ticari bankaların kredi maliyetlerini arttırmış, zaten sıkıntıda olan yerel altyapı finansmanı iyice sıkıntıya girmiştir. Bunun üzerine, 1933 yılında Atatürk ün direktifi ile 2301 sayılı Kanunla Belediyeler Bankası kurulmuştur. Belediyeler Bankası, bazı değişikliklerle 1945 yılında İller Bankası adını almıştır 29. Tek parti döneminde ( ), parti örgütü ile toplumsal ve yönetsel kurumlar içiçe geçmiş, bazen parti başkanlığı ile belediye başkanlığı birleştirilmiş, bazen de mülki amirler yerel yönetim işlevlerini üstlenmiştir. Zaman zaman belediye seçimlerinin yapılmış olmasına rağmen, belediye başkanının veya meclis üyelerinin görevden alınması ile sıkça karşılaşılmıştır. Tek parti döneminin sonuna doğru ise merkeziyetçilik iyice tırmanmıştır yılında kurulan Demokrat Parti (DP), devleti küçültmeyi, yönetimi demokratikleştirmeyi vaat ediyor, bununla birlikte programında yerel ihtiyaçların yerinden karşılanması, halkın yönetime katılması ve belediyelerin güçlendirilmesinden bahsediyordu. İlgi gören ilkelerin benzerleri 1947 yılında CHP nin programında da yer aldı. DP nin muhalefetteyken savunmuş olduğu belediyelerin demokratikleştirilmesi talebi, iktidara geçtikten sonra hayat bulmamış, tek parti dönemindeki belediye 26 Bilal Eryılmaz, Belediyelerde Demokrasi Geleneği ve Değişim İhtiyacı, Çağdaş Yerel Yönetimler, C.11, S.3, Temmuz 2002, s Eylül 1923 te Halk Fırkası adıyla kurulan partinin adının başına 1924'te Cumhuriyet sözcüğü eklenmiş, daha sonra 1935'teki 4. Kurultay'da bugünkü Cumhuriyet Halk Partisi adı benimsenmiştir. Çalışmada, 1935 ten önceki dönem için Fırka kelimesi kullanılmıştır. 28 Cemil Koçak, Siyasal Tarih ( ) S. Akşin (Editör), Türkiye Tarihi-4 Çağdaş Türkiye, İstanbul, s Doğan Kestane, İller Bankası ve Yönetimlerle İlişkileri, Devlet Bütçe Uzmanlığı Araştırma Raporu, TC Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğü, 1996, s Kemal Görmez, Demokratikleşme Açısından Merkezi Yönetim-Yerel Yönetim İlişkileri, Gazi Üniversitesi İİBF Dergisi, S. 2000/4, s.84. Süleyman Yaman KOÇAK & Ali EKŞİ 301 yasalarında önemli değişiklik olmamıştır 31. Belediye başkanının iki dereceli seçimi, belediye başkanını içişleri bakanının görevden alabilmesi, Bakanlar Kurulu kararıyla belediye meclisinin dağıtılabilmesi gibi uygulamalara devam edilmi
Search Related
We Need Your Support
Thank you for visiting our website and your interest in our free products and services. We are nonprofit website to share and download documents. To the running of this website, we need your help to support us.

Thanks to everyone for your continued support.

No, Thanks