Please download to get full document.

View again

of 17
All materials on our website are shared by users. If you have any questions about copyright issues, please report us to resolve them. We are always happy to assist you.

İLK DÖNEM İSA YA İNANANLAR TOPLULUĞU: YAHUDİ İÇ GÖÇÜNDEN Mİ İBARETTİ YOKSA YENİ BİR DİNİ Mİ TEMSİL EDİYORDU? 1

Category:

Social Media

Publish on:

Views: 0 | Pages: 17

Extension: PDF | Download: 0

Share
Related documents
Description
bilimname XV, 2008/2, İLK DÖNEM İSA YA İNANANLAR TOPLULUĞU: YAHUDİ İÇ GÖÇÜNDEN Mİ İBARETTİ YOKSA YENİ BİR DİNİ Mİ TEMSİL EDİYORDU? 1 Dieter GEORGI Johann Wolfgang Goethe-Universität Çev. Ramazan
Transcript
bilimname XV, 2008/2, İLK DÖNEM İSA YA İNANANLAR TOPLULUĞU: YAHUDİ İÇ GÖÇÜNDEN Mİ İBARETTİ YOKSA YENİ BİR DİNİ Mİ TEMSİL EDİYORDU? 1 Dieter GEORGI Johann Wolfgang Goethe-Universität Çev. Ramazan ADIBELLİ Erciyes Ü., İlahiyat F. Bu makale 2, alışılageldiği şekliyle farklı olduğu biçimde tanımlanan Hıristiyan 1. Dieter Georgi, The Early Church: Internal Jewish Migration or New Religion?, Harvard Theological Review, Vol. 88, No. 1 (1995), s in çevirisidir. 2. Bu makale, 1984 te Frankfurt am Main deki Johann Wolfgang Goethe-Universität te verilen açış konferansının metninden ibarettir. Şu andaki İngilizce şekliyli 1988 yılında Harvard Divinity School da ve 1990 da Anna Arbor daki University of Michigan da konferans bildirisi olarak sunulmuştur. Bundan sonra pek çok düzeltmeler yaptım. Bu makale Yahudi karşıtlığı ve Yeni Ahit konulu bir konferansta okunan eski bir bildiride sunulan gözlemleri ve düşünceleri geniş bir biçimde ele almaktadır. Bu konferansta sunulan bildiriler daha sonra Willehad Paul Eckert, Nathan Peter Levinson ve Martin Stöhr tarafından yayımlanmıştır (Anti Judaismus im Neuen Testament (Munich: Kaiser, 1967). Benim bildirimin başlığı şöyleydi : Der Kampf um die reine Lehre im Urchristentum als Auseinandersetzung um das rechte Verständnis der an Israel ergangenen Offenbarung Gottes, (ss ). İlk dönem kilisesi (early church) terimi bu makalede geleneksel anlamda, yani İsa yı ölümünden sonra Tanrı nın korunmuş vekili olarak kabul edenlerin anladığı şekliyle kullanılmıştır. Bu geleneksel kullanımın incelikli olmadığını göstereceğim. Çünkü Pavlus un mektupları gibi metinlerde terimin daha incelikli anlamı vardır ve ölümüne rağmen İsa hakkında abartılı görüşleri olanların hepsi tarafından kullanılmamıştır. Mesele, bilim adamlarının Paskalyadan Önceki Cuma dan sonraki İsa inananlarının farklı dallarını içine alan daha iyi bir terimi henüz bulamamış olmalarından kaynaklanmaktadır. Son zamanlardaki Kutsal Kitap bilim adamları tarafından git gide daha çok kullanılan İsa hareketi kavramını denedim. Fakat bu kavram yerine oturmadı. Bu terim, ölümünden önceki Nasıralı İsa ile ölümden sonra yaşadığını iddia eden topluluklar arasındaki apaçık ayrılığı bulanıklaştırmaktadır. İsa hareketi (Jesus movement) terimi, henüz İsa hayattayken az çok organizeli bir hareketin onun etrafında oluştuğu şeklinde kapalı ama ispat edilemez iddiasıyla işlemektedir. Aynı zamanda bu terim, tarihî İsa etrafında bir cemaat oluşturan bu insanlar grubunun İsa nın ölüm felâketini sağ salim atlattıkları ve İsa nın hatırası üzerine yoğunlaşan bir organizasyon olarak yaşamaya devam ettikleri şeklindeki muhtemel olamayan iddiayı içermektedir. Dolayısıyla bu grup, hatırası vasıtasıyla kendilerine aşkın olan İsa nın tarihsel figürüne doğru kendilerini yönlendirmiş oluyordu. Ben, devam eden İsa (con- 206 Dieter Georgi /Çev. Ramazan Adıbelli kimliği meselesini ele almaktadır. Biyografik bir gözlemle konuya girmek istiyorum. Frankfurt am Main de 1939 yılında girdiğim Klasik Diller Okulu ile Yahudi Lisesi aynı çatı altındaydı. Otuzlu yılların sonunda Nazi Almanya sındaki propaganda ve siyasî faaliyet gözönünde bulundurulduğunda bana bu durum çok ilginç geliyor. Yahudi Lisesi, XIX. yüzyıl Frankfurt unun meşhur bilgin ve rabbisi olan Rafaël Hirsch in ismini taşıyordu. Binanın bizden tarafta olan kısmında, okul hakkındaki sorularıma cevap verecek kimse yoktu. Bir müddet sonra çocukluk merakım sona erdi. Alman savaş gücünün bir unsuru olan askerî sansür kompleksi, binanın Yahudilere ait olan kısmına yerleşti ve Liseye kilit vurdu. Yahudi öğrenciler ve öğretmenleri ortadan kayboldular. Binanın Yahudilere ait olmayan kısmındaki öğrenciler olarak biz, öğrenimimiz süresince bunların ve okulumuzun etrafında bulunan bir sürü Yahudinin nereye gittiğini merak edip durduk. Yahudi vatandaşların elbiseleri üzerindeki sarı yıldızlar ortaya çıkmaya başladıkça biz gençler için etraftaki Yahudilerin sayısının git gide azaldığı belirgin hâle geliyordu. Naziler okulumuzun yakınındaki tramvay durağı yakınına sadece Yahudiler için bir market açtıkları vakit ızdırap ve açlık, Davut Yıldızı nı taşıyan bu insanların yüzlerinden daha çok okunuyordu. Bunların sayısı gözle görülür bir şekilde azaldı. Önce erkekler, daha sonra sırasıyla kadınlar ve çocuklar ortadan kayboldular. Okul veya evdeki yetişkinler, Yahudilerin başına gelenler hakkındaki sorularımıza cevap vermek istemiyorlardı. Merakımız durgun ve cevapsız kaldı. Böylece şehrimiz ve okulumuzun oluşturduğu Hıristiyanlar ve Yahudiler arasındaki diyalog potansiyeli mahvolup gitti. Okulumuz eğitim felsefesinin amacı, klasik Yunan ve Roma geleneğiyle Hıristiyan geleneği arasındaki uyumu ve bağlantıyı bizlerin kafasına yerleştirmekti. Hatta bu felsefede, hâkim Nazi ideolojisine karşı kapalı bir iddia bulunmaktaydı. Ancak bu bağlılık ve uyuşma sürecinde Yahudiliğe hiçbir yerde kendini ifade etme izni verilmemek suretiyle bu felsefenin hâkim Nazi ideolojisinin benzeri olduğu gösterilmiş oldu. Tabiî ki bu dışlama hadisesi tarihe aykırıydı. Biz okulda İskenderiyeli Philo nun ismini 1945 den önce duymamıştık den sonra bile okulumuzdaki eğitim, kelimenin literal ve en kötü anlamıyla tamamen Yahudilikten arındırılmış (judenrein) bir vaziyetteydi. Savaş sonrasında Okul ve Devletin Yahudi geleneğine karşı duyarsızlığı, okulun savaşta hasara uğrayan Yahudilere ait kısmının tadil edilmemesiyle fiilen gösterilmiş oldu. Okulun Yahudilere ait olmayan kısmı olduğu gibi bırakılırken Yahudilere ait olan kısım bizim okul binamıza yeni ve çirkin bir ilave hâline getirilmişti. Kelimenin tam anlamıyla bu icraat bir Yahudi okulunun tinuing Jesus) düşüncesinin Paskalyadan Önceki Cuma dan sonra herkesçe paylaşılmadığını ve bu düşünceye sahip olanların bunu, İsa yı tarihsellikten kurtarma pahasına yaptıklarını göstereceğim. Bkz. Helmut Koester, Jesus the Victim, JBL 111 (1992) 3-15, özellikle s. 6 dip. 14. Eleştirel katkılarından dolayı Lukas Bormann, Kelly Del Tredici, ve John Huddlestun a, aynı zamanda Kerstin Ruoff a çok teşekkür ederim. Onlar, bu makaleyi büyük ölçüde geliştirmişlerdir. İlk Dönem İsa ya İnananlar Topluluğu: 207 hatırasını temelinden kazımış oldu. Genç öğrenciler olarak bizim, Hıristiyan kimliğinin, İsa nın ve Hıristiyanlığın farklı oluşunun Yahudilik üzerinde ve ona karşı olarak ilişkilendirildiği yönündeki iddiamıza kimse karşı çıkmadı. Hıristiyan eğitimiyle klasik eğitim, bu fikri bizim içimize sindirdi ve biz, Alman kimliğimizin bu farklılık üzerine inşa edildiğine inandırıldık. Biz, Yunan ve Latin kültürünün bize Yahudi kültüründen daha yakın olduğunu öğrendik. İsa nın ve Hıristiyanlığın eşsizliğinin ispat edilebilir ve tarihî bakımdan doğrulanabilir olduğu bizlere gösterildi. Daha sonra bir İlahiyat öğrencisi olarak bu eşsizliğin Kutsal Kitap vahyini ve Hıristiyan inancını anlamak için esas kabul edildiğini öğrendim. Ayrıca muhafazakâr bilginlerin Yahudi geleneğinin Eski ve Yeni Ahit in ruhuna daha yakın olduğu iddiası, Yahudi kimliğini olduğu gibi ciddi bir şekilde değerlendiremediklerinden kaynaklanıyordu. Bu muhafazakâr akım, Yahudi kutsal kitaplarının ve geleneğinin geleneksel Hıristiyanlık tarafından gasp edildiğini varsayıyordu. Bu görüş, Yahudilik dininin ve entelektüel bütünlüğünün devam etmesine mahal bırakmıyordu. Yahudilik, Kutsal Kitap ve Kutsal Kitap dışındaki Yahudi metinlerinin Hıristiyan yorumuna herhangi bir meydan okumadan alı konuldu. Muhafazakârlar nazarında artık Hıristiyanların bu metinler ve onların yorumu üzerinde hermenötik imtiyazı vardı. Yeni Bir Dinin Temsilcisi Olarak İlk Dönem İsa ya İnananlar Topluluğu Bu makalenin başlığı, ilk dönem İsa ya inananlar topluluğunun bir Yahudi iç göçünden mi ibaret olduğunu yoksa yeni bir din mi oluşturduğu meselesini sorgulamaktadır. Dindar Hıristiyanlar ve diğer birçokları bu soruya kolayca cevap vermektedirler: İsa ya Tanrı vekili olarak inananlar yeni bir din mensubuydular. Tabiî gibi gözüken bu iddiayı desteklemek için birçokları Yeni Ahit te, Yahudi gruplara, kurumlara ve genel olarak Yahudilere karşı bulunan sert polemiklere yönelmektedir. Bu tür polemiklerin var olması, İsa ile Yahudilik arasındaki ayrılığı ve özellikle de İsa nın ölümünden sonraki tilmizleriyle Yahudilik arasındaki kesin bir ayrılığı gösterir mi? İncil inin yirmi üçüncü bölümünde, Matta, İsa yı Ferisîlere ve kâtiplerin aleyhine konuşuyor olarak tasvir etmektedir. İsa, bunlara Vay hâlinize demekte ve bunlara ikiyüzlüler, kör budalalar, körler, yılanlar, engerekler nesli diye hitap etmektedir. 3 Mâbed in temizlenmesi hikâyesinde, Markos İncili nin İsa sı, Yahudi liderlerini şu şeklide suçlamaktadır : `Benim evime, tüm Milletlerin dua 3. Bkz. Matta 23:13-36. 208 Dieter Georgi /Çev. Ramazan Adıbelli evi denecek diye yazılmamış mıdır? Ama siz burayı haydut inine çevirdiniz. (Markos 11:17). Yine Markos ta, İsa Yahudiliğin dinî merkezi olan Kudüs Mabedi nden şöyle bahsetmektedir : Bu büyük yapıları görüyor musun? Burada taş üstünde taş kalmayacak, hepsi yıkılacak! (Markos 13:2). Yahudilerin birlik bağı olan şeriat hakkında Pavlus şöyle demektedir : Mesih, şeriatın sonudur. (Rom. 10:4). Vahiy bölümünde Yahudi sinagoguna Şeytanın sinagogu denilmektedir (Vahiy 2:9). Bu polemik söylemler İsa ve ona inananların Yahudiliğin karakteristik kurumlarından kesin bir şekilde ayrıldığına işaret ediyor gibi gözükmektedir. Yahudilere karşı yöneltilen başka birçok sert polemiği, Yuhanna da, Resullerin İşleri nde ve Romalılara Mektup ta bulmak mümkündür. Yuhanna nın İsa sı, Yahudileri şu şekilde suçlamaktadır : Siz babanız İblis tensiniz ve babanızın arzularını yerine getirmek istiyorsunuz. O başlangıçtan beri katildi. Hakikate bağlı kalmadı. Çünkü onda hakikat yoktur. Yalan söylemesi doğaldır. Çünkü o yalancıdır ve yalanın babasıdır (Yuhanna 8:44). Resullerin İşleri nin son kısmında İstefanos şöyle demektedir : Ey dik kafalılar, yürekleri ve kulakları sünnet edilmemiş olanlar! Siz tıpkı atalarınıza benziyorsunuz, her zaman Kutsal Ruh a karşı direniyorsunuz (Resullerin İşleri 7:51). Pisidia da bulunan Antakya sinagogundan kovulan Pavlus a, Luka şöyle dedirtmektedir : Tanrı nın sözünü ilk önce size bildirmemiz gerekiyordu. Siz onu reddettiğinize ve kendinizi ebedî hayata layık görmediğinize göre, biz şimdi diğer Milletlere (Gentillere=kafirlere) gidiyoruz (Resullerin İşleri 13:46). Aynı şey Rom. 2:17-21 de ifade ediliyor gibi gözükmektedir : Fakat sen, eğer Yahudi adını taşıyor, şeriata dayanıyor ve Tanrı yla övünüyorsan ve şeriattan öğretilmiş olarak Tanrı nın iradesini biliyor ve en üstün değerleri beğeniyor ve şeriatta ilmin ve hakikatin suretine malik olarak, körlerin kılavuzu, karanlıkta olanların ışığı, akılsızların mürebbisi ve çocukların muallimi olduğuna kani oluyorsan; imdi başkasına öğreten kendine öğretmez misin? Şeriata muhalefet eden Yahudilere karşı bir takım suçlamada bulunduktan sonra Pavlus şu sonuca varmaktadır : Şeriatla övünen, şeriatı tecavüzle Tanrıyı tahkir mi edersin? Çünkü yazılmış olduğu üzere, sizin yüzünüzden Milletler (Gentiller=kafirler) arasında Tanrı nın ismine küfrediliyor (Rom. 2:23). İsa müntesipleriyle Yahudiler arasındaki bu cedelleşmeler Yeni Ahit te nakledilen ihtidalarda da kendini göstermektedir. İhtida olayı, Resullerin İşleri nin ana konusudur. Burada en önemli örnek Pavlus un ihtida öyküsüdür. Luka, bu hadiseyi o kadar önemli görür ki onu üç defa nakleder. Resullerin İşleri ne göre misyonerlik faaliyetleri ilk önce Yahudilere yönelik yapılmıştır. Yahudiler, ihtida etmeleri ve Mesih İsa ya inananlar topluluğuna (church) girmeleri için ısrarla teşvik edilmektedirler. Pentikost hikayesinin sonu, Luka nın genel amacının yani ilk dönem İsa ya inananlar topluluğunun misyonunu tasvir İlk Dönem İsa ya İnananlar Topluluğu: 209 etmede bir örnek hâline gelmiştir. Petrus un Resullerin İşleri 2:14-36 daki Pentikost konuşmasından sonra dünyanın dört bir tarafından gelen Yahudi hacılar (Resullerin İşleri 2:5) Petrus ve arkadaşlarına Kardeşler, ne yapmalıyız? sorusunu sorunca Petrus onlara şu karşılığı verdi: Günahlarınızın bağışlanması için tövbe edin, her biriniz İsa Mesih in adıyla vaftiz olsun. Böylece Kutsal Ruh armağanını alacaksınız (Resullerin İşleri 2:37-38). Daha sonra Luka, bu başarıyı şöyle anlatmaktadır : Onun sözünü benimseyenler vaftiz oldu. O gün yaklaşık üç bin kişi topluluğa yani Mesih İsa nın topluluğuna katıldı (Resullerin İşleri 2:41). Dolayısıyla bu yeni bir din midir? Birçokları Pavlus un Gentillere yönelik misyon faaliyetini ilk dönem İsa ya inananlar topluluklarının Yahudilikten ayrılmasının delili olarak kabul etmektedir. Özellikle 2 Kor. 3 gibi metinlerde Pavlus un şeriata ve Yahudilere karşı polemiği bu bölünmeyi vurguluyor gibi görünmektedir. Meselâ Pavlus, şeriat sahibi Musa nın risaletini ölüm hizmeti (2 Kor. 3:7) olarak tarif etmektedir. Pavlus, İsrailoğullarını, kalpleri katılaşmış diye kınamaktadır. Bu katılaşmaya şeriatın okunması neden olmuştur. Polemik ikiye ayrılmayı tamamlamak için Pavlus, Mesih olarak kabul ettiği İsa müntesipleri olan bizleri Yahudilerin karşıtı olarak (Korintoslulara İkinci Mektub 3:17-18) değerlendirmektedir. Artık şeriat Eski Ahit tir. Ve bu eski şeyler hakkında Pavlus, Eski şeyler geçmiş, her şey yeni olmuştur. (2 Kor. 5:17) demektedir. Tüm bu deliller, Kiliseyle birçok teolojik ve Kutsal Kitap araştırmasını, ilk dönem İsa ya inananlar topluluğunun Yahudilikten ayırt edilebileceği hatta ayırt edilmesi gerektiği sonucuna sevk etmiştir. Terminolojik delil de M.S. 30 lara doğru Hıristiyanlığın yeni bir din hâline geldiği sonucunu doğruluyor gibi görünmektedir. Resullerin İşleri 11:26 da Luka şöyle demektedir : İsa nın tilmizlerine ilk kez Antakya da Hıristiyanlar ismi verildi. Buradan hareketle bilim adamları, çok erken bir tarihten itibaren İsa tilmizlerinin kendilerini Hıristiyanlar olarak telakki ettiklerini, böylece de kendilerini Yahudilerden farklı gördükleri sonucuna varmışlardır. En eleştirici Yeni Ahit bilginleri bile Pavlus ile ilk dönem İsa ya inananlar topluluğu üzerine yapılan tarihî-eleştirel incelemelerde Hıristiyanlık ve Hıristiyan terimlerini kullanmada hiç endişe duymamaktadırlar. O hâlde, Antakya daki İsa inananlarına ne zaman Hıristiyanlar diye hitap edilmiştir? Esasen Luka bunu bize söylemiyor. O, bizi bu terimin, tasvir ettiği erken dönemde kullanıldığına inandırmak istiyor. Fakat bunu da açıkça söylemiyor. Aslında Luka kendi dönemi olan M.S. 90 dan öncesinde Antakya daki Hıristiyan teriminin kökeni hakkında açık bir kapı bırakmaktadır. Luka Hıristiyan (Mesihçi) terimini Yahudi Kral Herod Agripa ya atfen Res. 26:28 de tekrar kullanmaktadır. Bu terim 1 Pet. 4:16 da tekrar ortaya çıkmaktadır. Ne bu iki pasajda ne de Did. 12:4 de geçen 210 Dieter Georgi /Çev. Ramazan Adıbelli Hıristiyan (Mesihçi) terimi belirli bir dinî topluluğa mensubiyeti göstermektedir. Bu pasajların ayrı bir dine mensubiyeti göstermeleri daha da uzaktır. Hıristiyanlık (Christianity) 4 teriminin Hıristiyan (Christian=Mesihçi) terimiyle birlikte sıkça kullanılması ilk kez Ignatius un mektuplarında 5 görünmektedir. Ignatius, bu kelimeleri açıkça İsa topluluğunu ve bu topluluk üyelerini Yahudilerden ve Gentillerden ayrı göstermek için kullanmıştır. Ancak Ignatius un yazılarındaki bu özelliğin daha geniş bir eğilimi yansıtıp yansıtmadığını veya ne derece yansıttığını bilmiyoruz. Bu terimi zikreden dokümanların hepsi M.S. 90 ile 120 arasında yazılmıştır. Aynı dönemde, daha doğrusu Ignatius un çağında Hıristiyan teriminin göründüğü ilk putperest (pagan) kaynaklar, üç Romalı arkadaş olan Tacitus 6, Pliny 7 ve Suetonius un 8 yazılarıdır. Bu yazarların üçü de devlet memuriyetinde bulundukları Küçük Asya [Anadolu] ve Roma ile ilişkilidirler. Birinci yüzyılın sonuyla ikinci yüzyılın başında Hıristiyan ve Hıristiyanlık terimlerinin izleri harita üzerinde Roma dan Küçük Asya ya oradan da Suriye ye uzanan bir güzergah çizmiştir. 9 En şaşırtıcı olan şey, bu coğrafî güzergahın dışında bulunan ve İsa yı Tanrı vekili olarak kabul eden toplulukların M.S. birinci yüzyıl civarında ortaya koydukları yazıların çoğunluğunda Hıristiyan ve Hıristiyanlık terimlerin bulunmamasıdır. İkinci yüzyılın büyük bir bölümü için de durum aynıdır. Yuhanna İncili, Yuhanna ın Mektupları, Yuhanna ın Vahyi, sahte-pavlus un Selaniklilere 2. Mektubu, İbranilere Mektup, 1 Clement, Barnabas, Hermas ın Çobanı, veya M.S. ikinci yüzyılda kaleme alınan sahte-pavlus un Pastoral Mektupları gibi metinlerde bu terimler zikredilmemektedir. Ne sözde Yahudi-Hıristiyan literatürü 10 ne de çağdaş İsa yanlısı gnostik dokümanlar bu terimleri bilmektedir. 11 M.S. 100 lere doğru İsa inananlarının çoğunluğu -ve bunların çevreleri- kendilerinin Yahudilik ve Yahudilerden ayırt 4. Ignatius da yedi kez geçiyor : 2 Ef ; 14. 2; Magn. 4. 1; Trall. 6. 1; Rom ; Poly Ignatius da dört kez geçiyor : Magn , 3; Rom. 3. 3; Phld Tacitus Annales Pliny Epistles Suetonius Nero 16. 2; in Vita Claudii 25. 4, ifade genellikle Judaeos impulsore Chresto şeklindedir. 9. Ignatius gibi Luka ile geleneği Antakya ve Batı Anadolu yu kapsamakta; Didache, Antakya nın doğusundan gelmektedir; 1. Petrus Roma ve Anadolu yu kapsamaktadır. Bu üç Romalı Roma ve Anadolu yu temsil etmektedir. 10. Nasıralıların, Ebiyonitlerin, İbranîlerin, Mısırlıların İncilleri ve Kerygmata Petrou nun hepsi Wilhelm Schneemelcher in, New Testament Apocrypha sında bulunmaktadır (2 c. ; Louisville, KY: Westminster/John Knox, 1991). 11. M. Ö. ikinci yüzyılın ortasından önce, Justin gibi teologların da bu terimi keşfettiği zaman. Tek istisna ikinci yüzyılın başlarına ait olan Basilides tir, in 1. Pet. 4:16 ya bağlı olan Clem. Alex. Strom İlk Dönem İsa ya İnananlar Topluluğu: 211 edilmek üzere sosyo-dinî bakımdan isimlendirilmeleri için müstakil bir terime ihtiyaç duymuyorlardı. Bildiğimiz gibi Hıristiyanlığı mucidi olarak çoğu kez övülmesine veya yerilmesine rağmen Pavlus un Hıristiyan ve Hıristiyanlık terimlerini hiç kullanmamış olması daha da ilginçtir. Bu durumda Pavlus un sükûtu manidardır. Pavlus bu terimleri kullanmamıştır; çünkü o bunları bilmiyordu. Eğer Pavlus bunları biliyordu ise o hâlde neden kullanmamıştır? Pavlus, İsa yı Mesih diye adlandıran Antakya cemaatinin liderlerinden biri ve de temsilcisiydi. Dolayısıyla Pavlus un sükûtu, Hıristiyan [Mesihi] teriminin Antakya da M.S. birinci yüzyılın 30 ile 40 lı yıllarında bilindiği yönündeki iddiayı çürütmektedir. Hıristiyan veya Hıristiyanlık gibi terimlere bağlı kalmaktan ziyade ilk dönem İsa ya inananlar topluluğu, muhtelif Paskalya tecrübelerini, kutsallar 12, seçilmişler 13, dürüstler 14 ve fakirler 15 gibi Kutsal Kitap ın Yahudi geleneğinden türeyen kavramlara çevirmiştir. Kutsal Kitap Yahudi terminolojisinin bu kullanımı, Yahudi kolektif bilincine işlemiştir. Bu terimlerle herkesten önce Yahudilerin içli dışlı olması lazımdı ve bunların onlara tercüme edilebilir olması gerekirdi. Bu terimler, Yahudi bağlamında Kutsal Kitap Tanrısının korunmuş vekili olan İsa ya katılmanın hangi anlama geldiğini açıklamıştır. Bu terimleri benimseyerek İsa inananları, kendilerini Tanrı nın eskatolojik kullarının başlangıcı ve merkezi ile özdeşleştirmişlerdir. Yahudiler, İsrailoğullarından yeni bir topluluğun meydana geleceği fikrini ahir zamanda İsrailoğullarından yenilenmiş bir ahit topluluğunun çıkacağı şeklindeki peygamber kehanetlerinden biliyorlardı. Bu topluluk, İsrail den tamamen farklı olmayıp, ıslah olmuş dolayısıyla yeni bir İsrail, Tanrı nın geleceğinin öncüleri olarak düşünülüyordu. Kutsal Kitap peygamberlerinin ifadeleriyle Essenîler gibi Yahudi gruplarının oluşumu ve tecrübesinde bu tür tasavvurlar için modeller vardı. Tanrı nın vekili olarak İsa ya inanan ve onun mesajını vaaz eden insanlar Diasporaya dağılınca, teşkilatlarını tanımlamak için έϰϰλησία [Ekklesia] terimini seçmişlerdir. έϰϰλησία teriminin tercih edilmesinin Yahudi-karşıtı bir amaç taşıdığı iddia edilmiştir. Bu terimi benimseyerek İsa inananlarının kendilerini Hellen şehirlerinde bulunan sinagoglardan ayırt etmek istedikleri ileri sürülmüştür. 16 Bu 12. Res. 9:32, 41; 26:10; Rom. 1:7; 15:25-26, 31; 16:2, 15; 1 Kor. 1:2; 16:1; 2 Kor. 1:1; 8:4
We Need Your Support
Thank you for visiting our website and your interest in our free products and services. We are nonprofit website to share and download documents. To the running of this website, we need your help to support us.

Thanks to everyone for your continued support.

No, Thanks