Please download to get full document.

View again

of 8
All materials on our website are shared by users. If you have any questions about copyright issues, please report us to resolve them. We are always happy to assist you.

FREKANS ORANI METODU KULLANILARAK SAMSUN İL MERKEZİNİN HEYELAN DUYARLILIK HARİTASININ ÜRETİLMESİ

Category:

Research

Publish on:

Views: 97 | Pages: 8

Extension: PDF | Download: 0

Share
Related documents
Description
TMMOB Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası 13. Türkiye Harita Bilimsel ve Teknik Kurultayı Nisan 2011, Ankara FREKANS ORANI METODU KULLANILARAK SAMSUN İL MERKEZİNİN HEYELAN DUYARLILIK HARİTASININ
Transcript
TMMOB Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası 13. Türkiye Harita Bilimsel ve Teknik Kurultayı Nisan 2011, Ankara FREKANS ORANI METODU KULLANILARAK SAMSUN İL MERKEZİNİN HEYELAN DUYARLILIK HARİTASININ ÜRETİLMESİ Halil Akıncı 1, Sedat Doğan 1, Cem Kılıçoğlu 2 1 OMÜ, Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Harita Müh.Bölümü, Samsun, 2 OMÜ, Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Kavak Meslek Yüksekokulu, Kavak, Samsun, ÖZET Samsun il merkezi, son 25 yılda konut ihtiyacının artması nedeniyle hızla yapılaşmaya açılmıştır. Nüfus artışının etkisiyle yapılaşma, kentin güney sırtlarına doğru ilerlemiştir. Bu bölgede, ilgili kamu kurumlarının gözlemlediği ve sınıflandırdığı çok sayıda heyelan mevcuttur. Can ve mal kayıplarının önüne geçmek için yapılaşmaya açılan bölgelerde önceden saptanmış heyelanların yeniden değerlendirilmesi ve olası heyelan alanlarının tespit edilmesi gerekmektedir. Bu nedenle çalışmada, Samsun il merkezinin heyelan duyarlılık haritasının üretilmesi amaçlanmıştır. Duyarlılık haritasının üretilmesinde, literatürde yaygın olarak kullanıldığı tespit edilen Frekans Oranı metodu kullanılmıştır. Değerlendirmelerde bölgeye ait jeolojik formasyon, yükseklik, eğim, bakı, eğrilik, plan ve profil eğriliği, yola ve akarsuya yakınlık parametreleri dikkate alınmıştır. Anahtar Sözcükler: Coğrafi Bilgi Sistemi, Heyelan, Frekans Oranı Metodu, Duyarlılık Haritası ABSTRACT PRODUCTION OF LANDSLIDE SUSCEPTIBILITY MAP OF SAMSUN CITY CENTER BY USING FREQUENCY RATIO METHOD Due to the increased need for housing, Samsun province center were quickly opened construction in the last 25 years. Because of the population growth, construction progressed towards to the southern hillside of the city. Large amount of landslides observed and classified in this region by the relevant institutions. To prevent the life and property losses, it is required to evaluate pre-determined landslides and to determine probable landslide areas in the construction regions. Therefore, this study aims to create a landslide susceptibility map of Samsun province center. Frequency Ratio Method which is widely used in the literature has been used in the creation of landslide susceptibility map. The geological formation of the region, altitude, slope, aspect, curvature, plan and profile curvature, road and stream distance parameters have been considered in the landslide susceptibility evaluation. Keywords: Geographical Information System, Landslide, Frequency Ratio Method, Susceptibility Map 1. GİRİŞ Afet, yerel kapasiteyi aşan, ulusal veya uluslararası düzeyde yardım gerektiren, önceden tahmin edilemeyen ve çoğu kez aniden meydana gelen, büyük zararlara, yıkımlara ve acılara neden olan bir durum veya olay olarak tanımlanmaktadır (Vos vd., 2010). Afetler, insanlar için fiziksel, ekonomik ve sosyal kayıplara neden olan olaylardır. Örneğin, 2009 yılında dünya genelinde meydana gelen 335 doğal afet olayından, 119 milyon insanın etkilendiği, insanın yaşamını yitirdiği ve 41,3 milyar doların üzerinde ekonomik zararın olduğu rapor edilmiştir (Vos vd., 2010). Afetlerin Epidemiyolojisi Araştırma Merkezi (CRED) tarafından 1988 yılından itibaren yönetilen ve 1900 yılından günümüze kadar dünya genelinde meydana gelen den fazla afet ile ilgili bilgilerin tutulduğu Uluslararası Afet Veritabanı (EM_DAT) afetleri, doğal ve teknolojik afetler olmak üzere iki temel gruba ayırmaktadır. Doğal afetler, 5 alt grupta 12 afet tipini içermektedir. EM_DAT ın sınıflandırmasından hareketle doğal afetleri, genel olarak, önceden tahmin edilemeyen ve oluşumu engellenemeyen biyolojik, meteorolojik, hidrolojik, iklimsel ve jeofiziksel kökenli olayların sonuçları şeklinde tanımlayabiliriz. Depremler, taşkınlar ve kasırgalarla birlikte tüm Dünya da en sık görülen doğal afetlerden biride heyelanlardır un ilk altı aylık döneminde dünya genelinde meydana gelen doğal afetlerin %45 ini taşkınlar, %19 unu kasırgalar, %10 unu heyelanlar, %9 unu kuraklık, %7 sini depremler, %7 sini ekstrem sıcaklıklar, %2 sini volkan patlamaları ve %1 ini de yangınlar oluşturmaktadır (CRED, 2010). Heyelanlar, çoğu zaman, can kaybı, ekonomik zararlar, çevresel etkiler, kültürel ve doğal miras kaybı gibi büyük ölçekli sosyo-ekonomik yıkımlara neden olurlar. Şubat 2010 da büyük çamur kaymaları Portekiz in Madeira adasında 38 kişinin ölümüne neden olmuştur (Assilzadeh vd., 2010). Mart 2010 da Uganda nın Bududa bölgesinde meydana gelen heyelanda 388 kişi yaşamını yitirmiştir (CRED, 2010). 6 Ağustos 2010 tarihinde Kanada Pemberton da 1500 kişi heyelan nedeniyle tahliye edilmiştir. Ağustos 2010 da Asya da meydana gelen seller ve heyelanlar yüzlerce insanın ölümüne neden olmuştur (Assilzadeh vd., 2010). Heyelanlar, tüm Dünya da olduğu gibi Türkiye de de can ve mal kayıplarına neden olan doğal afetlerin başında gelmektedir. Ülkemizde son 50 yılda meydana gelen doğal afetler incelendiğinde, heyelanların %45 lik oranla en sık gerçekleşen doğal afet olduğunu görmekteyiz. Heyelan afeti için yapılan değerlendirmede tüm illerimizin heyelandan belirli derecelerde etkilendiği görülmektedir (Gökçe vd., 2008). Heyelanların yıkıcı etkisi, Ülkemizde kendisini son olarak 26 Ağustos Frekans Oranı Metodu Kullanılarak Samsun İl Merkezinin Heyelan Duyarlılık Haritasının Üretilmesi 2010 tarihinde acı bir şekilde göstermiştir. Rize İli'nin merkeze bağlı Gündoğdu beldesinde sağanak yağışların neden oluğu heyelan sonucunda 13 kişi hayatını kaybetmiştir. Samsun, Türkiye de heyelanların sıkça yaşandığı illerden başında gelmektedir. Samsun Bayındırlık ve İskan Müdürlüğü nden elde edilen veriler değerlendirildiğinde, Samsun genelinde son 25 yılda toplam 219 heyelan olayının gerçekleştiğini ve bunlardan 61 adedinin Samsun il merkezinde meydana geldiğini görmekteyiz. Heyelanlar nedeniyle Samsun il merkezine yönelik olarak yapılan hasar dağılımı ve mikrobölgelendirme çalışmasında il merkezi, yapılaşmanın sakıncalı olduğu (mevcut yapıların boşatılması gereken) alanlar, yeni yapılaşmanın sakıncalı olduğu (mevcut yapıların dondurulacağı) alanlar ve belirli koşullarla yeni yapılaşmaya izin verilecek alanlar olmak üzere 3 bölgeye ayrılmıştır (Doyuran vd., 1985). Buna rağmen, son 25 yılda yapılaşma ağırlıklı olarak heyelan olaylarının görüldüğü Atakum ilçesinin güney sırtları, Mert ırmağı ve Kürtün ırmağı güneyi doğrultusunda gelişmiştir. Heyelanların ülkemizde can ve mal kayıplarına neden olan en önemli doğal afetlerin başında geldiği dikkate alındığında, olası can ve mal kayıplarının önüne geçmek için Samsun il merkezindeki heyelanların bir kez daha değerlendirilmesi kaçınılmaz olmuştur. Heyelanların sebep olduğu sosyal ve ekonomik kayıplar etkili bir planlama ve yönetimle azaltılabilmektedir. Bunun için, yerleşim alanlarının seçimi, alt yapı çalışmaları ve diğer mühendislik yapılarının inşasında jeolojik ve jeoteknik amaçlı arazi ve laboratuar çalışmaları yapılarak, değişik bilgileri içeren farklı türde haritalar hazırlanmaktadır. Bu çerçevede hazırlanan jeolojik tabanlı en önemli haritalardan birisi de heyelan duyarlılık haritalarıdır. Heyelan duyarlılık analizinin temel amacı, tehlikeli ve riskli alanları tespit ederek heyelanın etkilerini azaltmaktır. Doğal tehlike haritaları geçmişte meydana gelen heyelan, sel, deprem ve volkan patlaması gibi doğal olayların oluşumunun tanımlandığı ve gelecekte böyle doğal olayların oluşumlarının tahmin edildiği bilgileri içerir (Yalçın, 2007; Reis vd., 2009). Coğrafi Bilgi Sistemleri ile heyelan duyarlılık haritalarının üretilmesinde çeşitli metotlar kullanılmaktadır. Literatürde yaygın olarak kullanıldığı tespit edilen metotlardan biriside Frekans Oranı metodudur (Lee ve Evangelista, 2005; Lee ve Sambath, 2006; Yılmaz, 2007; Akgün vd., 2008; Yılmaz, 2009; Jadda vd., 2009; Reis vd., 2009; Erener ve Düzgün, 2010). Bu çalışmada da, Frekans Oranı Metodu kullanılarak Samsun il merkezinin heyelan duyarlılık haritası üretilmiştir. Uygulamada, eğim, bakı, eğrilik, litoloji, yola ve akarsuya yakınlık parametreleri dikkate alınmıştır. 1.1 Çalışma Alanı Samsun kenti, Kürtün ve Mert ırmakları arasında kalan bölgenin sahil kesiminde kurulmuştur (Şekil 1). Kent, kıyıya paralel olarak doğu-batı yönünde gelişmektedir. Çalışma alanı, 41 o 15 5 ve 41 o kuzey paralelleri ile 36 o ve 36 o doğu boylamları arasında kalan yaklaşık 57 km 2 lik alanı kapsamaktadır. Şekil 1: Çalışma alanı haritası Akıncı vd. 1.2 Çalışma Alanının Genel Jeolojisi Çalışma alanında 5 farklı formasyon izlenmektedir. MTA tarafından yapılan çalışmalara göre Samsun ilinde, yaşlıdan gence doğru şu birimler gözlenir (Öztekeşin, 2008). Tekkeköy Formasyonu (Tt): Birim KD-GB doğrultusunda uzanan Erikli Fayı ile Karadeniz arasında kalan geniş bir alanda yüzeylenmektedir. Formasyonun yaşı Orta-Üst Eosen olarak kabul edilmiştir. Birim volkanik ve volkanotortul bir istiftir. Formasyon tabanda kumtaşı, marn ve tüfit ardalanması ile bazalt ve aglomeralardan oluşmaktadır. Formasyon tabanda ince tabakalı kumtaşı, marn ve kalın tabakalı tüfit şeklindedir. Birimin 200m seviyesinde, kalınlıkları 20-25m olan iki tüfit tabakası yer almaktadır. Bu istif üst seviyelere doğru bazalt, aglomera ve tüf şeklinde devam etmektedir. Aglomeralar, tüf bir matriks içerisinde andezit, bazalt, dasit, çakıl ve bloklardan meydana gelmiştir. Üst seviyelerdeki bazalt lavları ve aglomeraların varlığı ortamın kısmen sığlaştığını göstermektedir. Samsun Formasyonu (Ts): Altta gri-mavi denizel marn, arada jips bantları içeren kırıntılıların oluşturduğu geçiş düzeyi ve en üstte silttaşı, kumtaşı ve marn merceklerini kapsayan karasal konglomera (çakıltaşı) düzeyleri ile temsil edilen sedimanter istif, yaygın olarak yüzeylendiği yerin adıyla Samsun formasyonu olarak adlandırılmıştır. Samsun formasyonunun alt düzeylerini oluşturan, denizel marn ve onun üzerindeki geçiş düzeyi Ilyas Üyesi (Tsi), formasyonun en üst kesimini oluşturan konglomeralar ise Karasamsun Üyesi (Tsk) olarak adlandırılmıştır. İlyas Üyesi (Tsi): Kürtün Irmağı batısında, Mert ve Kürtün Irmakları arasında yerleşim alanını da kapsayan bir alanda yüzeylenmektedir. Birim Lagüner-denizel bir ortamda çökelmiştir. İçerdikleri fosil topluluğuna (Globigerine praebulloidesblow, Gîobigerinoides ruber (Dorbigny), Globigerinoides sp., Globigenina sp., Globigerinîta sp., Pulleniatina sp., Amphistegina sp., Spiroloculina sp., Pyrgo sp., Lenticulina) göre Üst Miyosen-Alt Pliyosen yaşı verilmiştir (Doyuran vd.,1985). Birim, volkanik çakıllardan oluşan bir taban konglomerası ile başlamaktadır. Daha üstte gri-mavi renkli denizel marn ile kil ve jips ara bantlı kumtaşı, silttaşı ve çakıltaşı düzeyleri yer almaktadır. Karasamsun Üyesi (Tsk): Birim aşınıma dayanımlı olduğu için yaygın olarak Karasamsun Sırtı, Kalkanlı ve Köydüzü Sırtı, Karasamsun Mahallesi, Çatalarmut Köyü ve Toraman Tepe dolaylarında yüzeylenmektedir. İlyas üyesi ile dereceli geçişli olması nedeniyle Alt Pliyosen yaşı verilmiştir. Samsun formasyonunun üst düzeyini oluşturan karasal konglomeralardan akarsu ortamında çökelmiştir. Birimin tabanı İlyas üyesinin en üst kesimini oluşturan geçiş düzeyi ile dereceli geçişlidir; üzerine alüvyon çökelleri gelmektedir. Birim kumtaşı, silttaşı ve marn mercekleri içeren, orta sıkı tutturulmuş, yer yer iyi çimentolu konglomeralardan oluşmaktadır. Konglomera çakılları çoğunlukla andezit-bazalt türünde volkanit, az miktarda kireçtaşı, kumtaşı ve marnlardan oluşmaktadır; boylanmasız ve kalın katmanlıdır. Yer yer çapraz katmanlı silttaşı ve kumtaşı ile marn merceklerinin kalınlığı 5-10 mm den 1-2 m ye; uzunluğu ise 1-20m arasında değişmektedir. Üyenin kalınlığı 70m dolayındadır, Karadeniz e doğru bu kalınlık artmaktadır. Eski Alüvyon (Qe): Atakum sahil düzlüğü ve Kürtün ırmağı çökelleridir. Atakum sahil düzlüğünde kum, silt, kötü derecelenmiş denizel kavkılı kumlar ve Kürtün Irmağı boyunca çakıl, kum ve siltlerden oluşmuştur. Güncel Taşkın Ovası Çökelleri (Qt): Mert ırmağı boyunca gözlenen çakıl, çok ince kum ve siltlerden oluşmuştur. Kalınlığı m arasındadır. 2. ÇALIŞMA YÖNTEMİ Çalışma alanının heyelan duyarlılık haritasını üretmek için ihtiyaç duyulan temel veriler, 1/ ölçekli standart topoğrafik haritadan (Samsun-F36-b4) elde edilmiştir. Topoğrafik haritadaki akarsu ve yol ağı ile eşyükseklik eğrileri ArcGIS yazılımı kullanılarak sayısallaştırılmış ve ilk olarak çalışma alanının Sayısal Yükseklik Modeli (SYM) üretilmiştir. SYM, ESRI GRID formatına dönüştürüldükten sonra çalışma alanının eğim, bakı ve eğrilik haritaları üretilmiştir. Daha sonra, 1/ ölçekli standart topoğrafik haritadan sayısallaştırılan akarsu ve yollara ait yakınlık haritaları üretilmiştir. MTA Genel Müdürlüğünden temin edilen 1/ ölçekli sayısal heyelan envanter haritası ve jeoloji haritası, ESRI GRID formatına dönüştürüldükten sonra duyarlılık haritasının üretilmesine geçilmiştir. Elde edilen haritalar, sırasıyla heyelan envanter haritası ile değerlendirilmiş, her bir katmanın alt gruplarının heyelanlarla olan ilişkileri tespit edilmiştir. Bu veriler yardımıyla, çalışma alanının heyelan duyarlılık haritası üretilmiştir. 2.1 Verilerin Temini ve Hazırlanması Heyelan duyarlılık değerlendirmelerinin ilk adımı, geçmişte meydana gelen heyelanlar hakkında bilgi edinmektir. Çünkü gelecekteki heyelanların şimdiki ve geçmişte olmuş heyelanlarla benzer şartlar altında gerçekleşebileceği varsayılmaktadır (Lee et al., 2004; Yılmaz, 2009; Jadda et al., 2009). Bu nedenle, heyelan duyarlık çalışmalarında ihtiyaç duyulan en önemli verilerin başında, heyelan envanter haritaları gelmektedir. Heyelan envanter haritaları, arazideki mevcut heyelan alanlarının alansal dağılım ve özelliklerinin gösterildiği haritalardır. Bu haritalar, arazide fark edilebilir heyelanları göstermektedir (Çevik and Topal, 2003; Yalçın, 2007; Reis et al., 2009). Heyelan envanter Frekans Oranı Metodu Kullanılarak Samsun İl Merkezinin Heyelan Duyarlılık Haritasının Üretilmesi haritaları, alanın büyüklüğüne, araziden toplanan verilere, bu verilerin kalitesine ve çalışma ölçeğine göre değişik şekillerde hazırlanabilir. Bu haritalar, heyelanlarla ilgili bilgilerin toplanması ya da uzaktan algılama verilerinin analizi ile üretilebilmektedir (Yalçın, 2007; Reis et al., 2009). Bu çalışmada, MTA Genel Müdürlüğü tarafından üretilen 1/ ölçekli sayısal heyelan envanter haritası kullanılmıştır. Heyelan envanter haritasındaki 16 adet heyelan, üretilen heyelan duyarlık haritasının doğruluğunu test etmek amacıyla ayrılmış, 30 adet heyelan ise duyarlılık analizlerinde kullanılmak üzere 30x30m hücre boyutlu ESRI GRID formatına dönüştürülmüştür. Litoloji, heyelan oluşumunu etkileyen önemli parametrelerden bir tanesidir (Kumtepe et al., 2009) ve heyelan duyarlılık çalışmalarında önemli rol oynar. Çünkü farklı litolojik birimler, heyelanlar gibi aktif jeomorfolojik süreçler için farklı duyarlıklara sahiptir. Jeomorfolojik süreçler, kısmen litolojiye ve litolojiyi oluşturan temel malzemelerin ayrışma özelliklerine bağlıdır (Pachauri et al., 1998; Dai et al., 2001; Çevik and Topal, 2003). Çalışma alanındaki litolojik birimler, MTA Genel Müdürlüğü tarafından üretilen 1/ ölçekli sayısal jeoloji haritasından elde edilmiştir. Çalışma alanında 5 farklı litoloji bulunmaktadır. Bunların içinde bölgede yamaç hareketlerine en çok rastlanan litolojik birim, İlyas üyesidir. Birim genel olarak gri-mavi marn ve onun üzerindeki değişik litofasiyeslerin ardışımından oluşan bir geçiş düzeyi ile temsil edilir. Mert ve Kürtün ırmakları arasında kalan yerleşim alanını da kapsayan geniş bir alanda yüzeylenir. Birimin önemli kısmını oluşturan gri-mavi marn serisi, yer yer ayrışarak sarı killeri meydana getirmektedir. Samsun yerleşim alanında yaygın olarak izlenen bu birim genellikle eğimli yamaçları oluşturmaktadır. Gerek yüzey ve gerekse yeraltı suyu etkisi ile akma ve sığ kayma yüzeyli heyelanların oluşumuna yol açan bu birim aynı zamanda yerleşim alanındaki başlıca jeolojik sorunlara neden olmaktadır (Doyuran vd., 1985). Tablo 1: Heyelanı etkileyen parametrelerden bir kısmının frekans oranları B=13888 D=63862 Heyelanlı Piksel Sayısı Alandaki Piksel Sayısı Frekans Faktör Kategori A PLO (%) C PIF (%) Oranı Yükseklik Eğim Düz Kuzey Kuzeydoğu Doğu Bakı Güneydoğu Güney Güneybatı Batı Kuzeybatı Heyelan duyarlılık analizlerinin en önemli bileşeni eğim açısıdır (Dai et al., 2001; Lee and Min, 2001; Saha et al., 2002; Ercanoğlu et al., 2004; Erener and Düzgün, 2010). Heyelan duyarlılık haritalarının üretilmesine yönelik birçok çalışmada eğim açısının öncelikli olarak dikkate alındığı görülmektedir (Dai et al., 2001, Lee and Min, 2001; Saha et al., 2002; Çevik and Topal, 2003; Ercanoğlu et al., 2004; Yalçın, 2008; Yılmaz, 2009; Erener and Düzgün, 2010). Daha önceki çalışmalar ve arazi gözlemleri eğimin artmasıyla heyelana karşı duyarlılığın arttığını göstermektedir (Yalçın, 2007). Bu çalışmada, ilk olarak ArcGIS yazılımı kullanılarak 1/ ölçekli Standart Topoğrafik Haritadaki (STH) eşyükseklik eğrileri sayısallaştırılmıştır. Daha sonra, eşyükseklik eğrileri kullanılarak çalışma alanının SYM i üretilmiştir. Üretilen SYM, 30x30m hücre boyutlu ESRI GRID formatına dönüştürülmüş ve çalışma alanının eğim haritası üretilmiştir. 5 o aralıklarla yeniden sınıflandırılan eğim haritası, heyelan envanter haritası ile karşılaştırılarak her bir eğim grubuna karşılık gelen heyelanların yüzde olarak dağılımları tespit edilmiştir (Tablo 1). Çalışma alanındaki maksimum eğimin 40 o olduğu ve eğim değerlerine göre en fazla heyelanın %68.58 lik oranla 5-10 o, %16.07 lik oranla da 10 o -15 o eğim grubunda meydana geldiği tespit edilmiştir. Akıncı vd. Bakı ile kitle hareketleri arasındaki ilişki uzun zamandan beri araştırılmasına rağmen, bakı-heyelan ilişkisi ile ilgili genel bir karara varılamamıştır (Carrara et al., 1991; Ercanoğlu et al., 2004). Bununla birlikte, birçok çalışmada heyelan duyarlılık haritalarının hazırlanmasında bakının da önemli faktörlerden biri olduğu vurgulanmaktadır (Dai et al., 2001; Çevik and Topal, 2003; Lee et al., 2004; Yalçın, 2008). Gerçekte bakı, heyelanların oluşumunu kontrol edebilen süreksizlikler, yağış, rüzgar etkisi ve güneş ışığına maruz kalma gibi parametrelerle ilişkilidir (Gökçeoğlu and Aksoy, 1996; Dai et al., 2001; Çevik and Topal, 2003; Ercanoğlu et al., 2004; Yalçın, 2008). Heyelanların belli yönelimlere sahip yamaçlarda yoğunlaşmasında, incelenen alanın morfolojik yapısının, özellikle bölgenin genel yağış yönü ve güneş ışığını alması gibi meteorolojik olaylar etkili olmaktadır. Yoğun yağış alan yamaçlar, topoğrafik eğim ile zeminin türü, geçirimliliği, gözenekliliği, nem ve organik madde içeriği, bitki örtüsü ve yağışın meydana geldiği mevsim gibi birçok faktör tarafından kontrol edilen süzülme kapasitesine de bağlı olarak, hakim bakıya sahip yamaçlardaki malzeme diğer yamaçlara göre daha çabuk doygunluğa ulaşır. Buna bağlı olarak bu yamaçlarda boşluk suyu basıncının gelişmesine neden olur (Gökçeoğlu and Ercanoğlu, 2001; Yalçın, 2007). Bu çalışmada, bakı ile heyelanlar arasındaki ilişkiyi ortaya koymak amacıyla ESRI GRID formatına dönüştürülen SYM den çalışma alanının bakı haritası üretilmiştir. Bakı haritası, dokuz sınıfa ayrılmış ve her bir bakı grubundaki heyelan varlığı yüzdesi hesaplanmıştır (Tablo 1). Buna göre çalışma alanındaki heyelanların %17,61 inin kuzey, %16,11 inin güney, %15,63 ünün kuzeybatı ve %12.92 sinin güneybatı bakıya sahip yamaçlarda gerçekleştiği tespit edilmiştir. Heyelan duyarlılık çalışmalarında sıkça kullanılan bir diğer parametrede yüksekliktir (Juang et al., 1992; Pachauri and Pant, 1992; Çevik and Topal, 2003). Heyelanların, yüksek rakımlı yerlerde daha fazla eğilim gösterdiği belirtilmektedir (Pachauri and Pant, 1992; Ercanoğlu et al., 2004). Çalışma alanında yükseklikler m arasında değişmektedir. Yükseklik değerleri 50m aralıklarla 7 kategoriye ayrılmış ve heyelan-yükseklik ilişkisi tespit edilmiştir (Tablo 1). Çalışma alanındaki heyelanların, litolojik birimin özelliği nedeniyle, %32,80 gibi büyük bir oranla m yükseklik değerlerine sahip alanlarda meydana geldiği tespit edilmiştir. Yamaçların stabilitesini kontrol eden parametrelerin en önemlilerinden biris
We Need Your Support
Thank you for visiting our website and your interest in our free products and services. We are nonprofit website to share and download documents. To the running of this website, we need your help to support us.

Thanks to everyone for your continued support.

No, Thanks