Please download to get full document.

View again

of 5
All materials on our website are shared by users. If you have any questions about copyright issues, please report us to resolve them. We are always happy to assist you.

Ali Baykal Bahçeşehir Üniversitesi

Category:

Games & Puzzles

Publish on:

Views: 0 | Pages: 5

Extension: PDF | Download: 0

Share
Related documents
Description
Tercih durağında oturaklı sorulara ayaküstü yanıtlar Ali Baykal Bahçeşehir Üniversitesi Yıl 2015, Türkiye de istediğimiz mesleği okumak hayal mi hâlâ? Sisteme ilişkin düşünceleriniz neler? Bu sistemin
Transcript
Tercih durağında oturaklı sorulara ayaküstü yanıtlar Ali Baykal Bahçeşehir Üniversitesi Yıl 2015, Türkiye de istediğimiz mesleği okumak hayal mi hâlâ? Sisteme ilişkin düşünceleriniz neler? Bu sistemin gençliğe dayattıklarını özetleyebilir misiniz? Güzel bir soru ama beklediğinizden farklı cevaplar vereceğim. Öncelikle iş, meslek ve eğitim alanları her zaman, her yerde, herkes için mutlaka örtüşmezler. Örtüşmeleri de gerekmez. Cerrah olabilmek için gereken eğitimin içeriği, süresi vb. ile karikatür çizmek için gereken eğitimin kapsamı benzeşmez. Eğitimin birinci gerekçesi meslek kazandırmak değildir. İnsanı kul ya da köle olmaktan kurtarıp birey olmasını sağlamaktır. Kısacası bireyin varoluşuna katkıda bulunmaktır. Meslek eğitimin bir yan ürünüdür. Meslek insanı yaratmaz. İnsan mesleği yaratır. Aynı mesleki eğitimden geçmiş insanların mesleki katkı ve doyumları ne özdeştir ne de türdeş. Öte yandan yaşamsal gerçek şu ki var olmak için belirli bir varlık eşiğini de aşmak gerekir. Bu yüzden iş ararız. Ancak iş yaratmak eğitimin işi değildir. İstihdam eğitimcilerin değil yöneticilerin sorumluluğudur. ÖSYS var olan olanakların düzenli paylaşımını sağlayan bir aygıttır. ÖSYS kaldırılırsa üniversitelerdeki derslikler artacak mı? Öğretim ve araştırma görevlilerinin sayıları artacak mı? Araştırma fonları kabaracak mı? Kütüphanelere daha çok mu kitap alınacak? Laboratuvarlardaki donanımlar güncellenecek mi? Gençlerin istedikleri mesleği okumalarının önündeki engel ÖSYS değildir. YÖK içerden biz dışardan ÖSYS yi yıkmak için elden geleni yapıyoruz. Yıkıntının altında kalınca aklımız başımıza gelecek. YÖK uzmanları gençleri çok erken yaşta mesleklere yönlendirmeye çalışıyorlar. Örneğin 2005 yılında başlanıp 2007 de tamamlanan Yükseköğretim Strateji Raporu nda diyorlar ki: Erken Yaşta Yönlendirmeye Yönelik öneriler: Ortaöğretimin ilk yıllarında öğrencilerin yönlendirilmesi, yani onların ilgi ve yetenekleri doğrultusunda ilgili kulvarlara çekilmesi, eğitim sorunlarını büyük ölçüde çözümlemiş ülkelerin uyguladığı bir yöntemdir (s. 154). İlgi ve yeteneklerin olabildiğince erken yaşlarda keşfedilmesi öğrencilere yön vermek için değil onlara uygun fırsatlar sağlamak için önem taşır. Anadili öğrenme, yabancı dil kazanımı ve müziksel edinimler gibi işitme duyusuna bağımlı alanlardaki gecikmelerin telafi edilemediğini görüyoruz. Bale, dans ve spor gibi alanlardaki bedensel beceriler de ancak erken yaşlarda doruğa çıkarılabilir. Bu alanlarda ileri düzeyde eğitim görmesi gereken öğrenciler tek oturumluk sınavlarla değil özel nitelikli psikometrik/psikoteknik ölçmelerle keşfedilir. İlgi ve tutum gibi duyuşsal niteliklerin ölçümlerin sınav olarak adlandırılması da zaten doğru değildir ki yararı olsun! Gereken eğitimi almak üstün yeteneklilerden engellilere, ana karnından tabuta kadar herkesin temel insanlık hakkıdır. Yaşam boyunca alan değiştirme fırsatlarının verilmesi gereken bir çağda yaşıyoruz. Yaşam boyu eğitimden söz edilen bir çağda erken yöneltme çağdaş sayılabilir mi? Ortaöğretimin iyileştirilerek yükseköğretime geçişin sorun olmaktan çıkarılması öncelikle bu rehberlik hizmetinin verilmesine ve bunun başarılı olmasına bağlıdır (a.g.e, s. 155). Bu cümleyi tersten de kurabiliriz: Rehberlik hizmetinin başarıyla verilebilmesi, ortaöğretimin iyileştirilerek yükseköğretime geçişin sorun olmaktan çıkarılmasına bağlıdır. Böylesi hamasî (teleolojik) temenniler ve döngüsel (totolojik) önermeler bir yana bırakılmalıdır. Rehberlik fareli köyde kavalcılık değildir. Rehberlik, öğrenciye seçeneklerin, olanakların ve olasılıkların gösterilmesidir. Olmayan olanakları nasıl göstereceğiz? Ayrıca, rehberlik amaçlı sınavların (ölçmelerin) özelliği geribildirimle sınırlı kalmasıdır. Sınav sonuçlarına bakarak öğrenci hakkında değer yargısı verildiği anda rehberlik biter. Gençlere olanak sağlanmadan, kendilerini ve dünyayı tanımalarına fırsat verilmeden yön dayatılıyor. Türkiye de pek çok genç, bir üniversiteyi kazansa da yeniden sınava giriyor. Bu eğitimde nasıl bir tablo oluşturuyor? Bu da çok önemli ama kapsamlı bir soru. Resmin tamamına değil ama bir kaç noktasına göz atabiliriz: Kılavuzundaki i aşkın yükseköğretim programından onlarcasını hiçbir aday tercih listesine almıyor i aşkın yükseköğretim programından yüzlercesini hiçbir aday 1. sırada tercih etmiyor. İlk beşyüze giren adayların da bazıları birinci tercihlerine giremeyecekler. Bazı programların tüm kontenjanı birinci sırada tercih eden adaylarla kapanacak. Açıköğretim Fakültesi nin kontejanlarını da binlerce aday 1. Tercihle dolduracak. Ama buraları 24. sırada tercih eden adaylar da açıkta kalmayacak! Vakıf Üniversitelerinin 1-2 kontenjanlı burslu programlarının tamamı 1. sırada tercihlerle dolacak ama 1. Tercihi olduğu halde bunlara giremeyenler de olacak. Türkiye de insanların çoğu okuduğu bölümle ilgili olarak çalışmıyor, başka mesleklere yöneliyor. Bu konuyla ilgili olarak sizin gözlemleriniz ve fikirleriniz neler? Ne tür kayıplara yol açıyor? Bu soruya yanıtım da tek seçenekli ve düzayak değil. Türkiye her yıl binlerce Fizik mezunu veriyor. Ben 45 yıldır gazetelerde fizikçi aranıyor diye bir ilan görmedim. Fizik mezunlarının çok azı fizikçilik yapıyor. Ama hemen hemen hepsinin iyi bir işi var. Üstelik de işlerini çok iyi yapıyorlar. Yine binlerce işletme mezunu dururken işletmeleri mühendisler yönetiyor. Buna karşın imalat, ihracat ve ithalatımız artıyor. İşsiz kalan mühendis, işletmeci ve fizikçilere uygun görülen iş genellikle öğretmenliktir. Bir yanda öğrenci merkezli eğitim dillerden düşmüyor ama öte yandan sınıflarımızda merkezli eğitim sürüyor. Türkiye göstermelik değil de doğru dürüst İngilizce öğretmeyi hedeflese İngilizce öğretmeni ihtiyacı en az ikiye katlanır. Her yıl 2 milyon çocuğun okula başladığı bir ülkede bilim ve teknoloji çağında yılda sadece 5 Kimya öğretmeni kadrosu mu açılır? Yani gerçek öğretmen ihtiyacı Maliye Bakanlığının takdir ettiğinde çok daha fazladır Anadolu topraklarında her kazıdan binlerce yıllık ve yüzlerce çeşitli uygarlık kalıntısı fışkırıyor. Yapacak iş çok ama o işe para ayrılmıyor. Sonuçta bu ülkede sümeroloji, arkeoloji eğitimini yüksek diplomalı parlak aydınlar bile küçümsüyorlar. Türkiye nin işgücü kaynağını doğru iş alanlarına kaydıramadığını gösteren pek çok örnek verilebilir. Ama yerimiz dar ve zaman kısıtlı. Diplomalı işsiz deyimi eğitimin önemini karartıyor. Sanki diploma sadece iş için gerekirmiş vurgusu taşıyor. Diplomasız çevrilen işler daha yaşamsal bir sorundur. Depremde yıkılan binaların yüklenimcilerin sadece statik öğrenimleri değil her halde felsefe öğrenimleri de çok kıttır. Bilim-teknoloji okur-yazarlığımızın yetersizliği daha az taşıtla daha çok adam öldürmemizden belli olmuyor mu? Gençlerin yükseköğretim talebinden rahatsız olan stratejistler buyuruyorlar: Öğrenci seçme sınavına girenlerin sayısı ortaöğretimden mezun olanların sayısının üç katına yaklaşan bir düzeydedir. Yükseköğretim kuruluşları önünde bir yığılma olduğu açıktır. Bu yığılmanın nedenlerini açıklayabilmek için, başvuruları türlerine göre ayırarak ele almak gerekir. Başvurular dört ana kaynaktan gelmektedir. Bunlar; ortaöğretimin son yılında olup mezun olması beklenenler, daha önce seçme sınavına girerek başarısız olanlar, daha önceki yıllarda yükseköğretime yerleştirilmiş ama memnun olmayanlar ile bir yükseköğretim kurumundan mezun olmasına karşın farklı bir alanda öğretim görmek isteyenlerdir. Başvuruların çok büyük bir kısmını ilk iki kesim oluşturmaktadır (Yükseköğretim Strateji Raporu, s.77 78). Yükseköğretim önünde yığılma bir tehlike midir? Bir yandan bilgi çağından dem vurup genç nüfusla övüneceğiz, öte yandan aday evreninin onda birlik örneklemini yığın olarak görüp canım herkesin de yüksek öğretim görmesi gerekmez ki diye fetva vereceğiz. Yoksa milleti güldürmek için mi eğitim şart deyip duruyoruz? Yükseköğretim arzı öncelikle nicelik olarak yetersizdir. Seçme sınavı zaten bu yüzden yapılıyor. Yığılma olmasın da şu ÖSYS nin keyfini çıkaralım mı deniyor acaba? Öte yandan sağlanan yükseköğretim arzının niceliği kadar niteliği de çok yetersiz olmalı ki dışarıdakiler kadar içerdekiler de kapının önüne tekrar gelmektedirler. Yükseköğretim arzının niteliği ve niceliğini düzeltmek yerine talebi kısmak için çare aranmasına akıl erdirmek olası değil. Zaten raporu yazanların kendileri de buna akıl erdiremiyorlar! 2025 yılında örgün yükseköğretim öğrencilerinin çağ nüfusuna oranının yüzde 50 yeyükselmesinin ön görüldüğü hatırlanırsa, öğrencilerin taşıyacağı gerilimlerin azalacağı söylenebilir. Sorun sınava giren öğrenci sayısının kontenjanlara göre yüksek olmasından çıkarak var olan programlara yeterli bilgi düzeyine sahip öğrencilerin yerleştirilebilmesine dönüşecektir. Kontenjanların artırılmasının, yarışmanın doğuracağı gerilimleri azaltması büyük ölçüde yeni arz edilen yükseköğretim hizmetinin kaliteli öğretim verebilmesine bağlıdır. Kalitenin düşük olması durumunda yarışma az sayıdaki yüksek kaliteli öğretim yapan kuruluşlara girmek konusunda yoğunlaşacak gerilim azalmayacaktır (a.g.e., s ). Gerçekten de ÖSYS nin sorun olmaktan çıkması sadece bu önerinin başarısına bağlıdır. Kurumlar arası nitelik farkları ve bunlara karşı arz-talep dengesizliği düzelmedikçe sorun sürecektir. Bu kısır döngüden kurtulmak mümkün olacak mı Türkiye de? Geleceğe ilişkin beklentileriniz ve çözüm önerileriniz neler? Eğitimde kaynak yetersizliği, altyapı yokluğu, donanım yoksunluğu vb. olgusal sorunların çözümü bellidir. Ancak çözümü daha zor olan sorunlar zihniyetle ilintili olanlardır. Türkiye de yaygın düşünsel yanılgıların başında olanakların zıtlaştırılması geliyor. Kuram-uygulama, bilgi-beceri, mesleki eğitim-genel eğitim gibi olanaklar birbirlerini tamamlayacak yaklaşımlar yerine birbirlerine karşıt seçenekler olarak görülmektedir. Yaygın eğitim-örgün eğitim olanakları da aynen böyledir. ÖSYS de yeterli puanı alamayan lise mezunları açıköğretime layık görülmektedir. Oysa televizyon ve radyonun eğitici işlevleri değerlendirilebilir. Örgün eğitimdeki sözel ve görsel içerikli dersler uzaktan eğitime kaydırılsa televizyon ve radyo ile yapılmaya çalışılan toplumsal etkileşimli bazı açık öğretim derslerine de örgün eğitimde yer açılabilir. Kısacası atın önüne et, kurdun önüne ot koymaktan vazgeçmek gerekir. Sistemin sık sık değiştirilmesi gündeme geliyor? Hatta zaman zaman değişiklikler de yapılıyor. Bu sürecin gençleri nasıl etkilediğini düşünüyorsunuz? Sık sık gündeme getirilen Batı eğitim sistemlerine ilişkin değerlendirmeleriniz neler? Yıllardır yapılan uyarılara ve uyarıların haklı olduğunu gösteren kanıtlara karşın YÖK uzmanlarının tutkusu bir taşla iki kuş vurmak. Ya seçme ve yerleştirme sınavı ile liseleri hizaya sokacaklar ya da lise bitirme sınavı ile üniversiteye öğrenci seçecekler Bu iki ayrı amaç için iki ayrı araç gerektirdiğini 10 yıldır kendi yetkinlik alanlarını bırakıpeğitim alanına hicret eden konuk yetkililere anlatamadık Lise bitirme ölçüt dayanaklı bir değerlendirmedir, yükseköğretime giriş ise sıralamaya dayalı bir değerlendirmedir dedik. Birincisi geçmiş bir sürecin geniş kapsamlı ve vazgeçilmez yeterlik ölçütlerinin karşılandığının doğrulanmasını gerektirir. Bu ölçütleri sağlayan herkes diploma alır. Ama herkes pekiyi derece ile mezun olsa bile arz yetersizliği dolayısıyla başka bir yarışmaya girmek zorundadır. Bu sıralamanın gerektirdiği araç farklı olmak zorundadır. Puanları çarpıp bölerek, tılsımlı katsayılar ve puan türleri icat ederek hem geçmişteki lise başarısını değerlendirmek hem de gelecekteki yükseköğretim başarısını yordamak olası değildir. Uygulanmakta olan yeni puan türleri de hiçbir soruna çözüm getirmediği gibi yeni sorunlar yaratmıştır. Bazı öğrenciler ileri düzeydeki konuları ihmal etmişler, bazıları başaramayacakları halde ileri düzeyi hedeflemişler, bazıları da iki cami arasında bi-namaz kalmışlardır. Bu kararsızlık sadece hazırlık aşamasında değil sınav sırasında da etkili olmuştur. İki ayrı puan türü yükseköğretim programları arasında da gereksiz bir saygınlık ayrımı yaratmıştır. Uygulamalı eğitim veren programlar ve bölümler durup dururken ikinci sınıf bir düzeye konulmuşlardır. Sorun saygınlık konusu olmakla kalmamış doğrudan yükseköğretime de yansımıştır. Örneğin Fizik, Kimya, Fizik Öğretmenliği, Matematik Öğretmenliği programlarına LYS puan türü ile fakat Kimya Öğretmenliği YGS ile öğrenci alınmıştır. Psikoloji, Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Programlarına LYS türüyle fakat Okul Öncesi Programlarına YGS ile öğrenci alınmıştır. Üniversitede öğrenciler pek çok dersi ortak alırlar. Sınav yükseköğretime seviyeleri birbirlerine yakın öğrencileri seçmek için yapılıyor, seviyesizlik yaratmak için değil Öte yandan gittikçe artan sayıda lisans programı YGS ile öğrenci seçmektedirler. Aslında sadece LYS ve sadece 5 puan türüyle şimdikinden daha geçerli ve tutarlı bir seçme süreci uygulanabilir. Dünyanın her yerinde iyi örnekler vardır. İyi örnekleri görmezlikten gelmek bağnazlıktır. Atatürk ün eğitimcileri cumhuriyetin kuruluşundan bir yıl sonra Amerikalı eğitimci John Dewey i Türkiye ye çağırdıklarında Amerikancılıkla suçlandılar. Sovyet devriminin eğitim bakanı Krupskaya devrimin lideri Lenin in karısıydı. Krupskaya John Dewey i Moskova ya devrimden 11 yıl sonra çağırdığında Lenin O nu boşamadı. Amerikalılar 60 lı, 70 li yıllarda Mao nun eğitim atılımlarını ve başarılarını dikkatle incelediler. Pek çok liberal ülke Küba nın yüksek okur-yazarlık oranını nasıl sağladığını, halk sağlığına yönelik tıp eğitimini, ambargo yüzünden yedek parçası bulunamayan otomobilleri ve tezgahları çalıştıran teknik beceri eğitimini nasıl becerdiğini izliyor. Japon mucizesinin, Alman teknolojisinin gerisindeki eğitim modelleri elbette bilinmelidir. Ama İngiltere nin anayasa sı yok ki. Torpillileri üniversitelere nasıl sokuşturacağımızın anayasal temellerini onlardan nasıl öğreneceğiz? Avrupa da öğrenci yokluğundan okullar kapanıyor, öğretmenler işten çıkarılıyor biz yığılmadan söz ediyoruz. İngiltere de Oxford-Cambridge rekabetini denetleyen YÖK var mı? İngiltere de lise mezunu girmek istediği en uzak üniversiteye haftalık harçlığıyla 4 saatte gidip bakabilir. Türkiye de duble yollardan sonra bile Ardahan-İstanbul arası tek yönde 24 saat. İngiltere nin her yüz kişiden 90 ının bilgisayarı var. Türkiye de bu sayı 15. Bilgisayar görmemiş onbinlerce insanımız var. İngiltere nin Açık Üniversitesi gerçekten dünyaya örnek Bizimkisi resimli radyo İngiltere de her 1000 kişi için 130 internet sunucusu var. Türkiye de 1000 kişi için bu sayı daha yüze varmamıştır. Son iki sayı: İngiltere de kişi başına gelir 2014 te dolar, bizde dolar. Finlandiya mucizesinin mimarı sayılan Pasi Sahlberg Bahçeşehir Üniversitesi nde yaptığı konuşmada Ancak ölü balıklar akıntı yönünde yüzerler dedi. Ama salondaki bazı sazanlar bu balıkların yüzmeyi nasıl öğrendiklerini sordular. Her şeye karşın Türkiye tarihiyle, ekonomisiyle büyük bir ülkedir. Kendine özgü sorunlarını çözmek için örnek bulmak yerine özgün çözümleriyle örnek olmalıdır, olabilir de. Bu çerçeve içinde gençlere önerileriniz var mı? Tek tek sayar mısınız? Başkalarının yarattığı meslekleri hayal etmeyin, kendi yaratacağınız mesleğin hayalini kurun; Gönlünüzün çektiği ile gücünüzün yettiği çizgilerin kesiştiği noktayı arayın; Unutmayın ki yaşam boyunca üç-beş kez meslek değiştireceksiniz. Siz değiştirmeseniz bile mesleğiniz değişecek ve sizi değiştirecek; Çıkar ve yarar güdülerinizi dizginleyin, merakınıza gem vurmayın. Evrende her şey öğrenmeye ve araştırılmaya değer. Sorgulayıcı, araştırıcı ve yaratıcı olmayı hedefleyin; Hiçbir teze körü körüne hayran, hiçbir antiteze gözü kararmış düşman olmayın, geçerli sentezi arayın; Diyorum. Demek dile kolay
Search Related
We Need Your Support
Thank you for visiting our website and your interest in our free products and services. We are nonprofit website to share and download documents. To the running of this website, we need your help to support us.

Thanks to everyone for your continued support.

No, Thanks