Please download to get full document.

View again

of 7
All materials on our website are shared by users. If you have any questions about copyright issues, please report us to resolve them. We are always happy to assist you.

1. SUNUŞ. Değerli meslektaşlar,

Category:

Retail

Publish on:

Views: 0 | Pages: 7

Extension: PDF | Download: 0

Share
Related documents
Description
1. SUNUŞ İki yıldır sürdürdüğümüz çalışmaları bu dönem için bitiren ancak yeni dönemi de başlatacak olan Genel Kurulumuzu gerçekleştiriyoruz. Öncelikle, geçtiğimiz dönem boyunca Oda çalışmalarına katkı
Transcript
1. SUNUŞ İki yıldır sürdürdüğümüz çalışmaları bu dönem için bitiren ancak yeni dönemi de başlatacak olan Genel Kurulumuzu gerçekleştiriyoruz. Öncelikle, geçtiğimiz dönem boyunca Oda çalışmalarına katkı veren şube yöneticilerimize, il temsilciliklerimize, kurul, komisyonlarımıza ve tüm üyelerimize teşekkür ediyoruz. Genel kurulumuzu, iktidarı paylaşma kavgalarının sürdüğü, yolsuzlukların ortaya döküldüğü, yasama, yürütme ve yargının tek elde toplanmaya çalışıldığı, baskı ve sansürün alabildiğine yoğunlaştığı, tüm kurumların kendilerince yeniden yapılandırıldığı bir dönemde yapıyoruz. Bu dönem aynı zamanda, TMMOB ve Odamızın da en kapsamlı saldırılara maruz kaldığı bir dönem oldu. AKP iktidarı, bu dönemde bütün ülke kurumları üzerinde olduğu gibi Odalarımız üzerinde de otoriter bir vesayeti kurma çabalarını yoğunlaştırmıştır. Muhalif kurumları cezalandırma anlayışının bir parçası olarak TMMOB ve Odalar uzun bir süredir AKP`nin hedefi haline gelmiştir. AKP iktidarı, her türlü müdahalesine rağmen yandaşlaştıramadığı TMMOB ve Odaları, arka arkaya çıkardığı yasal düzenlemelerle, yeniden yapılandırmaya ve güçsüzleştirmeye çalışmaktadır. AKP nin son yıllarda TMMOB ve Odalarımızı etkisizleştirmek amacıyla yürüttüğü saldırılar, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı bünyesinde kurulan Meslek Hizmetleri Genel Müdürlüğü ne yetkiler veren Kanun Hükmünde Kararnamelerle başlamış, Planlı Alanlar ve Yapı Denetim Yönetmeliklerinde yapılan ve odamızdan Sicil durum belgesi alınmasını taahhütnameye indirgeyen değişikliklerle bu operasyonlara devam edilmiştir. Siyasi iktidar bununla da yetinmemiş, TMMOB yi parçalayarak bütünlüklü gücünü kırmak amacıyla TMMOB Yasasını değiştirmeye niyetlenmiş, gelişen tepkilerle bundan şimdilik vaz geçmiştir. 10 Gezi Parkı direnişleri tüm ülkede devam ederken, TBMM de görüşülen Torba Yasa görüşmelerinde bir gece yarısı operasyonu ile İmar Kanunu nun 8 inci maddesinde değişiklik yapılarak yapı üretim süreçlerinde yer alan odaların vize ve onay yetkisi kaldırılmıştır. Bu düzenlemeyle Mühendis ve mimarların odaları ile yasal ilişkisine, Anayasa, TMMOB Yasası ve hizmet gereklerine aykırı bir şekilde müdahale edilerek, meslek odalarının yapmış olduğu kamusal mesleki denetim kaldırılarak, serbest çalışan meslektaşlarımızın odası ile bağının koparılması amaçlanmıştır. AKP iktidarının asıl amacı, TMMOB ve Odalarını dar bir alana hapsederek; toplumla bağlarını zayıflatmak; iktidarının bilime, hukuka ve kamu yararına aykırı tüm uygulamalarının takipçisi olunmasını ve kamusal denetimin gerçekleştirilmesini engellemektir. Siyasi İktidar Bununla da kalmamış, son olarak, 6235 sayılı TMMOB Kanunu`na 12 Eylül darbecilerince 1983 yılında eklenen, ancak bu güne kadar hiçbir iktidar tarafından uygulanmayan ilgili bakanlıklarca idari ve mali denetim yapılması maddesi işletilerek Odamızın da içinde bulunduğu 11 Odamızın bir Bakanlar Kurulu Kararıyla Çevre ve Şehircilik Bakanlığı nın idari ve mali denetimine alınmak istenmiştir. Bir kez daha ifade etmek isteriz ki; Odamızın mali denetimle ilgili en ufak bir kaygısı olmamıştır. Ancak, meslek kuruluşları, devletten idari ve mali olarak tamamen bağımsız, özerk kuruluşlardır. TMMOB ve bağlı odalar tüm gelirlerini üye aidatları ve kamusal denetimlerden elde etmekte bunun dışında genel ya da yerel hiçbir kamu kaynağından pay almamaktadır. Şeffaflık ve açıklığa dayanan Odalarımızın mali uygulamalarının denetimi Genel Kurullarda seçilen Denetleme Kurullarınca yapılmakta, Yönetim Kurulu kararları ve uygulamaları üyenin ve yargının denetimine de açık bulunmaktadır. Bu aşamada söz konusu olan, odalarımızın denetimden kaçınması değildir. Burada karşı çıktığımız asıl olarak, Odaların idari ve mali denetim adı altında bakanlıkların vesayeti altına alınması ve Türkiye nin demokrasi tarihinde önemli bir yere sahip meslek örgütlerinin demokratik yapılanmaları yok sayılarak, siyasal iktidarın müdahale alanı haline getirilmesidir. Biz biliyoruz: AKP iktidarının yapmak istediği, denetim değil rant politikalarının önünde engel olarak gördüğü TMMOB ve Odalarımızı susturmak ve işlevsizleştirmektir. Son yaşanan yolsuzluk ve rüşvet iddiaları da göstermektedir ki asıl denetlenmesi gereken Odalar değil, siyasi iktidarın kendisidir. Baskılar TMMOB ve Odalarımız ile sınırlı kalmamış; bütün kamusal birikimlerimizi ilk dönemlerinde hızla özelleştiren iktidarın ustalık evresinde kentlerimizin rantsal 11 dönüşümü ile yaşam çevremizin, madenlerimizin, enerji santrallerinin, derelerin, ormanların, satışı ve talan politikalarına karşı; kim bu ülkenin suyuna, deresine, kentine, ormanına, en önemlisi insanına sahip çıktıysa; herkese, her örgütlülüğe yönelik baskılar söz konusu olmuştur. AKP iktidarının kentlerimizi, doğal çevremizi birer rant alanı olarak görmesine, ülkeyi, toplumu ve yaşam tarzını kendi düşünceleri doğrultusunda dizayn etmesine karşı biriken tepki demokrasi talepleri ile birleşerek Taksim Gezi Parkı nın yok edilmesi ile başlayan direnişlerde somutlanmıştır. AKP, bir taraftan yeni rant alanları yaratmak, sermeyenin kar hırsını doyurmak için yaşam çevremizi fütursuzca yok ederken, diğer taraftan kentsel dönüşüm adı altında kentlerimizi rantsal dönüşüme tabi tutmakta; tabiat varlıklarını, milli parkları, ormanlarımızı imara açan kanunlar ile talanı yasalaştırmaktadır. AKP iktidarının kentlerimizi, doğal çevremizi birer rant alanı olarak görmesine, ülkeyi, toplumu ve yaşam tarzını kendi düşünceleri doğrultusunda dizayn etmesine karşı biriken tepkinin bir sonucu, Taksim Gezi Parkı nın yok edilmesi ile başlayan direnişlerde somutlanmıştır. Gezi parkında simgeleşen, yaşam alanlarına müdahale edilmesine karşı halkın her kesiminin kendiliğinden katıldığı meşru ve haklı eylemliliklere uygulanan ve ancak faşist diktatörlüklerde görülen acımasız şiddet ve zorbalık, direnişe sahiplenmeyi arttırmış, direnişlerin kitleselleşerek yaygınlaşmasına yol açmıştır. Yok edilmek istenenin sadece İstanbulluların yaşam alanlarının değil ülkenin demokratik geleceği olduğu görülerek halkıyla inatlaşan tek adam diktasına karşı yaşam çevrelerine sahip çıkma haklı talepleri demokrasi talepleri ile bütünleşmiştir. Ülkenin üniversitelerini, yargısını, idarelerini, eğitimini ve medyasını yani tüm kurumlarını teslim alan, hakın yaşam alanlarını ve tarzını kendince düzene sokmaya çalışan, her türlü muhalefeti ezip tek adam diktatörlüğünü yerleştirmek isteyen AKP zihniyetine karşı geliştirilen bu haklı direnişlere uygulanan her türlü zorbalık ve şiddet amacına ulaşmamış, korku eşiği aşılarak, sermaye medyasının körlüğüne, baskıya rağmen başarıya ulaşan halkın haklı ve meşru talepleri üzerinden yükselen mücadelesi olmuştur. Herkesimden halkın biriken tepkisi, gaz ve şiddetle boğulamamış, AKP zihniyeti ve uygulamaları halkın direnişlerine çarpmıştır. Gezi direnişleri, ardında 6 gencimizi, binlerce yaralıyı kayıp olarak bırakırken; uluslar arası mücadele tarihine geçecek bir dizi sonucu da kazanım olarak bırakmıştır. Bu halk hareketi, klasik siyaset yapma, örgütlenme ve eylemlilik biçimini sorgulatırken; ortak bir 12 dert etrafında bir araya gelebilmeyi, 90 kuşağını, sosyal medyanın bir araç olarak kullanımını, orantısız bir mizah gücünü ve etkisini, iktidarın gündemini değiştirme becerisini de bu ülkeye kazandırmıştır krizinin halkı bezdiren sonuçlarıyla iktidara gelen AKP döneminde dış borcun 2012 de 130 milyar dolardan bu gün 375 milyar dolara ulaşması, bu paranın sanayileşmeye, döviz getiren üretime değil başta inşaat olmak üzere döviz harcayan sektörlerde kullanılması, milli gelirin yüzde 7-8 i tutarında cari açık verilmesi, yabancı sermayenin serbest giriş-çıkışı ekonomiyi de her an çöküntüye yol açacak krizlere gebe ciddi kırılgan bir noktaya getirmiştir. Diğer taraftan, siyasi iktidarın Yeni Osmanlıcılık hayali ile bölgesel güç olma hevesleri ile Suriye, Irak ve Mısır da uyguladığı yanlış politikalar ülkeyi dışarıda bir çıkmaza sokarken, ülkemizi yakın coğrafyamızdaki savaşların da tarafı haline getirmiştir. Özet olarak, ülkemiz şu an siyasal, ekonomik, kurumsal, bölgesel bir kaos ve kriz ortamına sokulmuş durumdadır. Sevgili meslektaşlar, içinde bulunduğumuz tüm bu olumsuzluklara karşın Odamız, örgütümüze, halkımıza, ülkemize ve mesleğimize, sahip çıkmaya, mesleğe ve meslektaşlara ilişkin çalışmalarını sürdürmeye gayret etmiştir. En kapsamlı bilimsel etkinliğimiz olan 65. Türkiye Jeoloji Kurultayı ile başlayan bu dönemde, mesleğimizin önemli uygulama alanları olan; Jeoteknik, Yas Sistemlerinde İzleme, Jeotermal Kaynaklar ve Doğal Mineralli Sular, Sondaj, Zemin Laboratuvarlarının Sorunları, Yeraltı Suları ve Hidrojeoloji ve SMM Çalıştayları nı Şubelerimizle birlikte gerçekleştirdik. Bu konulardaki sorunlarımızı ve çözüm önerilerimizi her kesimden meslektaşımızla tartıştık, önemli sonuçlar ürettik, tespit ve önerilerimizi karar verici idarelerle ve kamuoyu ile paylaştık, önerilerimizin gerçekleşmesi için çaba sarfettik. Sondaj sektörünü ve uygulamalarını her yönüyle ele aldığımız II. Sondaj Sempozyumu nu gerçekleştirdik. Teknik bildirilerin yanı sıra, sondaj eğitimini ve sektörün beklentilerini ele aldık; sondaj bilgi ve karot bankasının oluşturulmasını gündeme taşıdık. 13 Paleontoloji-Stratigrafi Çalıştayları ile Jeopark ve Jeolojik Miras Çalıştayları nın katılımcısı ve destekçisi olduk. Şeyl Gazı-Şeyl Petrolü Konvansiyonel Olmayan Yeni Enerji Kaynakları ve Türkiye`nin Durumu, Karayollarında Jeolojik-Jeoteknik Etüt, Tünellerde Jeolojik- Jeoteknik Etüt, Su Yapılarında Jeolojik-Jeoteknik Etüt, Palinolojik Çalışmalarla Eosen den Günümüze Anadolu nun İklimi ile Evrim Gerçeği konferanslarını düzenledik. Çorum İlinin Depremselliği ve Jeolojik Risklerin Planlamaya Etkisi konulu etkinliğimizi gerçekleştirdik. II. Tıbbi Jeoloji, GAP Bölgesi Jeotermal Konferansı ve Malatya ve Çevre İlleri Maden Sempozyumu nu üniversitemizle, ilgili kurumlarımızla birlikte yaptık. Yapı Güvenliği Denetim Dışı, Jeoloji Mühendisleri Yapı Denetimi ne temalı kampanyamızı gerçekleştirerek, yapı üretim ve denetim süreçlerinde mesleğimizin önemini toplumla paylaştık. Jeoloji mühendislerinin mutlaka yapı denetim süreçleri içinde yer almasını ilgililere ve kamuoyunun gündemine taşıdık. Meslektaşlarımızın bilgi birikimini arttırmak için meslek içi eğitim seminerleri düzenledik. Bilirkişilik yönergemizi yayınlayarak eğitimlerimizi düzenledik ve bilirkişi yetki belgelerimizi verdik. ATAG, Mühendislik Jeolojisi Derneği, Maden Jeologları Derneği, Yerbilimleri Derneği, Petrol Jeologları Derneği, Paleontoloji Çalışma Grubu, Jeolojik Mirası Koruma Derneği, Kil Bilimleri Derneği gibi meslek alanımızda kurulmuş bulunan örgütlenmelerle bir platform oluşturarak ortak çalışma içinde olduk. 66. ve 67. Türkiye Jeoloji Kurultayları nı gerçekleştirdik. Etkinliklerimizi Uluslararası boyuta taşıma amacımızı hayata geçirmeye çalıştık. Bu kapsamda, V. Dünya Doğal Taş Kongresi ni bu yıl Ekim ayında Antalya da gerçekleştirirken, 37. Uluslararası Jeoloji Kongresi nin de Türkiye de yapılması için diğer kuruluşlarla birlikte aday olduk, girişimlere başladık. Uluslararası Yerbilimleri Kolokyumu - 8. International Symposium on Eastern Mediterranean Geology, XII. Uluslararası İz Bilim Çalıştayı, Convergent Margin, Inter Rad 2015 gibi uluslararası etkinliklerin destekçisi olduk. Oda üniversite ilişkilerini bu dönemde daha da geliştirerek ortak etkinlikler gerçekleştirdik, akademisyen meslektaşlarımızın Oda etkinliklerine katılım ve katkısını önemli bir seviyeye getirdik. 14 Süreli yayınlarımız olan Türkiye Jeoloji Bülteni ve Jeoloji Mühendisliği Dergisi ni periyotlarına uygun çıkararak jeoloji bilim ve uygulama alanlarında üretilen bilimsel araştırmaları, meslektaşlarımızla paylaştık. Bilimsel Teknik Kurulumuz, akademisyenlerimiz ve uzman meslektaşlarımızın katkıları ile meslektaşlarımıza yeni yayınlar kazandırmaya çalıştık; Biga Yarımadasının Jeolojisi, Yerbilimciler İçin Statik ve Dinamik ile Magmatik Petrografi kitaplarını bastırarak meslektaşlarımızın hizmetine sunduk. Understanding Mineral Deposits kitabının baskı lisans hakkını alıp, Türkçeleştirerek basarak, önceki dönemlerde olduğu gibi Türkçe yayın eksikliğimizi giderme yolunda bir adım daha attık. Türkiye Jeoloji Kurumu tarafından bastırılan Jeokimya: Temel Kavramlar ve İlkeler kitabı ile Kemal Erguvanlı nın Mühendislik Jeolojisi kitaplarını elden geçirip, güncelleyerek yeniden basma aşamasına getirdik. Field Hydrogeology, Sedimentary Rocks in The Field, Basic Geological Mapping, The Field Description Of Igneous Rocks el kitaplarının çevirisine başladık, yayınlama yolunda önemli aşama kaydettik. bu dönemde mesleğimizin yasal düzenlemelerde yer bulması için özel gayret sarfettik, mesleğimizin yer almadığı yönetmeliklere davalar açtık hukuksal mücadele içinde olduk. Süreli ve yeni çıkardığımız yayınlarımızla bilimsel araştırmaları meslektaşlarımızla paylaştık, onlarca basın açıklaması ile mesleğimizi ve toplumu ilgilendiren konularda kamuoyu oluşturmaya ve halkı bilgilendirmeye çalıştık. Çarpık sistemin yarattığı en yakıcı sorunlarımızdan olan meslektaşlarımız arasındaki işsizliğin çözümünde en önemli araçlardan biri olan, mesleki hak ve yetkilerimizin mevzuatlarda geliştirilerek jeoloji mühendisi istihdamının arttırılmasına özel önem verdik. Kamu kurumları, yerel yönetimlerle doğrudan görüşmeler yaparak istihdam yaratmaya çalıştık. Tüm işsiz meslektaşlarımızı tatmin edecek düzeyde olmasa da bazı gelişmeler sağladık. Emekli üyelerimizle, kadın üyelerimizle, kamuda ve özel sektörde emeğiyle çalışan üyelerimiz ve tescilli bürolarımızla, işsiz meslektaşlarımızla, öğrencilerimizle canlı bağlar kurmaya gayret ettik. 15 Kısaca özetlemeye çalıştığımız faaliyetlerimizi, yaptıklarımızı elbette yeterli görmüyor ve daha yapmamız gerekenlerin ve aşmamız gereken sorunlarımızın olduğunu biliyoruz. Merkezi bütçe ve bütüncül kaynak planlaması, şeffaflık ve titizlik anlayışı ile Odamızın mali politikalarını yürüttük, yaratılan kaynak birikimini mesleğimize, üyelerimize hizmet verme imkanlarımızın geliştirilmesine paylaşımcı dayanışmacı bir anlayışla ayırdık. Ancak, Odamızda işlem gören plana ve yapıya esas jeolojik jeoteknik etüt raporlarının azalması sonucunda ortaya çıkan gelir kaybı nedeniyle örgüt genelinde zorunlu olarak mekansal ve personel küçülmesine gitmek durumunda kaldık. İçinde bulunduğumuz bu durum ve gidişata karşı, bu yıl 40 yaşını dolduracak olan Odamız; ülkemize, halkımıza, mesleğimize ve meslektaşlarımıza olan görev ve sorumluluklarını önümüzdeki dönemde de 40 yıllık bilgi birikimi ve deneyimi ile yerine getirebilecek güçtedir. Bu anlamda da Genel Kurulunuz ve önümüzdeki dönem TMMOB ve odamız için ayrı bir önem taşımaktadır. Şimdi bize düşen görev; hayata ve Odamıza sahip çıkarak, bu gidişata karşı; örgütümüzü güçlendirmek, Odamızı geçmişin yol göstericiliğinden geleceğe doğru omuzlarımızda taşımaktır. TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası, halktan, emekten, demokrasi ve barıştan yana bir anlayışla; gericiliğe ve karanlığa karşı aydınlığı, doğma ve hurafeye karşı aklın ve bilimin yol göstericiliğini savunmaya; bilim ve emekle ürettiklerini umut ve inatla toplumun ve meslektaşların hizmetine sunmaya üyelerinden aldığı güçle devam etme kararlılığındadır. BİLİMLE, EMEKLE, İNATLA ve UMUTLA
Search Related
We Need Your Support
Thank you for visiting our website and your interest in our free products and services. We are nonprofit website to share and download documents. To the running of this website, we need your help to support us.

Thanks to everyone for your continued support.

No, Thanks