Please download to get full document.

View again

of 22
All materials on our website are shared by users. If you have any questions about copyright issues, please report us to resolve them. We are always happy to assist you.

İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Dergisi, 2013/II

Category:

General

Publish on:

Views: 9 | Pages: 22

Extension: PDF | Download: 0

Share
Related documents
Description
İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Dergisi, 2013/II HALKLA İLİŞKİLER PERSPEKTİFİNDEN GÜVEN KAVRAMI: KATILIMCILIK, ŞEFFAFLIK VE HESAP VEREBİLİRLİK İLKELERİNİN KAMU KURUMLARINA YÖNELİK GÜVENİN
Transcript
İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Dergisi, 2013/II HALKLA İLİŞKİLER PERSPEKTİFİNDEN GÜVEN KAVRAMI: KATILIMCILIK, ŞEFFAFLIK VE HESAP VEREBİLİRLİK İLKELERİNİN KAMU KURUMLARINA YÖNELİK GÜVENİN OLUŞMASINDAKİ ROLÜ Hatun Boztepe* Öz Toplumsal sistemde, bireylerin ortak yaşam alanını paylaşabilmesi ve toplumsal düzenin korunabilmesi için güven kavramı fazlaca önem taşımaktadır. Halkla ilişkiler disiplininin temel amaçlarından birisi hedef kitlelerde kişi, kurum ve kuruluşlara yönelik güvenin tesis edilmesidir. Halkla ilişkiler perspektifinden güven oluşturmanın öneminin irdelendiği çalışmada; çağdaş halkla ilişkiler uygulamalarının dayandığı katılımcılık, şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkelerinin, halkla ilişkilerin en temel amacı olan güvenin tesis edilmesine olan etkileri incelenmeye çalışılmıştır. Hedef kitlelerin kamu kurumlarına yönelik güven algısını tespit etmeyi amaçlayan çalışma kapsamında İstanbul da 389 kişinin katılımıyla bir araştırma gerçekleştirilmiştir. Anketi yanıtlayan kişilerden yüzde 43,9 u kamu kurumlarına yönelik güvensizlik algısına sahipken, yüzde 32,9 u kamu kurumlarına güvendiğini belirtmiştir. Yüzde 23,2 lik bir kısım kamu kurumlarına yönelik orta düzeyde güven algılarının olduğunu ifade etmiştir. Çalışma ile; hedef kitlelerin kamu kurumlarının aldıkları karar, gerçekleştirdikleri hizmet ve faaliyetlerde kamusal yarar amacının gözetilmediğini ve kamusal karar alma ve politika oluşturma süreçlerinde istek, ihtiyaç, beklentilerinin dikkate alınmadığını düşündükleri tespit edilmiş ve kamu kurumlarına yönelik güvensizlik algısının bu nedenlerden kaynaklandığına yönelik verilere ulaşılmıştır. Çalışma sonucunda; katılımcılık, şeffaflık, hesap verebilirlik ilkeleri doğrultusunda şekillenen halkla ilişkiler uygulamalarının, kamu kurumlarına yönelik güvenin oluşumunda önemli bir etkisi olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Sözcükler: Halkla ilişkiler, güven, kamu kurumları CONCEPT OF TRUST FROM THE PERSPECTIVE OF PUBLIC RELATIONS: ROLE OF PARTICIPATION, TRANSPARENCY AND ACCOUNTABILITY PRINCIPLES ON TRUST BUILDING TOWARDS PUBLIC INSTITUTIONS Abstract To share a mutual life sphere and to protect social order, concept of trust has a significant role in social systems. One of the main purposes of public relations discipline is to build trust among target audiences towards people, corporations and companies. In order to demonstrate significance of concept of trust from the perspective of public relations, influences of participation, transparency and accountability principles on trust building are examined in this article. Within the scope of this study, a research has carried out in Istanbul. A questionnaire form has been designed and participants have been asked to answer the questions about trust and participation, transparency and accountability principles. Findings have demonstrated that, 43,9 percent of participants do not trust on public institutions, and 32,9 percent of them trust on public institutions. Also 23,2 percent of them have a medium level trust on public institutions. Within the scope of this study, findings about reasons of distrust are also obtained. Moreover, findings point out that public relations practices which are formed through contemporary public relations approaches and participations, and through transparency and accountability principles have a great influence on target audiences perception of trust towards public institutions. Key Words: Public relations, trust, public institutions * Araş. Gör. Dr., İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi, 53 H.Boztepe / Halkla İlişkiler Perspektifinden Güven Kavramı GİRİŞ Bireylerin, aynı toplumsal sistem içinde yer alan diğer kişilere ya da kurumlara karşı olan tutumlarının oluşmasında fazlaca etkili olan güven kavramı, taşıdığı bu önem nedeniyle toplumsal ilişkilerin yapıtaşı olarak kabul edilebilmektedir. İnsanların, diğer insanlar ve gruplarla olan ilişkilerinde kişilerarası güven şeklinde kendini gösteren güven kavramı, toplumsal düzenin önemli unsurları olan kurumlar ya da örgütlü yapılara karşı kurumsal güvene sahip olma ya da olmama durumu olarak ortaya çıkmaktadır. İnsanların, diğer bireylerle ya da kurumlarla olan ilişkilerinin ve iletişim süreçlerinin sağlıklı biçimde sürdürülebilmesinde etkili olan güven unsuru, insanları bir arada tutma gücüne sahiptir. Güvenin; karmaşıklığı azaltma, belirsizlik ve riskleri ortadan kaldırma işlevlerini yerine getirme yoluyla ortak bir yaşam alanının paylaşılabilmesinde ve toplumsal düzenin korunabilmesinde kritik bir rol oynadığı söylenebilmektedir. Küreselleşme ile birlikte, zaman ve mekân sınırının ortadan kalktığı ve rekabet yarışının iyice hız kazandığı günümüz koşullarında, çevresinde olup bitenlerden etkilenen açık birer sistem olarak kurum ve kuruluşların; varlıklarını sürdürebilmesinde, iş ve iletişim hedeflerine ulaşabilmesinde hedef kitlelerinin güvenini kazanması gerekliliği daha da görünür olmuştur. Bu gereklilik çağdaş yönetim yaklaşımı açısından değerlendirildiğinde; söz konusu amaçlara ulaşılabilmek açısından kişi, kurum ve kuruluşların halkla ilişkilere duydukları gereksinimin, bir başka ifadeyle hedef kitleleriyle olan iletişim süreçlerinin strateji temelli olarak yönetilmesine duydukları ihtiyacın giderek arttığı dikkat çekmektedir. Bu nedenle halkla ilişkilerin bir yönetim işlevi olarak çağdaş yönetim yaklaşımının önemli bir unsuru haline geldiğini söylememiz mümkündür. Gerek kamu kurumlarının gerekse özel sektör kuruluşlarının ve sivil toplum örgütlerinin; çalışanlar, medya, hissedarlar, üyeler, hammadde ve hizmet sağlayanlar, tüketiciler ve müşteriler gibi birbirinden farklı özelliklere sahip çeşitli hedef kitleleriyle; diyalogu, iyi niyeti ve anlayışı temel alan uzun vadeli ilişkiler geliştirmesinde ve hedef kitlelerinin güvenini kazanmasında halkla ilişkiler uygulamaları önemli bir rol oynamaktadır. Hedef kitlelerde kuruma yönelik güvenin tesis edilmesi ve bunun korunması halkla ilişkilerin en temel amaçları arasında yer almaktadır. Karşılıklı uyumu ve diyalogu esas alan çift yönlü simetrik iletişime uygun çağdaş halkla ilişkiler uygulamaları; şeffaflık, hesap verebilirlik ve katılımcılık ilkelerini destekleyen yapılarıyla hedef kitlelerde, kurumlara yönelik güvenin inşa edilmesinde etkili rol oynamaktadır. Günümüzde, kâr amacı gütsün ya da gütmesin tüm kurumların, hedef kitlelerin desteğini alma, hedef kitlelerle uzun vadeli ilişkiler oluşturma ve sürdürme, karşılıklı iyi niyet, anlayış ve güveni tesis etme gibi birtakım amaçlara yönelen halkla ilişkiler uygulamaları gerçekleştirmesi zorunluluk halini almıştır. Bu tür amaçları gerçekleştirmeyen kurum ve kuruluşların toplumsal sistemde varlıklarını sürdürmesi, gerçekleştirdikleri faaliyetlerde hedef kitlelerin onayını alması pek mümkün olamamaktadır. Hedef kitlelerde kuruma yönelik güvenin inşası, özellikle yönetsel güce sahip olan ve yönetsel gücün beraberinde getirdiği toplumsal yarara odaklanma sorumluluğunu taşıyan kamu kurumları açısından daha da fazla önem taşımaktadır. Kamu kurumlarının şeffaflık, hesap verebilirlik ve katı- 54 İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Dergisi, 2013/II lımcılık ilkelerini göz önüne alarak gerçekleştirdikleri tüm uygulamalar ve iletişim süreçlerinin bu ilkelere uygun biçimde yönetilmesi hedef kitlelerde kamu kurumlarına yönelik kurumsal güvenin oluşmasında etkin rol oynayabilmektedir. Güven kavramının halkla ilişkiler perspektifinden ele alındığı çalışmada; kamu kurumlarının hizmetlerini yönelttikleri hedef kitle ve bu hizmetlerin tüketicisi durumunda bulunan kişilerin, kamu kurumlarına yönelik güvenlerinin oluşumunda şeffaflık, hesap verebilirlik ve katılımcılığa yönelik uygulamaların etkisi tespit edilmeye çalışılmıştır. Çalışma kapsamında İstanbul da gerçekleştirilen araştırma ile hedef kitlelerin kamu kurumlarına yönelik güvenlerinin ne düzeyde olduğunu ve kamu kurumlarına yönelik güven oluşumunu etkileyen kriterleri ortaya koymak amaçlanmıştır. Halkla İlişkiler Perspektifinden Güven Kavramı Toplumsal sistemde, bireylerin ortak bir yaşam alanını paylaşabilmesi ve toplumsal düzenin korunabilmesi için, bireylerin birbirlerine ve toplumsal sistemin önemli unsurları olan kurum ve kuruluşlara inanması ve güvenmesi gerekmektedir. Güven, toplumsal ilişkilerin sağlıklı biçimde oluşturulması ve sürdürülmesi için kilit bir rol oynamaktadır. Güven ve güvensizlik tutumları; düşünme, hissetme ve davranış biçimlerimizi etkilemektedir. Güven özü itibarıyla diğer insanlar hakkında pozitif bir tutuma sahip olma, onların temelde iyi niyetli ve zarar vermekten uzak olduğuna yönelik bir algıdır. İnsanlara güvenmek, onların her zaman iyi davranacağını, diğer insanların ilgi ve çıkarlarını hesaba katacaklarını ummak olarak ifade edilebilmektedir (Govier, 1998: 17). Güven literatürde pek çok düşünür tarafından; güvenen tarafın, güvenilenin yararlı faaliyetlerde bulunacağına ya da en azından zarar verecek faaliyetlerde bulunmayacağına yönelik inancı olarak tanımlandığı görülmektedir (Picci, 2011: 49). İnsanlar, çoğunlukla kendilerine zarar gelmeyeceğini; ilgi, istek, çıkar ve yararlarının önemsendiğini düşündüğü kişilere ya da kurumlara yönelik güven algısı geliştirmektedirler. Güven genellikle bireysel deneyimlere dayanmaktadır. Kişiler güven oluşumunda deneyimleri sonucunda edindikleri bilgileri kullanmakta; kimin ve neyin güvenilir olduğuna karar vermektedirler (O Hara, 2004: 75). Güvenin oluşması kısa sürede gerçekleşmemekte; uzun yıllar boyunca kişi ve kurumlara yönelik edinilen deneyimler sonucu oluşan güven ya da güvensizlik durumu, bu deneyimlere yönelik gerçekleştirilen algısal değerlendirmelerin sonucu olarak ortaya çıkmaktadır. Güven durumunun, sadece geçmiş deneyimlerle ilişkilendirilemeyecek kadar geniş bir etki gücü bulunmaktadır. Güven, kişilerin, güvenilenin gelecek dönemde gerçekleştireceği faaliyetlere ilişkin beklentilerini ve tahminlerini de şekillendirici bir etkiye sahiptir. Güven, başkalarının bize karşı gelecekte destekleyici bir tarzda davranacağına ilişkin güçlü bir beklentiyi de kapsamaktadır. Bu durum, geçmişte, bu beklentiye dayanak olacak birtakım deneyimlerden kaynaklanmaktadır (Moloney, 2005: 552). İnsanlar, deneyimleri doğrultusunda güven algısına sahip olduklarında, gelecekte de güvenilenin aynı iyi niyet, destek ve yarar sağlayacak şekilde davranacağına ilişkin bir beklentiye de girmektedirler. Güvenin oluşmasının ardından, beklentilerin geçmişte umulan gibi gerçekleşmesi halinde de güvenin korunması söz konusu olmaktadır. 55 H.Boztepe / Halkla İlişkiler Perspektifinden Güven Kavramı Güven kavramına getirilen çeşitli tanımların birbirinden farklı unsurlar taşımasına rağmen, tüm tanımlamalarda, güvenin anlamında riskin oynadığı merkezi role dikkat çekildiğini belirten Secor ve O Loughlin, güvenden bahsederken genellikle, risk koşulları altında bireylere ve kurumlara inanma ve itimat etme durumlarına atıfta bulunulduğuna dikkat çekmektedir (2005: 68). Güven, ilişki ve iletişim yönetiminde riski azaltma fonksiyonunu yerine getirmektedir. Her insan ve kurum, güven gibi oldukça önem taşıyan bir değere sahip olmayı istemekte ve buna yönelik faaliyetlerde bulunmaktadır. Geçmiş deneyimler doğrultusunda bu değerin elde edilmesi, yani güven oluşumu söz konusu olduğunda; risk, kriz ya da belirsizlik durumlarının ortaya çıkması halinde, güvenilen tarafa olan inanç ve itimadın aynı şekilde devam etmesi söz konusu olmaktadır. Çünkü güvenen taraf, güvenilen tarafın olumsuz durumlarda dahi aynı iyi niyeti, desteği ve yararı sağlayacağına ilişkin bir algıya da sahip olmaktadır. Güven, toplumsal açıdan bir düzenin ortaya çıkması ve korunması açısından önemli bir fonksiyonu da yerine getirmektedir. İnsanlar genellikle güvenmedikleri insanlarla bir arada bulunmayı istememekte, güvenmedikleri kişi ve kurumlarla iletişim kurmaktan kaçınmaktadırlar. Güvenin insanların ortak bir yaşamı paylaşma, karşılıklı etkileşimler yoluyla bu yaşam alanını düzenleme gibi birtakım fonksiyonları yerine getirdiği söylenebilmektedir. Sztompka, güven kavramının tanımı olarak Barber ın 1983 yılında yayınlanan Güvenin Mantığı ve Sınırları isimli kitabında yer alan, güven; sosyal ilişkilerde ve sosyal sistemlerde birlik, beraberlik ile dayanışmayı sağlayan ve sürdüren birleştirici bir mekanizmadır ifadesine başvurmaktadır (2000: 102). Bu tanımda da vurgulandığı gibi; güven insanları bir arada tutmayı sağlayan, toplumsal düzeninin ortaya çıkması ve sürdürülmesinde etkili olan önemli bir unsurdur. Güven, sosyal uyumun en temel göstergesidir. Toplumsal açıdan etkileri düzen oluşturma ve korumanın ötesine geçen güven kavramı kamusal tartışmalarda ve akademik analizlerde popüler bir konu haline gelmeye başlamıştır. Gelişmiş ülkelerde ortaya çıkan bu ilgi devlet yönetim kurumlarına ve kamu yönetimi profesyonellerine olan güvenin azalması ile ilişkilidir. Güven, sermaye yatırımı, ilişki pazarlama, kültürler arası iletişim ve çeşitli işbirliği biçimlerini etkileyen ana faktör olarak da tanımlanabilmektedir (Paliskiewicz, 2011: 315). Güven kavramına halkla ilişkiler açısından bakıldığında ise, halkla ilişkilerin tanımlanmasında güvenin sahip olduğu öneme dikkat çekildiği görülmektedir. Kişi, kurum ve kuruluşların hedef kitleleriyle olan iletişim süreçlerinin strateji temelli biçimde yönetilmesi olarak tanımlanabilecek halkla ilişkiler uygulamalarının en temel amacı; hedef kitlelerle karşılıklı anlayış, iyi niyet ve güveni içeren uzun vadeli ilişkilerin oluşturulması, sürdürülmesi ve korunmasıdır. Güven oluşturma halkla ilişkilerin sıkça bahsedilen amaçlarından biridir. İlişki oluşturma ve sürdürmeyle ilişkili olan halkla ilişkilerde güven, başarılı ilişkiler için anahtar konumdadır. İtimat, inanma ve doğruluk kavramlarını kapsayan güven oldukça değerlidir ve bir kez zedelendiğinde tamamen onarılması pek mümkün olamamaktadır (Tench ve Yeomans, 2006: 298). Güvenilir olabilmek uzun bir zaman içinde elde edilebilen, diğer yandan çok kısa sürede yitirilebilen bir değerdir (Karatepe, 2008: 84). Uzun zaman boyunca gerçek- 56 İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Dergisi, 2013/II leştirilen çabalar sonucu ortaya çıkan güven, kurumların tüm faaliyetlerinde aynı tutarlılık içinde davranmasını da zorunlu kılmaktadır. Kurumların, her karar ve eylemlerinin, hedef kitlelerde güven tesis etmeye yönelik olarak aynı tutarlılığa sahip olması sonucu hedef kitle güveni oluşmakta; aynı tutarlılığın sürdürülmesi halinde ise güvenin korunması mümkün olmaktadır. Halkla ilişkiler için ilişkisel bir paradigma önerisi yaptığı çalışmasında Ledingham; karşılıklı anlayış ve fayda üretebilmek için, kurum ve kamuların ortak çıkar ve paylaşılan hedeflerinin belirlenmesinin ve onlara odaklanmada yönetimin tipi ve sürecinin çok etkili olduğu belirtmektedir (2009: 133). Halkla ilişkilere yönelik ortaya konan tanımlar ilişki oluşturma, kurum ve hedef kitleleri arasındaki iletişimi yönetme ve oydaşma oluşturma kavramlarını kapsamaktadır (Daugherty, 2001: 391). Kurumların hedef kitleleriyle olan ilişki oluşturma süreçlerinde, karşılıklı anlayış ve fayda üretebilmeleri ve fikir birliğini sağlayabilmeleri için yönetimin de bu bakış açısına sahip olması ve halkla ilişkiler faaliyetlerini bu doğrultuda yönlendirmeleri gerekmektedir. Hedef kitlelerde güvenin oluşmasını hedefleyen halkla ilişkiler uygulamalarının çift yönlü simetrik iletişim yaklaşımına uygun olması, kurumla hedef kitle arasında karşılıklı diyalogu, uyumu ve uzlaşma kültürünü esas alması önem taşımaktadır. Çift yönlü simetrik iletişim modeli, Grunig ve Hunt tarafından ortaya konan basın ajansı / tanıtım, kamuyu bilgilendirme, iki yönlü asimetrik model ve iki yönlü simetrik modeli kapsayan dört halkla ilişkiler modelinin sonuncusudur (Grunig ve Hunt, 1984). Çift yönlü simetrik iletişim, temel hedef kitlelerle anlayışı geliştirmek için iletişimi kullanan araştırma temelli halkla ilişkiler uygulamaları olarak tanımlanmaktadır. Çift yönlü simetrik iletişimin amacı; kurumun tek yönlü ikna edici iletişimi kullanarak kurumun güçlenmesini sağlama ve amaçlarını paydaşlarına zorla kabul ettirmesinden ziyade, kurumların ve hedef kitlelerin birbirlerinin karşılıklı yararlarına adapte olması ve birbirlerine uyum sağlamasıdır (Searson & Johnson: 2010, 121). Halkla ilişkiler disiplini kapsamında ortaya konan akademik çalışmalarda genellikle özel sektör kuruluşları üzerine bir yoğunlaşma olduğu görülmekte; kamu kurumları tarafından gerçekleştirilen halkla ilişkiler uygulamalarına yönelik çalışma ve araştırmaların azlığı dikkat çekmektedir. Ancak, kamu kurumları tarafından gerçekleştirilen halkla ilişkiler çabalarının akademik çalışmalara konu edilmesi ve çeşitli araştırmalar ile kamu kurumlarının halkla ilişkiler anlayışının ortaya konması önem taşımaktadır. Böylelikle, kamu kurumlarının halkla ilişkiler yaklaşımlarındaki doğru ya da yanlış noktalar tespit edilebilecek ve bu kurumların halkla ilişkiler uygulamalarına yönelik çeşitli önerilerin geliştirilmesi yoluyla da kurumsal amaçlarına ulaşmaları yönünde katkılar sağlanabilecektir. Halkla ilişkiler literatüründe, çağdaş halkla ilişkiler uygulamalarının kurum hedef kitle ilişkilerinde karşılıklı anlayış, uyum ve yararı oluşturmayı hedeflemesi gerektiği ve çift yönlü simetrik iletişime dayanması yönündeki görüşlerin yoğunluk kazandığı bilinmektedir. Ancak kamu kurumlarının hâlâ karar, politika ve hizmetlerini sadece hedef kitlelerine tanıtabilmek için halkla ilişkiler uygulamalarına başvurduğu ve kamuyu bilgilendirme modeli kapsamında değerlendirilebilecek çabalar gerçekleştirdiği de dikkat çekmektedir. 57 H.Boztepe / Halkla İlişkiler Perspektifinden Güven Kavramı Kamu kurumlarının hedef kitleleriyle olumlu ilişkiler tesis edebilmesi için karar, politika, faaliyet ve hizmetlerini hedef kitlelerine tek yönlü iletişim süreci ile anlatması değil; karar, hizmet ve uygulamaların şekillendirilmesi aşamasında, hedef kitle gereksinim, görüş, önerilerini tespit edebilmek için hedef kitlesini tüm yönleriyle tanımaya yönelik araştırmalar gerçekleştirmesi ve çift yönlü simetrik iletişim anlayışını benimsemesi gerekmektedir. Günümüzde kuruluşların etkinlikte bulundukları çevrelerinde çok hızlı ve sürekli ekonomik, sosyal değişiklikler ve gelişmeler olmaktadır. Çevredeki bu değişiklikler karşısında kuruluşların varlıklarını sürdürebilmesi için başarılı ve etkili bir biçimde yönetilmeleri gerekir. Bunun gerçekleştirmenin yollarından biri de çevredeki çıkar ve baskı grupları adı verilen müşteriler, sendikalar, rakip kuruluşlar, devlet ve diğer kamu otoriteleri, meslek kuruluşları, gönüllü kuruluşlar vb. gibi güçlerle iyi ilişkiler kurmaktır. Kuruluşların başarısı için, söz konusu toplumsal grupların çıkarlarının, isteklerinin ve tepkilerinin gözetilerek onların güven ve desteklerinin sağlanması gereği gittikçe önem kazanmaktadır (Özdönmez et al., 1999: 8-9). Kurumların faaliyetlerini etkileyen ve faaliyetlerinden etkilenen hedef kitlelerin ilgi, gereksinim ve isteklerinin dikkate alınmadığı bir yönetim yaklaşımının söz konusu olduğu kurumların, varlıklarını sürdürmeleri ve amaçlarına ulaşmaları pek mümkün olamamaktadır. Bu nedenle de halkla ilişkilerin en temel amaçlarından biri olan hedef kitlelerde güven oluşturma, kurumların başarılı biçimde hedeflerine ulaşabilmesi açısından son derece önem taşımaktadır. Kurumların ve hedef kitlelerin toplumsal sistemin birer parçası olarak birbirlerinin üzerinde karşılıklı etkiler ortaya koyarak bu yolla modern toplumu biçimlendirdiği bilinmektedir (Crable & Vibbert, 1986: 243). Bu açıdan bakıldığında, toplumsal sistemde kamu güveninin sağlanmasına gereken özenin gösterilmesi gerektiğine vurgu yapılmalıdır. Güvenin iletişim alanı açısından karmaşıklığı azaltıcı bir mekanizma olduğunu söyleyen Bentele ve Seidenglanz a göre güven; genellikle geçmiş olaylara ilişkin deneyime dayanan bilgilerden hareketle oluşan, gelecek faaliyetler hakkında tahmin yapılmasını sağlayan ve ortaya çıkabilecek riski azaltan bir mekanizma olarak tanımlanabilmektedir. Düşünürler kamu güvenini de; kamu tarafından görünür aktörlere, sistemlere yönelik (sos
Search Related
We Need Your Support
Thank you for visiting our website and your interest in our free products and services. We are nonprofit website to share and download documents. To the running of this website, we need your help to support us.

Thanks to everyone for your continued support.

No, Thanks
SAVE OUR EARTH

We need your sign to support Project to invent "SMART AND CONTROLLABLE REFLECTIVE BALLOONS" to cover the Sun and Save Our Earth.

More details...

Sign Now!

We are very appreciated for your Prompt Action!

x