Please download to get full document.

View again

of 31
All materials on our website are shared by users. If you have any questions about copyright issues, please report us to resolve them. We are always happy to assist you.

ATATÜRK DÖNEMİNDE BALKAN POLİTİKASI ( ) İçindekiler Tablosu. Giriş İkili İlişkiler Çerçevesinde Türkiye ve Balkan Devletleri...

Category:

Law

Publish on:

Views: 37 | Pages: 31

Extension: PDF | Download: 0

Share
Related documents
Description
İçindekiler Tablosu Giriş İkili İlişkiler Çerçevesinde Türkiye ve Balkan Devletleri Türkiye-Yunanistan İlişkileri Türkiye-Bulgaristan İlişkileri Türkiye-Romanya İlişkileri...
Transcript
İçindekiler Tablosu Giriş İkili İlişkiler Çerçevesinde Türkiye ve Balkan Devletleri Türkiye-Yunanistan İlişkileri Türkiye-Bulgaristan İlişkileri Türkiye-Romanya İlişkileri Türkiye-Yugoslavya İlişkileri Türkiye-Arnavutluk İlişkileri Avrupa da Meydana Gelen Gelişmeler ve Balkanlar a Etkileri Balkan Birliği ni Kurma Çabaları Balkan Paktı Balkan Paktı nın Çözülmeye Başlaması ve Sonu Sonuç Dipnotlar Yrd. Doç. Dr. Hikmet ÖKSÜZ Karadeniz Teknik Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi / Türkiye Sayfa No: 1 Giriş ATATÜRK DÖNEMİNDE BALKAN POLİTİKASI Türkiye Cumhuriyeti, kuruluş tarihi olan 1923 yılından itibaren, belirli temel hedefleri izleyen, istikrarlı 1 ve sağduyulu bir dış politika izlemiştir. Cumhuriyet döneminde Türk dış politikasının esasları Atatürk tarafından belirlenmiş ve şekillendirilmiştir. Laikliği esas alan ve demokratik bir sistemi ülke içinde geliştirmeye çalışan Türkiye, 2 önemli devrim ve kalkınma hareketlerine girişmişti. Devrimlerin başarıya ulaşabilmesi için yurt içinde olduğu kadar uluslararası alanda da barış ortamına ihtiyaç vardı. 3 Birinci Dünya Savaşı sonrasında uluslararası politikaya galipler ve mağluplar arasındaki kutuplaşma egemen olmuştur. Galipler yeni tesis edilen uluslararası düzenin her ne pahasına olursa olsun devamını savunurlarken, mağluplar kendilerine dikte ettirilen ağır şartlara tepkiliydiler. 4 İşte böyle bir ortamda dünya o günkü uluslararası düzenin değişmesinden yana olan (revizyonist) ve değişime karşı olan (anti revizyonist) devletler olarak iki kampa ayrılmıştı. Böyle bir uluslararası ortam içinde Türkiye yi yönetenler duygusal davransaydılar revizyonist kampa katılmak için gerekçeler bulabilirlerdi. Ancak, Atatürk yönetimi Türkiye nin sınırlarını yeterli kabul ederek ülkeyi yeni maceralara sürükleyebilecek tutumlardan kaçınmış, 5 uluslararası hukuka ve işbirliğine saygı göstermenin yanı sıra, gerçekçi bir dış politikanın da yürütücüsü olmuştur. Misak-ı Millî hedefleri çerçevesinde düşman işgaline son vererek bağımsızlığını kazanan Türkiye, Yurtta Barış Dünyada Barış ilkesi doğrultusunda başta komşuları olmak üzere tüm ülkelerle, birbirlerinin egemenlik, toprak bütünlüğü ve bağımsızlığına saygı kuralları içinde iyi ilişkiler geliştirmeyi esas almıştır. Atatürk hararetli bir barış taraftarı olmakla beraber, barış meselesinde hiç de hayalci olmamıştır. Yani, her ne pahasına olursa olsun barış isteyen bir pasifist değildir. Atatürk ün barış politikası, güvenlik kavramı ile iç içedir. Barış politikası, Türkiye nin güvenliği politikası ile daima beraber yürümüştür ten 1930 lu yılların başına kadar Türkiye nin dış politikası Lozan Antlaşması nın etkisi altında kalmıştır. Bu süre içinde Türkiye nin dış ilişkileri uluslararası ilişkilerin genel seyrinden çok, tek tek devletlerin Türkiye ye karşı izledikleri politikaya ve davranışlara göre düzenlenmiştir lu yılların başından 1938 e kadar geçen devrede ise Türkiye, komşusu olan veya olmayan bütün devletlerle iyi ilişkiler kurmuş ve uluslararası camia içinde diğer bağımsız devletler gibi eşit bir statü kazanmıştı. Bu dönemde uluslararası ilişkilerde yeni görülen gelişmeler Türkiye nin daha aktif bir dış politika izlemesini gerektirmişti yılları arası dönemde Türkiye genel barışa önem verdiği kadar bölgesel barışa da büyük önem vermiştir. Çünkü bölgesel barış Türkiye nin güvenliği açısından birinci derecede öneme sahipti. Bölgesel barışta Türkiye için en öncelikli bölge Balkanlar dı. Bir Balkan ülkesi olan Türkiye, Balkanlar la tarihten kaynaklanan yakın ilişkilere sahiptir. Türkiye, Misak-ı Millî esaslarına sadık kalarak sınırları dışında kalan Balkanlar daki eski toprakları üzerinde hak iddia etmemiş, Lozan Antlaşması nda belirlenen statükonun korunmasını Balkanlar da izlediği politikanın temeli yapmıştır. 8 Milliyetçilik duygusunun ağır bastığı, Ortodoks Kilisesi nin etkin olduğu ve ekonomik gerginliğin hat safhada olduğu Balkanlar da 9 imparatorluk kalıntıları üzerinde kurulan ulus Sayfa No: 2 devletler, sosyal ve etnik sorunlarla da uğraşmak mecburiyetinde kalmışlardır. 10 Bundan dolayı bir mozaik görünümünde olan Balkan ülkeleri arasında bir birlik oluşamadığı gibi komşu devletler arasında bir veya birkaç problem hep gündemde kalıyordu. Lozan Antlaşması ile Balkan ülkeleri ile olan sınırlarını büyük ölçüde halleden genç Türkiye Cumhuriyeti, Balkan ülkeleri ile karşılıklı saygı ve güvene dayanan iyi komşuluk ve işbirliği sürecini başlattı. 11 Bu çerçevede Balkan ülkeleri ile uzun bir süreden beri kesilmiş olan ilişkilerini yeniden kurmak için Türkiye, Arnavutluk ile 15 Aralık 1923 te Ankara da; Bulgaristan ile 18 Ekim 1925 te Ankara da Dostluk Antlaşması ve Yugoslavya ile 28 Ekim 1925 te Ankara da Barış ve Dostluk Antlaşması nı imzalamıştır. 12 Türkiye, 1930 da Yunanistan ile olan sorunlarını çözdükten sonra Balkanlar da iyi ilişkiler içinde olmadığı devlet kalmamıştı yılları arasında Balkan Konferanslarının toplanmasında ve 9 Şubat 1934 te Balkan Paktı nın imzalanmasında Türkiye etkin bir rol oynamış ve Balkanlar da güvenlik sistemi oluşturma çabalarını yoğunlaştırmıştır İkili İlişkiler Çerçevesinde Türkiye ve Balkan Devletleri Lozan Barış Antlaşması ile varlığını uluslararası arenada kabul ettiren Türkiye, tarihinin ve coğrafyasının kendisine yüklemiş olduğu sorumluluğu yerine getirebilmek için içeride güçlü ve çağdaş bir devlet olma yolunda adımlar atarken, dışarıda da barışa katkıda bulunabilmeye yönelik roller üstlenmiştir. 19. yüzyılda başlayıp 20. yüzyılın ilk çeyreğine kadar geçen sürede imparatorluklar coğrafyasından ulus-devletler coğrafyasına dönüşen Balkanlar da bir türlü sağlanamayan istikrarı ve barışı sağlayabilmek ve bunu bölgesel iş birliğine dönüştürebilmek için Türkiye samimi ve yapıcı bir uğraş vermiştir. Bu çerçevede Balkan devletleri ile olan ikili ilişkilerini kaygan zeminlerden çıkartıp sağlamlaştırmaya çalışırken, aynı zamanda ön yargılardan uzak ve bütün Balkan devletlerine eşit mesafede bir politikanın takipçisi olmuştur Türkiye-Yunanistan İlişkileri Atatürk döneminde Türkiye 1930 ların başlarına kadar hiç bir ittifaka dâhil olmamıştı. Ancak 1929 ekonomik bunalımına bağlı ve Avrupa daki gelişmelere paralel olarak yeni bir yol tercih edildi ların başlarında Balkanlar da daha geniş anlamda bölgesel iş birliğine dayalı antlaşmalar yapma yolunda atılan adımlar Türk dış politikasının esasını teşkil ediyordu. Türkiye nin Balkanlar a yönelik başlatmış olduğu yeni politikanın ilk ayağı Yunanistan ile Lozan dan kalan sorunlarını çözmek olmuştur. Nüfus Mübadelesi sorunu ve Türkiye den kaçan rejim muhaliflerinin Yunanistan da yuvalanması 1923 ten 1930 yılına kadar Türk- Yunan ilişkilerinin düzelememesinin en belirgin sebeplerini oluşturur. 15 Ancak, 1920 li yılların sonlarına doğru Türk-Yunan ilişkileri yumuşamaya başlamıştır. Türk- Yunan ilişkilerinin yumuşamasında ve iş birliği zemininin oluşmasında İtalya önemli bir rol oynamıştır. Çünkü İtalya, bu dönemde Doğu Akdeniz de bir ittifak sistemi kurmak istiyordu. Bu sistemin içine bölgenin iki önemli devletini Türkiye ve Yunanistan ı da almak istiyordu. 16 İtalya, Türkiye ile Yunanistan arasında Dostluk ve Tarafsızlık Antlaşması yapılmasını ve iş Sayfa No: 3 birliğine bir süre sonra Bulgaristan ın da alınmasını istiyordu. Böylece İtalya, Balkanlar ın güneyinde oluşacak bu sistemle Küçük Antant a (Yugoslavya, Romanya, Çekoslovakya) karşı bir denge kurmuş olacaktı. 17 Batılı devletlerle ilişkilerini yeniden düzenlemek isteyen Türkiye, bu teklife sıcak baktı ve antlaşmaların ayrı ayrı yapılmasını uygun buldu. Zaten Bulgaristan ın kabul etmemesi yüzünden Bulgar-Yunan Antlaşması da gerçekleşemiyordu yılında Venizelos un tekrar siyasete dönmesi Yunanistan ın dış politikasında önemli bir değişiklik yarattı. Venizelos, Türkiye ve Yunanistan arasında nüfus mübadelesi tartışmasının yararsız olduğunu düşünmeye başlamıştı. 19 Zaten Bulgaristan ın izlemekte olduğu revizyonist tutum Yunanistan ın Türk dostluğuna olan ihtiyacını arttırmaktaydı. 20 Uzun ve yorucu bir şekilde süren tartışmalar 10 Haziran 1930 tarihinde yapılan Ankara Antlaşması ile sonuçlandı. Böylece geldikleri tarih ve doğdukları yer ne olursa olsun İstanbul daki Rumlar ile Batı Trakya daki Türkler etablis 21 kapsamına alınarak mübadele dışı tutulmuşlardır. Konuyla ilgili olarak İsmet Paşa, TBMM de yapmış olduğu konuşmasında şöyle bir değerlendirmede bulunmuştu: Etablis meselesinden birçok fedakarlık yapmışız. İstanbul da bulunan mübadillerden bir kısmı daha gitmek lazım gelirken kalmış olabilir. Amma nihayet insanların gidip gelme meselesi de birçok ızdırap ve hazin bir mevzudur. Sırf vatandaş nokta-i nazarından ve beşeri olarak söylüyorum: Buradaki kâr veya zarar uzun boylu münakaşa, mütalaa edilecek bir mesele değildir. Ve bilhassa böyle uzlaşma günlerinde, havanın yumuşayacağı günlerde vatandaşlara bir kısmı az veya fazla kaldığı gibi bir nazar atfı asla caiz değildir. Şimdi size işin siyasî cihetini söylemeliyim. Bu itilafname yalnız iki tarafın vatandaşlarına taalluk eden bir mesailin tasfiyesini ifade etmiyor. İki taraf da alışılmış uzun mücadelelerin uyuşma ile bitmesini, rıza ve muvaffakatla tarafeynin yek diğerini memnun ederek anlaşmasını ve geçmiş hesapların tasfiye edildiğini gösteriyor. Mesele bilhassa bu nokta-i nazardan mütalaa edilmelidir. Yunanistan ile bizim münasebatımızda bizi ihtilaflı ve ayrı ve menfaatlarımızı zıt bulunduracak bir mahiyet ve bir sebep yoktur. 22 Böylece Türk-Yunan Ahali Mübadelesi işinin tasfiyesi hakkındaki 10 Haziran 1930 tarihli antlaşma nın bağlanması Türkiye ile Yunanistan arasında geniş ölçüde anlaşma zemini hazırlamıştı. 23 Kısa bir süre sonra Yunan Başbakanı E. K. Venizelos, 27 Ekim-1 Kasım 1930 tarihleri arasında Ankara yı ziyaret etmiş ve bu ziyaret sırasında imzalanan 30 Ekim 1930 tarihli antlaşmalarla, Türk-Yunan dostluğunun temelleri atılmıştır dan başlayarak Türk-Yunan ilişkilerinde bir yakınlaşma ve iş birliği döneminin açılması, kuşkusuz, bu iki ülkenin liderlerinin tutum ve niyetleri ile de bağlantılıydı. Atatürk, yeni bir Balkan politikasını başlatmak üzereydi ve bunun ilk adımının, Yunanistan la birlikte atılması gerektiğini düşünüyordu. Yunanistan da ise, uzunca bir aradan sonra, 1928 de, artık olgun bir Venizelos yeniden Yunan politikasına yön veren önder konumuna gelmişti ve başlıca amacı, iktisadi ve toplumsal güçlükler yaşayan Yunanistan ı, bütün komşularıyla iyi ilişkilere kavuşturmaktı. 25 Türk-Yunan dostluğunun bu şekilde gelişmesi Balkanlar ın politik havasını da değiştirmiştir. O zamana kadar Avrupa nın barut fıçısı sayılan bu bölgede artık dostluk ve iş birliği havası esmeye başlamıştı. 26 Türk-Yunan dostluğu Venizelos un başbakanlıktan ayrılmasından sonra 27 da devam etmiştir. Yeni Başbakan Çaldaris ve Dışişleri Bakanı Maximos 1933 Eylülü nde Ankara yı Sayfa No: 4 ziyaret etmişler ve 14 Eylül 1933 günü iki ülke arasında İçten Antlaşma Paktı imzalanmıştır. 28 Türk-Yunan yakınlaşması Avrupa nın büyük devletlerinin bloklaşmaya başladıkları bir dönemde Balkan devletlerini bir araya getirerek Balkan Birliği nin temelini oluşturmuş ve 9 Şubat 1934 te Balkan Paktı nın imzalanmasına vesile olmuştur. Böylece Türkiye ve Yunanistan, ikili antlaşma bağlarından ayrı olarak, bir de çok yanlı bir bağlaşmanın ortakları oluyorlardı. 29 Atatürk döneminde Türkiye ile Yunanistan arasında imzalanan son antlaşma 30 Ekim 1930 tarihli Dostluk ve 14 Eylül 1933 tarihli İçten Antlaşma Paktı na ek olarak akdedilen 27 Nisan 1938 tarihli Antlaşmadır. 30 Kısa sayılabilecek bir süre içerisinde gerçekleştirilen bu antlaşmalar ile Türkiye ile Yunanistan arasındaki tarihi rekabet sona eriyordu. 31 Avrupa nın İkinci Dünya Savaşı na doğru sürüklendiği bir ortamda Türkiye ile Yunanistan ın barış ve uzlaşma örneği sergilemesi genel ve bölgesel barış adına son derece önemli ve olumlu bir gelişmeydi Türkiye-Bulgaristan İlişkileri Türk-Bulgar ilişkileri, Balkan Savaşları ndan sonra normale dönmüş ve Birinci Dünya Savaşı sırasında iki taraf aynı ittifak içerisinde yer almıştı. Birinci Dünya Savaşı ndan yenik çıkan ve 1919 da Neuilly Barış Antlaşması nı imzalayan Bulgaristan, zor şartlarda olmasına rağmen Türk Kurtuluş Savaşı na sınırlı destek verdi. 32 Alexandre Stambulisky Hükümeti, Ankara hükümetine 1921 in başlarından itibaren Sofya da resmi bir temsilcilik bulundurma imkânı tanımıştı. 33 Alexandre Stambulisky Hükümeti ( ) zamanında Bulgaristan da yaşayan Türkler - azınlık statüsünde- tarihlerinin en iyi dönemini yaşamışlardı. Ancak 9 Haziran 1923 ihtilali ile Stambulisky Hükümeti devrilince, Bulgaristan da yaşayan Türklerin durumları yeniden kötüleşmeye başlamıştı. 34 Lozan dan sonra iki komşu ülke arasında gelişen iyi komşuluk ve dostluk arzusu 1925 yılında savaş sonrasının ilk Dostluk Antlaşması nın imzalanmasını sağlamıştır. Yürürlüğe giren Türk-Bulgar Dostluk Antlaşması, Türkiye nin pek çok devletle yaptığı üzere iki devlet arasında bozulmaz bir dostluk ve Devletler Hukuku ilkelerine uygun biçimde diplomasi ilişkileri kurulacağını, bir Ticaret, bir Oturma ve bir Hakem Antlaşması yapılacağını belirtmekteydi. 35 Yurtta Barış Dünyada Barış ilkesine uygun olarak Türkiye bütün komşuları ile dostluk ilişkileri kurma ve geliştirme politikası gütmekteydi. Bu çerçevede Türkiye nin Yunanistan ve Yugoslavya ile ilişkilerini iyileştirmesi, Bulgaristan ın hoşuna gitmemiştir. Fakat Türkiye, politikasına sadık kalarak Bulgaristan ı tedirgin etmeyecek şekilde davranmış ve 6 Mart 1929 tarihinde Türkiye ile Bulgaristan arasında Tarafsızlık, Uzlaştırma, Yargısal Çözüm ve Hakemlik Antlaşması imzalanmıştır. Bu antlaşma 1925 Türk-Bulgar Dostluk Antlaşması ile kurulan bağları daha da kuvvetlendirmişti yılında Bulgaristan Başbakanı Muşanov un Ankara yı ve 1933 yılında İsmet Paşa başkanlığındaki bir heyetin de Sofya yı ziyareti iki ülke arasındaki ilişkileri iyi bir havaya sokmuştur. 37 Türkiye, Balkan Paktı görüşmeleri sırasında Bulgaristan ı da bu birliğe katmak için samimi bir gayret göstermiş, ancak istenilen sonuç alınamamıştı. Konuyla ilgili Sayfa No: 5 olarak Dışişleri Bakanımız Tevfik Rüştü Aras ın yorumu şöyleydi: Türkler, Bulgarlar ın Balkan Birliği ne katılmalarını can-ı gönülden istiyor; bu maksatla Bulgarların memnun edilmesi için Yugoslavların ve Rumenlerin tavizlerde bulunmasını bile diliyordu. Birinci Dünya Savaşı ndan Bulgarların az çok yaralı çıktığı bilindiği için, bunun ne anlama geldiğini de Türkler iyi bildiği ve herkesten daha iyi anladığı için onlara iyi davranmayı sürdürüyordu yılında Sofya da, Sofya Metropoliti nin başkanlığı altında kurulan Trakya Komitesi nin yayınlamış olduğu beyannamede dünya durdukça ve Bulgaristan yaşadıkça Trakya üzerindeki Bulgar iddiaları devam edecektir şeklindeki ifade 39 ve bazı Bulgar gazetelerinin Doğu Trakya üzerindeki tahrikleri 40 iki ülke arasında soğukluk yaratmıştır. Ayrıca 1935 te, darbe ile kurulan diktatörlük yönetiminin Bulgaristan da yaşayan Türklere baskı uygulaması 41 da iki ülke arasındaki ilişkilere olumsuz bir şekilde yansımıştır. Ancak, çok geçmeden iki ülkenin üst düzey yöneticilerinin basın yoluyla yapmış oldukları açıklamalar gerginleşmeye başlayan havayı yumuşatmış; Başbakan İsmet İnönü ile Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü Aras ın Yugoslavya dan dönüşlerinde 20 Nisan 1937 tarihinde Sofya yı ziyaret etmeleri bunu pekiştirmiştir. 42 Türkiye nin takip etmekte olduğu Balkan Diplomasisi nin devamlılığı çerçevesinde Mayıs 1938 de Başbakan Celal Bayar ve Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü Aras Yunanistan ve Yugoslavya dan sonra Bulgaristan ı ziyaret ederler. Onlar, Çar Boris ve Başbakan Köseivanof ile Bulgaristan ın silahlanmasını sınırlayan hükümlerin kaldırılması ve Balkan Paktı na mensup diğer ülkelerle ilişkilerinin iyileştirilmesine yönelik görüşmelerde bulunurlar. Bulgaristan, Türkiye nin girişimini memnuniyetle karşılar ve Bulgaristan ile Balkan Paktı Konseyi arasında bir dizi görüşmelerden sonra 31 Temmuz 1938 de Selanik Antlaşması imzalanır. Bu antlaşma gereğince, Bulgaristan ın silahlanmasına konulan sınırlamalar kaldırılıyor; Bulgar-Türk ve Bulgar-Yunan sınırları boyunca silahsızlandırılmış olan bölge kaldırılıyor; Bulgaristan ve Balkan Paktı nın diğer üyeleri, kendi karşılıklı ilişkilerinde kuvvete başvurmama yükümlülüğünü üstleniyorlardı. 43 Balkanlar da Bulgaristan ile en iyi ilişkiler içerisinde olan ve toprak sorunu olmayan Türkiye, Bulgaristan ı da Balkan Birliği ne katarak Balkanlar ı yanaşmakta olan İkinci Dünya Savaşı nın dışında tutmaya çalışmıştır Türkiye-Romanya İlişkileri Dış politikada bağımsızlığına kayıtsız ve şartsız saygı gösterilmesi şartıyla bütün dünya ile iyi geçinmek ve barışa hizmet etmek amacında olan Türkiye, Lozan Barış Antlaşması ndan sonra Romanya ile iyi ilişkiler içerisine girmiştir. 44 Romanya, Birinci Dünya Savaşı ndan Müttefiklerin desteği ile çok kazançlı çıkmış ve geniş bir toprağa sahip olmuştu. Bu nedenle statükocular arasında yer almış, Çekoslovakya ve Yugoslavya ile birlikte, Macar revizyonculuğu na karşı Küçük Antant ı yapmıştı. Balkanlar da da Güney Dobruca ve Besarabya konularında Bulgaristan ve Sovyetler Birliği ile problemleri vardı. 45 Lozan dan sonra Türk-Romen ilişkileri karşılıklı saygı çerçevesinde gelişmiş ve Balkanlar da istikrarın korunmasına büyük katkıda bulunmuştur. 46 Türkiye, Yunanistan ile anlaşıp Balkanlar da statükocu bir politika izleyince Romanya ile de doğal olarak Sayfa No: 6 yakınlaşma sürecine girmiştir. İki ülke arasında 1929 da Oturma, Ticaret ve Deniz Ulaşımı Sözleşmesi ve 18 Eylül 1930 da Bükreş te Mezarlıkların Korunmasına İlişkin Antlaşma imzalamıştır Mayıs 1931 tarihinde Bakanlar Kurulu nca 125 lira maaş ve 45 lira tahsisatla boş bulunan Bükreş e birinci sınıf elçi olarak atanan Hamdullah Suphi (Tanrıöver) Bey, uzun yıllar (1944 e kadar) Türk-Romen ilişkilerinin güçlendirilmesine katkıda bulunmuştur. 48 Atatürk ün Balkan ülkeleri arasında dostluk ve iş birliğini geliştirip, Güneydoğu Avrupa da kollektif savunma sistemini kurmaya yönelik politikası 49 Titilescu nun yönlendirdiği Romanya nın dış politikası ile örtüşüyordu. Romanya Dışişleri Bakanı Titilescu, 15 Ekim 1933 te Ankara ya gelmiş ve Türkiye ile Romanya arasında 17 Ekim 1933 tarihinde Dostluk, Saldırmazlık, Hakemlik ve Uzlaşma Antlaşması 50 imzalanmıştı. Bu antlaşma iki ülke ilişkilerini güçlendirmekte ve Balkanlar daki iş birliği ve barış politikasının temel taşlarından birisini teşkil etmekteydi. 51 Bu antlaşma 1934 Balkan Paktı na, 1935 te Köstence Limanı ndan transit için bir protokole ve 1936 yılında Dobruca Türklerinin göçlerini düzenleyen bir sözleşmeye kaynaklık etmiştir. 52 Titilescu nun 1933 teki Ankara ve Tevfik Rüştü Aras ın 1934 teki Bükreş i ziyareti ve temasları 53 Türk-Romen dostluğunu pekiştirmiştir. İki ülke arasındaki dostluk 1936 Montreux Konferansı nda da kendini göstermiş ve Romanya delegasyonu Boğazlar a yönelik Türk isteklerini desteklemiştir. 54 Buna koşut olarak Sovyet Rusya ile Romanya arasındaki Besarabya sorununa da Türkiye nin yapıcı bir katkısı söz konusudur. Birinci Dünya Savaşı ndan beri iki ülke arasında devam etmekte olan Besarabya sorununda Romanya, Türkiye nin dostluğuna güvenerek ve tavsiyelerine uyarak Sovyetler Birliği ile iyi geçinme siyasetine yönelmiştir. Böylece bu sorun kuvvete başvurulmadan halledilme yoluna girmiştir. 55 Ancak, Besarabya konusu İkinci Dünya Savaşı öncesi Romanya ile Sovyet Rusya arasında yine önemini ve hassasiyetini korumaya devam etti. Türk-Romen ilişkileri Titilescu nun görevden uzaklaştırılmasından sonra (1936) da iyi bir atmosferde gelişmeye devam etmiştir yılında Romanya nın yeni Dışişleri Bakanı Victor Antonescu nun Ankara ya yapmış olduğu ziyaret sırasında Atatürk şu değerlendirmede bulunmuştu: Her gün kudreti daha artan bir Romanya yı bütün kalbimizle isteriz. Dostluğumuz o kadar sıkı ve emindir ki, Romanya daha kuvvetli oldukça biz de kendimizi daha kuvvetli addederiz. 56 Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü Aras ın Mayıs 1937 de Bükreş i ve Romanya Kralı Carol un İstanbul u ziyareti Akdeniz meselelerinin canlı olduğu, Lehistan ın (Polonya) Doğu Avrupa da Balkanlar ı da içine alacak şekilde birtakım organizasyonlara giriştiği dönem
Similar documents
View more...
Search Related
We Need Your Support
Thank you for visiting our website and your interest in our free products and services. We are nonprofit website to share and download documents. To the running of this website, we need your help to support us.

Thanks to everyone for your continued support.

No, Thanks
SAVE OUR EARTH

We need your sign to support Project to invent "SMART AND CONTROLLABLE REFLECTIVE BALLOONS" to cover the Sun and Save Our Earth.

More details...

Sign Now!

We are very appreciated for your Prompt Action!

x